İlhami BULUT

Sözünü ayakta dinlediğimiz adam

İlhami BULUT

Derler ki; Vatan Şairi Mehmet Akif Ersoy; ezanı hep ayakta dinlermiş, yine derler ki; ezanı ayakta dinlediği için de;   
Allah ona öyle bir itibar nasip eyledi ki, onun söylediklerini şimdi koskoca bir ülke hep ayakta dinliyor;
İnansan da olur, inanmasan da; öyle şey mi olur diyebilirsin, herkes özgürce düşünsün ve niye düşündüğünü söylemesin ki ama inansak inanmasak ta bu bir vaka, Mehmet Akif Ersoy’un söylediğini, bu gün hepimiz ayakta dinlemiyor muyuz!
Vatan Şairimizin hayatı baştan sona fedakarlık ve meşakkat doludur; bilindiği gibi 12 Mart 1921 tarihinde 724 şiir arasından İstiklal Şiiri milli marş olarak kabul edilince;
O devrin parasıyla; 500 TL. bu günün milyonlarına tekabül eden bu miktardaki parayı iade etti.
Bu gün paraya tapanlara belki bir şeyler ifade eder diye anlatıyorum.

Hayır, hayal ile yoktur benim alışverişim,
İnan ki her ne demişsem görüp de söylemişim.
Bir şiirinde böyle diyor; peki Çanakkale Savaşı boyunca kendisi görevli gittiği Yemen’deydi, zafer haberini bir tren istasyonunda alarak; şükür secdesine kapanarak Çanakkale Destanı’nı orada yazdı.
Ayet ve hadisten sonra şehitler için en kutlu sözü Mehmet Akif Söylemiştir.
Ne diyordu Akif. Seçtiğimiz bir kaç mısraa bakalım.

Bu taşındır diyerek Ka’beyi diksem başına
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına
Tüllenen mağribi akşamları sarsam yarana
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana
Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber…

Bizim şiirimiz KORKMA diye başlar.
Yine, derler ki; İstiklal Marşı’mızdaki bu ilk kelimenin referansı; kapısını bir çift güvercinin beklediği ve mahsur kaldıkları mağarada korkudan titreyen Hz.Ebubekire, Kutlu Hz.Peygamberimizin ilk sözü KORKMA’dır.
Bu kavramın içi ithal değil orijinal ve ilahi bir sırla doludur.
Sözünü ayakta dinlediğimiz adam; hemen her gün alkol alan Neyzen TEVFİK’le bir can dostluğu kurmuş ve uzun süre aynı evde kalmışlardır.
Şu hoş görüye bakar mısınız.
Neyzen anlatıyor, sabah kalkardık o bulaşıkları yıkar, ben de çay koyardım; sonra, o kuranını okur, namaz kılar; ben de şişemi açar ney çalardım, diyor.
Ve tanık olanlar anlatıyor; Neyzen, ney çaldığında Akif’in gözlerinden yaş süzülürdü, diyor.
Bizim bu hoş görülere ne oldu, ne…
Toplumsal dinamiklerimiz; mısır tenceresi gibi niye pat pat patlıyor şimdi.
Bizler bu gün hangi çabanın içinde neyin peşindeyiz.
Şimdi yazılan şiirler; neden tesir icra etmiyor acaba ve neden ve niye şiir hayatımızdan düzgün bir eğri ile sıyrılmış gidiyor.  
Ve bütün sanatların gücü neden yeksan oluyor.
Ve de bütün işlerimiz niye bir nevi ruhsuz ve bereketsiz ve de huzur ve mutluluk niye bize günden güne küserek sırtını dönüyor acep.
Samimiyetlerimiz buz gibi…..
Bir ara düşündüm de; biz şimdi görmeden mi yaşıyoruz ne !!!.

 

Yazarın Diğer Yazıları