Mutluluğun sırrı
Nihat Akyol
İnsan, hayatı boyunca mutluluğu arar. Bu mutluluğu kimi zaman maddi imkânlarda, kimi zaman makamda, kimi zaman da başkalarının hayatında görüp kendi payına düşeni sorgular. Oysa gerçek mutluluk, dış şartların sürekli değiştiği bu dünyada sabit bir noktaya bağlanamaz. Çünkü mutluluk; sahip olduklarımızdan çok, onlara nasıl baktığımızla ilgilidir.
Mutluluğun ilk anahtarı şükürdür. Elindekini fark eden insan, yokluğun esiri olmaz. Şükür, sadece bollukta değil; darlıkta da kalbi diri tutan bir bilinçtir. Şükreden insan, sahip olmadığı şeylerin acısıyla değil, sahip olduklarının kıymetiyle yaşar. Bu da ruhu ağırlaştıran yükleri hafifletir.
İkinci önemli sır kanaattir. Her şeye sahip olmak mutluluk getirmez; aksine bitmeyen arzular insanı yorar. Kanaat eden kişi, hayatla kavga etmez. Sahip olduklarıyla barışık olan bir kalp, huzura daha yakındır. Çünkü kanaat, insanı başkalarıyla kıyaslamaktan kurtarır; iç dünyasını sakinleştirir.
Mutluluk aynı zamanda anlamlı bir hayat sürmekle mümkündür. Sadece yaşamak değil, yaşarken bir fayda üretmek insanı mutlu eder. Bir gönle dokunmak, bir yaraya merhem olmak, bir hayra vesile olmak… İnsan kendini başkaları için değerli hissettiğinde, iç dünyasında derin bir tatmin yaşar. Anlamsız bir hayat, en büyük imkânlar içinde bile insanı mutsuz edebilir.
İnsan ilişkileri de mutluluğun temel taşlarındandır. Samimi dostluklar, güven veren aile bağları, karşılıksız yapılan iyilikler insan ruhunu besler. Kalabalıklar içinde yalnız olmak mutsuzluk getirirken, birkaç gerçek gönül bağı insanı güçlü kılar. Çünkü insan, paylaşabildiği ölçüde huzur bulur.
Bir diğer önemli sır ise anı yaşayabilmektir. Geçmişin pişmanlıklarıyla sürekli yaşamak ya da geleceğin kaygılarıyla bugünü heba etmek, mutluluğun önündeki en büyük engellerdendir. Oysa insan, içinde bulunduğu anın farkına vardığında hayatın küçük ama kıymetli güzelliklerini görmeye başlar.
Ve nihayetinde mutluluk, kalp huzurudur. Vicdanı rahat olan, inancıyla barışık yaşayan, Rabbine güvenen insanın iç dünyası daha dengelidir. Dünya geçicidir; bunu idrak eden kalp, hayal kırıklıklarında yıkılmaz. Tevekkül ve teslimiyet, insanı ağır yüklerden kurtarır.
Mutluluk; aranan bir nesne değil, inşa edilen bir haldir. Şükürle başlayan, kanaatle güçlenen, anlamla derinleşen ve huzurla tamamlanan bir yolculuktur. Gerçek mutluluk, sahip olduklarımızın sayısında değil; kalbimizin genişliğindedir.