Elazığ'ın abiye değil, gardaşa ihtiyacı var
İbrahim Kayaoğlu
Elazığ 650 bin nüfuslu bir şehir. Meclis’te beş milletvekiliyle temsil ediliyor: Üçü AK Parti’den, biri MHP’den,Biride CHP'den. Günlerdir konuşulan polemik ise tanıdık: “Elazığ’ın abisi kim?”
Siyasette bazı kelimeler vardır, kulağa büyük gelir ama içi kolayca boşalır. “Abi” de onlardan biri… Son yıllarda bu unvan, şehrin sorunlarını çözmekten çok, bir güç ve rant alanına dönüştürülmek isteniyor. Oysa seçmen sandığa giderken kimseyi “abi olsun” diye Ankara’ya yollamıyor. Vatandaş oy verirken şunu söylüyor: Benim derdimi başkente taşı, çözüm üret, şehrime sahip çık.
Memleket kimin kime abilik, dayılık, amcalık ya da yeğenlik yaptığını zaten biliyor. Sokak biliyor, çarşı biliyor, mahalle biliyor. Asıl mesele bu değil. Asıl mesele şu: Elazığ’ın abiye ihtiyacı yok. Elazığ tabiriyle söyleyelim—gardaşa ihtiyacı var.
Gardaş; zor günde kapıyı çalan, mazluma dokunan, depremde, yoksullukta, işsizlikte ortada olan kişidir. Gardaş; Ankara’daki koridorlarda şehrinin adını unutmayan, bir bürokratın kapısını aşındırırken kendi menfaatini değil memleketin dosyasını taşıyandır. Gardaş; kalkınmaya katkı sunan iş insanıdır, istihdam oluşturan girişimcidir. Gardaş; siftah yapamayan esnafın derdini dinleyen, küçük işletmenin ayakta kalması için çaba gösteren temsilcidir.
Abilik kürsüden bağırmakla olmaz.
Abilik afişlerle, paylaşımlarla, sloganlarla hiç olmaz.
Abilik; katkıyla, emekle, fedakârlıkla olur.
“Dost bizi pazarda görsün” anlayışı Elazığ’a bir şey kazandırmadı, kazandırmaz da. Dostluk, pazarda görünmekle değil; sokakta yürümekle, mahallede oturup dert dinlemekle, gençlerin umutsuzluğunu, yaşlıların geçim sıkıntısını, çiftçinin borcunu konuşmakla olur.
Bir şehirde vefa yoksa, gayret yoksa, alın terine saygı yoksa; oradan ne gerçek bir abi çıkar, ne sahici bir dost, ne de hakkıyla görev yapan bir vekil.
Elazığ’ın bugün ihtiyacı olan şey; unvan kavgası değil, hizmet yarışıdır.
Kimin daha çok bağırdığı değil, kimin daha çok (Şehrin menfaatine olan) Dosya takip ettiği önemlidir.
Kimin daha görünür olduğu değil, kimin daha fazla çözüm ürettiği kıymetlidir.
Bu şehir “kim daha büyük?” tartışmasından yoruldu. Elazığ artık şunu soruyor:
Kim benim işime dokundu? Kim çocuğuma umut oldu? Kim esnafın kepengini açık tuttu? Kim yatırımın önünü açtı?
Cevabı olan konuşsun.
Diğerleri unvanlarıyla avunsun.
Çünkü Elazığ, abiye değil…
Gardaşa muhtaç.