HANE-İ SAADET

HANE-İ SAADET
TAKİP ET Google News ile Takip Et

 

Bugünlerde kendimiz kadar tüm toplumun sağlığını ve can güvenliğini korumak için de  “evde kal” çağrısına uyarak dışarı çıkmıyoruz. Bu durum belki bir çoklarımızın ruh halini bozuyor, kendimizi hapiste hissediyoruz ve dışarı çıkmak için türlü türlü mazeret ve gerekçeler üretmenin gailesini yaşıyoruz.

Evde kaldığımız süre içerisinde başta devlet yetkililerimiz olmak üzere değişik kesimlerden evi daha sevimli, daha faydalı etkinlik ve eylemlerin yapılacağı, çocuklarımızla daha yakından ilgilenip onlarla kaliteli zaman geçirmek gibi tavsiyeler de gelmiyor değil.

Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca’nın günümüzün Ömer Seyfettin’i olarak kabul edilen ve Türk hikâyeciliğinin yaşayan en önemli yazarı olan Mustafa Kutlu’nun eserlerini okuma tavsiyesi de önemli oranda bir karşılık buldu.

Televizyonlarımız, daha bir keyifle izlenecek filmlere ve klasiklere yönelmiş görünüyorlar. İlimiz güzide kanalı Kanal Fırat, hayatını Elazığ kültürü, folkloru ve musikisine adamış, nerede bir etkinlik olsa kıt imkânları ile kameraya alan Yılmaz Kalender’in büyük bir itina ile çekip, büyük bir özenle arşivleyip sakladığı sonunda da Kanal Fırat’a bağışladığı eski günlerin mutlu ve huzurlu konserleri ve etkinliklerini ekrana getiriyor.

Kanal 23 ise Final Dershanelisinin hazırladığı okul dersleriyle öğrencilere hizmet ediyor.

Kısaca her bir kurum bu zorlu süreci en faydalı ve zevkli hale getirmenin sorumluluğu ile hareket ediyor. Tabi tüm bu faaliyetlerin tek ve zorunlu mekânı ev. Tabi bu ev, sadece dört duvar arası olarak bilinen ve telaffuz edilen bir ev değil.

Ev kavramına eskiler sadece barınma mekânı olarak bakmamışlar. Eve, “hane-i saadet” demişler. Yani, mutluluk evi. Aslında sadece ev demeleri yetiyormuş ama mutlulukla o kadar özdeşleşmiş ki mutluluk kelimesi ile birlikte zikredilir olmuş.

Belki bugünlerde “evde kal” çağrıları ve buna uyarak evde kalışlarımız can sıkıntısı ya da huzursuzluk kaynağı gibi görünse de bu bize modernitenin bir dayatması ve güdelemesi.

Eskilerin hane-i saadeti, ailenin tüm fertlerinin bir arada olmasıyla bozulmuyordu. Gelin, kayınvalide, kayınpeder, diğer çocuklar vs. ailenin tüm fertleri, bir arada yaşıyorlardı.

Kısaca onların haneleri, saadet sunuyordu hem kendilerine hem de tüm yakınlarına…