Çifte standarttan yakınana bakın
Gazeteci Fatih Altaylı, toplumun sinir uçlarına dokunup yorum ve etkileşim kasmak suretiyle gündeme gelme mühendisliğini bir kez daha ve Deniz Göktaş üzerinden yeniden yaptı.
Bizi bilen bilir insanların dış görünüşü ile ilgili konuşmayız ancak "Dikkat edin! İnsan vücudunda bir et parçası vardır. O iyi olursa bütün vücut iyi olur. O bozulursa bütün vücut bozulur. Bilin ki o, kalptir." Hadis-i Şerif’inde de yer aldığı gibi kalbinin çirkinliği yüzüne vurup sesi, düşüncesi ve duruşu ise eşref-i mahlukat olan insandan ayrılmış Deniz Göktaş’ı aklı sıra vefa göstererek gündeme taşıyan Fatih Altaylı’nın açıklamasında en çok şaşırdığımız nokta ise sözde çifte standarda getirmiş olduğu tepki oldu.
Bakın ne demiş Altaylı:
“Deniz Göktaş’ın tutuklanmasının 11. günü bugün ve adını anan yok.
Deniz’in pek umurunda değildir muhtemelen ama memleketin halini anlamanız açısından hatırlatmak istedim.
Deniz’in tutuklanmasının açıklanan nedeni olmasa da, asıl nedeni “halkın bir bölümünün inandığı dinî değerler ile alay ettiği iddiası.”
Kendisine yönelik sosyal medya linci bu nedenle başladı.
Ancak o günden beri yine sosyal medyada iktidarın ideolojisine yakın hatta dindar ya da dindar görünümlü pek çok komedyenin “din ile”, “İslamiyet ile”, “İslam’ın kuralları ya da şartları” ile dalga geçmek demesek de bu konuları “tiye alan” şovları dolaşıyor.
Öyle şeyler söylüyorlar ki, Deniz’in “Dört kitaptan favorim sonuncusu” demesini dinle dalga geçmek olarak anlayanların, bu şakalar karşısında isyan etmeleri gerekiyor.
Sakın yanlış anlamayın, etsinler demiyorum, böyle şakalar dünyanın her yerinde yapılıyor ve kimse de bu şakaları duyunca dinden, imandan çıkmıyor ama mesele ortadaki çifte standart.
Ama zaten Türkiye’de her şey böyle değil mi. Yolsuzluk konularındaki çifte standart, şaka konusunda mı olmayacak?
Bizdense her şey mubahtır anlayışı, dinî şakalar konusunda mı olmayacak?”
Gazetecilik kariyeri boyunca farklı dönemlerde ve farklı siyasi çevrelerden çeşitli eleştirilere maruz kalan, Özellikle 1990'lı yıllar ve 28 Şubat sürecindeki yayınları nedeniyle vesayetçi medya anlayışına yakın durduğu için eleştirilen, askerî bürokrasiyi desteklediği ve dönemin ana akım medya düzeninin önde gelen isimlerinden biri olduğu konuşulan Fatih Altaylı.
Küçümseyici üslubu, haber ile yorumu iç içe geçirdiği iddiaları, tarafsızlık ilkesinden uzaklaştığı yönündeki değerlendirmeler ve medya patronlarıyla olan ilişkileri de uzun yıllar tartışma konusu olan Fatih Altaylı,
Farklı dönemlerde değişen siyasi tutumları nedeniyle çelişkili açıklamalar yaptığı herkes tarafından bilinen, Türkiye’de gazetecilere duyulan güvenin yıkımında başrol olan Fatih Altaylı,
Ancak yolsuzluk konularında çifte standart olduğundan yakınan yine Fatih Altaylı…
Fatih Altaylı’ya tavsiyemiz odur ki önce bugünün şartlarına ve konjonktürüne göre destek verip sözcülüğü yapmayı seçtiği isim ve kurumları eleştirip gerçeklerin daha kısa sürede ortaya çıkmasına katkı sağlasın. Gazetecilik görevi olarak kamuoyunu bu konularda aydınlatsın.
Eğer bir temizlikten bahsediyorsan, önce kendi kapının önünü temizleyeceksin.
Deniz konusuna gelince, artık şartlar değişti. Fatih Altaylı’nın severek yaşadığı ve etkisinin bin yıl süreceğini beklediği 28 Şubat dönemi geride kaldı.
Bu ülkenin kutsal değerlerini, dinimizi, bizleri güzelleştiren ve daha da değerli hale getiren farklılıklarımızı kullanarak toplum mühendisliği yapan herkese olduğu gibi Deniz denen şahıs da kısa süreli şöhretin ardından unutulacak, yok olacak ve zihniyetini gizleyerek sanat kisvesi altında yürüttüğü kirli faaliyetlerin bedelini hukuken ödemeye devam edecek…