2027 iptal mi?
Türkiye'de seçim tartışmaları yeniden hız kazanırken, kulislerde 2027 sonundan 2028'in ilk aylarına uzanan farklı takvimler konuşuluyor. Seçim tarihinin belirlenmesinde ekonomi başta olmak üzere Terörsüz Türkiye süreci, Cumhur İttifakı'nın hazırlıkları ve siyasi dengeler etkili olacak. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici'nin 'YSK seçim takvimini açıklamadan bir hafta önce bile Meclis seçim kararı alsa Cumhurbaşkanımız yine aday olabiliyor' sözleri ise seçim tartışmalarının en dikkat çekici başlığı oldu.
Haberin Özeti
- • Türkiye'de normal takvimde Mayıs 2028'de yapılması gereken seçimler için kulislerde 2027 sonu ile 2028 başı tarihleri konuşuluyor; ekonomi belirleyici olacak.
- • Ekonomik toparlanmanın zamana yayılmasıyla, gazeteci Abdulkadir Selvi 2027'nin ikinci yarısından itibaren seçim atmosferinin başlayacağını öngördü.
- • BBP lideri Mustafa Destici, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın adaylığı için Meclis'in YSK takviminden bir hafta önce bile seçim kararı alabileceğini belirtti.
Türkiye’de merakla beklenen seçimler için son günlerde Ankara kulislerinde hareketlilik yeniden artarken, seçimlerin hangi tarihte yapılacağına ilişkin değerlendirmeler de dikkat çekiyor.
Normal takvimde 2028 yılının Mayıs ayında yapılması gereken Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin bir hafta dahi öne alınmasının, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığı açısından kritik bir anlam taşıdığı belirtiliyor. Bu nedenle seçim takviminin en temel belirleyicisinin ise siyasi gelişmeler kadar ekonominin seyri olması bekleniyor.
2026 HEDEFLERİ VE 2027 TAKVİMİ YENİDEN MASADA
2026 yılının başlarında Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından bu yılın reform ve ekonomide şahlanış yılı olacağı yönünde verilen mesajlar, yıl içerisinde ortaya çıkan yeni gelişmelerle birlikte farklı bir zemine taşındı. ABD-İran savaşı ve petrol fiyatlarında yaşanan yükseliş başta olmak üzere küresel ölçekte ortaya çıkan yeni riskler, Türkiye ekonomisinin hedeflenen hızda toparlanmasının önündeki önemli başlıklar arasında yer aldı.
Ekonomide beklenen iyileşmenin zamana yayılması, 2027 yılında yapılması beklenen seçimlerin zamanlamasına ilişkin değerlendirmelerin de yeniden ele alınmasına neden oldu. Ankara’da artık yalnızca “seçim olacak mı?” sorusu değil, “ekonomide beklenen tablo ne zaman oluşacak ve seçim hangi noktada yapılacak?” sorusu konuşuluyor.
SELVİ: 2027’NİN İKİNCİ YARISINDA SEÇİM KAZANI KAYNAYACAK
Seçim takvimine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerden biri de gazeteci Abdulkadir Selvi’den geldi. Selvi, 2027 yılının ikinci yarısından itibaren seçim atmosferinin belirgin şekilde hissedileceğini belirterek, “2027 yılının ikinci yarısından itibaren seçim kazanı fokur fokur kaynamaya başlayacak. Cumhurbaşkanı adaylığı, seçim ittifakları ve milletvekili listeleri konuşulmaya başlanacak” ifadelerini kullandı.
Selvi’nin değerlendirmesinde seçim için işaret edilen takvim ise 2027 yılının sonu ile 2028 yılının başı oldu. Bu yaklaşım, seçim tarihinin yalnızca yasal takvim üzerinden değil, siyasi ve ekonomik şartların oluşturacağı uygun zemine göre şekillenebileceği yorumlarını güçlendirdi.
