Rüveyda Sadak

Gün vardı, asırlara felaket

Rüveyda Sadak

Asrın yıkımı 3. yılında… 6 Şubat 2023 saat, 04.17... 11 il ve büyük deprem ile yerle bir olan evlerin, binaların şiddetle sarsıldığı ve öyle ki depremin şiddetinden kabaran yollar, hayalet şehir olarak toprak ile bütünleşen şehirler ve içinde Elazığ’ın da bulunduğu o tarihten unutulmayan, sırayla dizilmiş çadırlar… Bunu şehrin nerdeyse her noktasında görmek mümkündü. Bina yıkıntıları, soğuk havada enkaz altında kurtarılmaya çalışılan insanlar ve barınabilecek evleri enkaza dönüşen insan, toplum… Soğuk kış şartlarında deprem ile birlikte toprağa karışan enkazlar… Bir mahalle değil her mekânda 04.17’nin izlerini görmek mümkündü. Evler, adresler tanınmaz hale gelmişti. İnsanlar binaların yakın mesafelerinde bulunamıyordu. Çünkü her an bir bina, depremin şiddetiyle yıkılabilirdi. Nitekim asrın depremi, 500 atom bombası gücündeydi. Artçı sarsıntılar hâlâ şiddetli olarak devam ediyordu. 4 şiddetindeki artçılara alışılmıştı. Söz konusu süreç boyunca her gün tekrarlayan artçı sarsıntılar, asrın kâbusuna uyanan 7 şiddeti ile mukayese bile edilemezdi. Depremin şiddetiyle ayrılan ve çukur oluşturan yollar, şehrin ve şehirlerin bir deprem gerçeğini anlatan canlı fotoğraflarıydı. O günün ve sürecin yorumu: ‘Ya çökerse!’ AFAD, Jandarma, UMKE, İtfaiye Teşkilatları, Sivil Toplum Kuruluşları, Kızılay, AKUT, İHH beton yığınları altında kalan enkazları bulabilmek için azim ile çalışıyordu. Çok katlı binalar artık taş, toprak, beton yığını haline gelmiş bir dağ şekli oluşturmuştu. Hayat, yollarda seyredilen enkaz bulutlarıydı. Sokakların, caddelerin tek alan oluşturduğu ve binaların olamadığı bir taş, toprak, beton ve kat kat birikip dağ görüntüsü oluşturan deprem sonrası görüntüydü. 04.17 dakikalar sonrası telaş ile yollarda nereye gideceğini bilemeyen çocuk, genç, yaşlı ve sordukları tek soru: Sizin ev ne durumda! Hasarlı evlerin artçılarla geçirdiği süreç boyunca telkin edilen, Hasarlı binalara girmeyin! uyarısıydı. Dışarıdan bakılınca, depremin şiddetiyle binaların yana doğru eğik hali 3 yıl değil, dün gibi hafızalarda belirgin. Elazığ’ın en büyük mahalleleri, binaların tanınmaz şekilde sarsılmasıyla ortaya çıkan yıkıntı, toprağa karışmıştı. Elazığ ve diğer 10 il, aynı biçimde enkazları kurtarabilmek için büyük bir dayanışma içindeydi. Herkes elinden geldiğince yardım etmeye çalışıyordu. Her bir çalışma, sürecin can kayıplarını engelleyebilmek için gece gündüz yoğun bir çalışma gerçekleştirdi. Yıkılan binaların 3 yıl gibi kısa bir sürede iyileştirme çalışmaları kapsamında yeni yapılandırmalar, yıkılan binaların yerini yeniden inşa edilen ve tabirimizin yerinde olacağı kanaatiyle bir sanat olan TOKİ kapsamında, bu olağanüstü şiddetli depremde yıkılan evlerin yerine yeniden yapımı tamamlanan evler teslim edildi. Tebrik ederiz, TOKİ. Deprem süreci boyunca birtakım paylaşımlar ile zaten bireysel haliyle toplumsal olarak büyük bir deprem yaşanmıştı. Ve fırsat oyunları her zamanki gibi gerçek olmayan ve sadece sosyal medya usulüyle bireyleri tedirgin etmeye yönelik telaş, endişe, korku gibi olmayan bir durumu gerçekmiş gibi ifade etmeye çalışan, telefonlara kaynağı sadece telaşa yönelik kavramın alışkanlığa dönüşmesi olmuştu. Deprem sabahında ayrıca saati belirtilen bir zamanlamaya itibar edilmesi için çoklu gönderim şekliyle toplumsal bir endişe, telaşa zemin hazırlayan sosyallik (!) kavramının doğruya tezat sebebi neydi, gerçekten? Asrın yıkımı; afet, sarsıntı, göçük, hasar ve bahsi edilen bu kavramların tek başlık altında bildiği bir kavramdı, Deprem. Bir sosyolojiydi, deprem boyunca dayanışma içindeki toplumun her bireyi insan. Ve toplum vardı, deprem öncesi ve sonrası panik halinde bile olsa yine de yardımcı olmaya çalışan insanlar. Deprem dönemi yazılarımızda da ifade ettiğimiz gibi toplum, insan ile bir bütündür. Dayanışma, yardım ve özellikle moral motivasyon kapsamlı destek ile karşılıklı telkini böylece sağlayan her bireye teşekkürler. Deprem süreci boyunca şehir mi kaldı diyerek herkesin dilinde söylediği o söz: Allah bir daha göstermesin, Allah korusun temennisi ile teyit edilen dua ile 6 Şubat Asrın felaketinde hayatını kaybedenleri rahmetle anıyoruz.  

 

Yazarın Diğer Yazıları