KUL HAKKI YEMEK
Cemil TURGUT

Cemil TURGUT

KUL HAKKI YEMEK

28 Ağustos 2018 - 12:11

“Kul hakkı, insanların haklarına ve kazançlarına saygılı olmak, söz ve davranışlarla onlara zarar vermemek demektir. Aynı şekilde bir insana zarar verecek şekilde istemediği sözü söylemeye veya davranışları yapmaya kul hakkı yemek denir. Her insanın, en az bir diğer insan kadar yaşama hakkı vardır ve yanı sıra, eğitim görme, seçme, seçilme, haberleşme, seyahat etme gibi hakları vardır. Alış veriş yaparken, sınavlara girerken, bir işe müracaat ederken  insanların hakkının yenmesi, manen toplumsal hayatta dirlik ve düzeni de bozar.”          Yıllardır bu meyanda belki yüzlerce vaaz dinlemişizdir. Yine çevremizdeki büyüklerden kul hakkı yemenin insanı hem bu dünyada hem de öteki dünyada felakete sürükleyeceği hususunda birçok nasihat dinlemiş veya bu konuda belki onlarca kitap okumuşuzdur. Ancak gelinen noktaya baktığımızda birçok şeyde olduğu gibi  kul hakkı yemede de ne yazık ki bildiğimizle uyguladığımız hep farklı olmuştur. Ne yazık ki ülkemizde hala torpil denen çağdışı uygulamalar var. Birileri özellikle siyasetçiler ve bilim adamları hala bu metotla insanları işe alıyor veya akademisyen yapıyor.

Sözü sınavlardaki mülakatlara getirmek istiyorum. Malum şimdi birçok sınav, merkezi sistemle yapılıyor. Ancak bazen merkezi sınavda başarılı olmak yetmiyor. Bir de mülakat sınavına tabii tutuluyorsunuz. Mülakat sınavının Türkçe’si “ben jüri olarak istediğim kişiyi eleman olarak alacağım” demek. Nitekim genellikle de öyle oluyor ve jüri istediği kişiyi eleman olarak istediği yere alıyor. Peki hak eden değil de hak etmeyen eleman olarak seçildiğinde, yenen kul hakkı ne olacak? Hakkı yenen kişinin evine götüreceği rızkı, bir başkasına peşkeş çekilirken, bunun vebalinden hak yiyenler nasıl kurtulacak. Başkasının başarısını yazılı sınavla ya da mülakatla gölgeleyerek; kendi kızını, oğlunu ya da bu benim cemaatimdendir ya da bu benim ideolojimdendir diye üniversiteye öğretim elemanı yapanlar, amiri  oldukları daireye yerleştirenler, ya da ihaleyi entrikayla kendi adamlarına verenler vs.., bu resmen kul hakkı yemektir kimse kimseyi kandırmasın. Bu şekilde kul hakkı yiyenler ve yenmesine seyirci kalanlar bunun vebali altındadırlar. Hatta bu kişilerden gelecek olan nesillerin de veballeri yine bunların üzerinedir.

PKK, FETÖ gibi terör örgütlerini bahane edip kendi yakınlarını ya da siyasiler tarafından kendilerine verilen isimleri hak etmediği halde işe alanlar bilsinler ki bu vebalin altından kalkamayacaklardır. Hayat sadece bu dünyadan ibaret değil. Mutlaka bunun diğer tarafta Mutlak Adalet sahibi tarafından hesabı sorulacaktır.

Bu utanç verici ilkel uygulamadan bir an önce kurtulmak için yeni bir uygulamaya  ihtiyaç var. Merkezi sınav yapıldıktan sonra mülakat gibi saçma bir uygulamayı anlamak doğrusu mümkün değil. Zaten duyduğumuz  kadarıyla bir çok mülakat “nerelisin? “ sorusuyla başlıyormuş. Tamamen kişinin etnik yapısını ve buna bağlı olarak dini inançlarını tespit edip ona göre başarı parametrelerini değerlendirmeye yönelik bir yaklaşım tarzı. Oysa başarıda insanların etnik kökenlerinin veya inançlarının  hiçbir önemi olmamalıdır. Yıllardır böyle yapıldı da ne oldu. İşte geldiğimiz nokta ortada. Birçok kurumun başında liyakatsiz, ehliyetsiz kişiler var. Böyle olunca da kurumların çoğu  hantal ve görevlerini yapamaz duruma geldiler.

 Artık birilerinin bu gidişata dur deme vakti geldi de geçiyor. Avrupa ve diğer çağdaş ülkeler gibi gerek üniversitelere, gerekse devletin diğer kurumlarına eleman alımında din, ırk, ideoloji ve benzeri  yaklaşımlarla değil, başarı parametrelerinin yüksekliği  esas alınmalıdır. Kaldı ki yukarıda da değindiğimiz gibi bu işin bir de vebal ve günah boyutu olduğu unutulmamalıdır. 

 

Bu yazı 2083 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • ALPER TUNGA
    11 ay önce
    SAĞCISI SOLCUSU,DİNLİSİ DİNSİZİ BU MEMLEKETTE BU İLLETE BULAŞMAYAN VAR MI ? GERİ KALMAMIZIN NEDENLERİ\'NİN BAŞINDA DA BU GELMİYOR MU ? İŞLER EHLİNE VERİLMEYİNCE HİÇ BİR İŞ DÜZGÜN YAPILMIYOR.

Son Yazılar