SEÇİMİN ŞİFRESİNİ DESTİCİ VERDİ
Seçim tartışmalarında en dikkat çekici çıkış ise Cumhur İttifakı’nın ortağı Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici’den geldi. Haberler.com’da Olgun Kızıltepe ile Melis Yaşar’ın konuğu olan Destici, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden adaylığı açısından seçim kararının zamanlamasının sanıldığı kadar erken olmak zorunda olmadığını açıkça ortaya koydu.
Destici, “İkincisi, Cumhurbaşkanımızın tekrar aday olabilmesi için Meclis'in seçim kararı alması lazım. Ama bunun için bir süre şartı yok; ‘6 ay önce, bir sene önce alması gerekir’ diye bir zorunluluk yok. YSK, seçim takvimini açıklamadan bir hafta önce bile Meclis seçim kararı alsa, Cumhurbaşkanımız yine aday olabiliyor” dedi.
Bu açıklama, seçim takvimine ilişkin tartışmanın en kritik noktasını da ortaya koydu. Normal şartlarda 2028 yılının Mayıs ayında yapılması gereken seçimlerin birkaç gün dahi öne çekilmesi halinde, Meclis’in seçim kararı üzerinden Erdoğan’ın yeniden adaylığının önündeki anayasal engelin aşılabileceği değerlendirmesi Ankara kulislerinde dikkat çekti.
NORMAL TAKVİMDEN BİR HAFTA BİLE KRİTİK
Destici’nin sözleriyle birlikte seçim tartışmasının merkezine yalnızca 2027 veya 2028 tarihi değil, seçimin normal takvimden ne kadar önce yapılacağı da girmiş oldu.
Buna göre seçimlerin 2028 Mayıs ayındaki olağan takviminden bir hafta dahi önce gerçekleştirilmesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi bakımından kritik bir hukuki zemini beraberinde getiriyor. Dolayısıyla seçim tarihinin 2027 sonuna çekilmesiyle 2028’in ilk aylarında yapılması arasında siyasi sonuçlar bakımından önemli farklar bulunsa da, Erdoğan’ın adaylığı açısından belirleyici olan noktanın Meclis’in seçim kararı alması olduğu görülüyor.
DESTİCİ TARİH VERDİ: MART SONU YA DA NİSAN BAŞI
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici ise değerlendirmesinin devamında kendi seçim tahminini de net bir şekilde açıkladı.
Destici, “Benim seçim tahminim, 2028'in Mart'ının ikinci dönemi ya da Nisan'ın birinci dönemi. Yani Mart 15 ile Nisan 15 arası seçimler yapılır diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
Destici’nin verdiği tarih, normal seçim takviminden yaklaşık bir buçuk ay önceye işaret ederken, Ankara’da konuşulan “erken seçim” senaryosunun 2028’in ilkbaharında gerçekleşebilecek bir seçim üzerinden de şekillenebileceğini ortaya koydu.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE VE CUMHUR İTTİFAKI’NIN SEÇİM MODU
Seçim tarihinin belirlenmesinde ekonomi kadar siyasi zeminin de önemli olması bekleniyor. Terörsüz Türkiye sürecinin hangi noktaya ulaşacağı, Cumhur İttifakı’nın siyasi olarak ne zaman tam anlamıyla seçim moduna gireceği ve ittifakın önündeki hedeflerin ne ölçüde tamamlanacağı seçim takvimine ilişkin değerlendirmelerde belirleyici başlıklar arasında bulunuyor.
Özellikle büyükşehirlerdeki siyasi hareketlilik de yakından izleniyor. Ankara ve İzmir başta olmak üzere AK Parti’ye geçme ihtimali bulunan belediyelerle ilgili gelişmeler, yerel siyasette yaşanabilecek değişimler ve Cumhur İttifakı’nın büyükşehirlerde oluşturacağı tablo, seçim takviminin şekillenmesinde dikkate alınacak siyasi göstergeler arasında değerlendiriliyor.
SAVUNMA, ADALET VE DIŞ POLİTİKA ÖNE ÇIKIYOR
Cumhur İttifakı açısından son dönemde kamuoyunda en fazla karşılık bulan başlıkların başında savunma sanayii, adalet ve dış politika geliyor. Savunma sanayiinde ortaya konulan projeler ve Türkiye’nin dış politikada daha etkin bir aktör haline gelme çabası, iktidarın güçlü olduğu alanlar arasında değerlendiriliyor.
