Değerler üzerine siyaset yapmak
Nihat Akyol
Siyaset, yalnızca iktidar mücadelesi, rakipleri alt etme yarışı ya da kısa vadeli çıkar hesapları olarak görmeyen; onu ahlaki bir sorumluluk, toplumsal emanet ve vicdani bir görev olarak ele alan bir anlayıştır. Bu yaklaşımda siyaset, insanın onurunu koruma ve toplumun ortak iyiliğini gerçekleştirme aracıdır.
Öncelikle “değer” kavramı; bir toplumun asırlar boyunca oluşmuş inançlarını, ahlaki ölçülerini, kültürünü, geleneklerini, adalet ve merhamet anlayışını kapsar. Değerler; insanlara neyin doğru, neyin yanlış; neyin meşru, neyin gayrimeşru olduğunu gösteren pusulalardır. Siyaset bu pusuladan koptuğunda, güç ahlaktan; başarı adaletten; kazanç insani ölçülerden ayrılır.
Değer temelli siyasette insan merkezdedir. Ekonomi, güvenlik, eğitim, şehirleşme ve sosyal politikalar; “insana rağmen” değil, “insan için” üretilir. Bir karar alınırken yalnızca çoğunluğun talebi değil; azınlığın hakkı, güçsüzün korunması ve gelecek nesillerin emaneti de hesaba katılır. Bu yönüyle değerler üzerine siyaset, yalnız bugünü değil; yarını ve hatta yarından sonrasını düşünür.
Bu anlayışta adalet, siyasetin omurgasıdır. Adalet sadece mahkemelerde değil; gelir dağılımında, fırsat eşitliğinde, kamu hizmetlerine erişimde ve yönetimde şeffaflıkta kendini gösterir. Yakını kayırmak, liyakati yok saymak, hakkı güçlü olana teslim etmek; değer temelli siyasetin açıkça reddettiği tutumlardır.
Ahlak ve dürüstlük, değerler üzerine siyasetin vazgeçilmezidir. Verilen sözlerin tutulması, yanlış yapıldığında sorumluluk alınması, hatanın inkâr edilmemesi; bu anlayışın en somut göstergeleridir. Çünkü değerler üzerine siyaset, kusursuz olmayı değil; hesap verebilir olmayı önemser. Güç, dokunulmazlık değil; daha büyük bir sorumluluk doğurur.
Bu siyaset dili kutuplaştırıcı değil, birleştiricidir. “Biz ve onlar” ayrımı yerine, “hepimiz” vurgusu ön plandadır. Farklı düşünceler, inançlar ve yaşam tarzları tehdit değil; toplumsal zenginlik olarak görülür. Değerler, ayrıştırmanın değil; ortak paydanın adı olur.
Ancak altı özellikle çizilmelidir ki; değerler üzerine siyaset, değerleri sloganlaştırmak değildir. Din, vatan, millet, ahlak gibi kavramların oy kazanma aracı hâline getirilmesi; bu anlayışın ruhuna aykırıdır. Gerçek değer siyaseti; kürsülerde yüksek sesle değil, hayatta sessizce ama tutarlı biçimde yaşanır. Davranış, söylemin önüne geçer.
Sonuç olarak değerler üzerine siyaset yapmak; gücü kutsamayan, insanı merkeze alan, adaleti önceleyen ve vicdanı diri tutan bir yönetim anlayışıdır. Böyle bir siyaset; toplumu ayakta tutar, devlete güveni artırır ve gelecek nesillere onurlu bir miras bırakır. Bu anlayış hâkim olduğunda siyaset, kirleten değil; iyileştiren bir alan hâline gelir.