Adalet başlığında ise son dönemde gerçekleştirilen operasyonlar, geçmişte kamuoyunun gündemine gelen faili meçhul dosyaların yeniden ele alınması ve devletin hukuk güvenliği konusunda ortaya koyduğu iradenin vatandaş nezdindeki karşılığı önem taşıyor. Cumhur İttifakı’nın bu alanlarda elde edeceği siyasi karşılığın seçim stratejisinin önemli unsurlarından biri olması bekleniyor.
Buna karşın ekonomide beklenen iyileşmenin henüz istenilen düzeye ulaşmaması, Ankara’da yeni adımların ve bazı önemli değişikliklerin habercisi olarak yorumlanıyor. Özellikle dar gelirli vatandaşların, emeklilerin ve sabit gelirli kesimlerin ekonomik şartlarında kalıcı bir rahatlama sağlanıp sağlanamayacağı, seçim takvimine ilişkin hesabın en kritik ayağını oluşturuyor.
ERDOĞAN’IN HESABI EKONOMİDE TAM İYİLEŞME
Cumhurbaşkanı Erdoğan açısından seçim takviminin temel belirleyicisinin, ekonomide ortaya çıkacak tablo olması bekleniyor. Kulislerdeki değerlendirmelere göre Erdoğan’ın, ekonomide mümkün olan en güçlü iyileşmenin sağlandığı, özellikle emekliler ve dar gelirli vatandaşların ekonomik açıdan daha rahat bir döneme girdiği bir ortamda seçim kararı almak isteyeceği konuşuluyor.
Bu nedenle seçim tarihine ilişkin hesabın merkezinde siyasi takvimden çok ekonomik göstergelerin bulunması bekleniyor. Enflasyonun kalıcı şekilde gerilemesi, alım gücündeki toparlanmanın vatandaş tarafından hissedilmesi ve özellikle emekliler ile dar gelirli kesimlerin ekonomik anlamda nefes alması halinde erken seçim seçeneğinin güç kazanabileceği değerlendiriliyor.
2027 SONU MU, 2028 MARTI MI?
Ankara kulislerinde bugün itibarıyla iki tarih aralığı diğer seçeneklerin önüne çıkıyor. Ekonomide beklenenden daha hızlı bir iyileşme sağlanması halinde 2027 yılının sonlarına doğru bir seçim kararı alınması ve seçimin bu dönemde gerçekleştirilmesi ihtimal dahilinde görülüyor. Ancak mevcut ekonomik tablonun daha fazla zamana ihtiyaç duyması halinde ise 2028 yılının Mart ayı öne çıkıyor.
Bu noktada Cumhur İttifakı’nın elini güçlendiren önemli bir ayrıntı bulunuyor. 2027 yılının sonu ile 2028 yılının Mart ayı arasında siyasi açıdan birkaç aylık fark olsa da, her iki seçenek de 2028 Mayısındaki normal seçim takviminden önce gerçekleşecek. Dolayısıyla ekonomik şartların oluşması halinde seçim tarihinin birkaç ay içerisinde esnetilebilmesi, Cumhur İttifakı açısından önemli bir hareket alanı oluşturuyor.
Şimdilik Ankara’daki tablo, “2027’nin sonu mu, 2028’in Martı mı?” sorusuna kesin bir yanıt vermiyor. Ancak siyasetin seçim hazırlıklarına giderek daha fazla yoğunlaşması, Terörsüz Türkiye sürecindeki gelişmeler, Cumhur İttifakı’nın sahadaki konumlanması ve özellikle ekonomide vatandaşın hissedeceği bir rahatlamanın sağlanıp sağlanamayacağı, seçim tarihinin gerçek şifresini oluşturacak.
Ancak seçimlerin 2028 yılının Mart ayında gerçekleşmesi çok daha yüksek bir ihtimal olarak görülüyor.