Yeni seçilen papa 14.Leo'nun, Türkiye ziyareti farklı kesimlerde çeşitli tartışmalara neden oldu.
Ortadoks İslam anlayışına sahip dindarlar ile seküler kesimler, politik ve ideolojik yaklaşımlar ile çok farklı yorumlar yaptılar.
Aslında Papa'nın yapmış olduğu bu ziyarete kültür ve turizm bakanının eşlik ederek programları organize etmesi, olayı dini turizm bağlamından koparılarak yaygara yapılmasından başka birşey değildir.
Ama şunu da belirtmek gerekiyor ki, bu ziyaret başından sonuna kadar diplomatik usuller ile verilen çok açık mesajlarla doludur.
Papa II. Urbanus, 27 Kasım 1095'de Avrupa'daki bütün Hristiyanları, Kutsal Toprakları geri almak için Müslümanlar'a karşı savaşa çağırdı.
Yıllarca süren Haçlı Seferlerinde yüzbinlerce Müslüman, Hristiyan ve Yahudi öldü. Haçlıların Ortadoğu coğrafyasında Ortadoğu'da kurduğu devletler, Türkler'in inanç, azim ve kararlılıkla verdikleri mücadele sonucunda yok edildi.
Yeni seçilen papa 14.Leo ilk yurtdışı ziyaretini Türkiye'ye yapması iyi okunmalıdır.
Papa 14. Leo, Haçlı seferlerine çağıran konuşmanın 930. yıldönümünde 27 Kasım'da ülkemize gelmesi bu eleştiri konularından birisi.
Bunun planlı bir hareket olduğunu düşünenler olabilir. Ama Erdoğan'ın, Fatih Sultan Mehmet'in fermanını, Papa’nın yüzüne karşı "Bana itaat ettiğiniz sürece canınız malınız güvencem altındadır" ibarelerini okuyarak, "eğer siz bu coğrafyada can ve mal güvenliğiniz ile dininizi yaşamak istiyorsanız, Türkiye Cumhuriyetine teslim olacaksınız" mesajını verdiği unutulmamalıdır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dışında, Papa'nın yüzüne karşı Fatih Sultan Mehmet Han'ın fermanını okuyarak bu mesajı verecek başka bir lider yoktur.
Bu arada yaklaşık iki yada üç ay öncede, Kudüs Patriği Theofilos, Türkiye'ye geldi ve Cumhurbaşkanımız tarafından İstanbul'da kabul edildi.
Görüşme sırasında tüm dünyanın beklemediği bir gelişme oldu.
Bu görüşmede Patrik Theofilos, Cumhurbaşkanımız Erdoğan'a, İslam'ın ikinci Halifesi Hz Ömer tarafından 638 yılında Kudüs’ü fethinden sonra Hristiyanlara yaşama ve ibadet özgürlüğü tanıyan "emannamesini" hediye ederek, Kudüs’teki Hristiyanların sahip oldukları değerlerini korunması için Türkiye’den destek istemişti.
Katolik Kilisesi'nin ruhani lideri Papa 14'üncü Leo, cuma günü Hristiyanlık için önemli mekânlarından biri olan İznik'te, Doğu ve Batı kiliselerinin liderleriyle bir araya gelerek Hristiyanlar arasında birlik için dua etmesi kendi iç meselelerinin yansımasıdır.
Bu konuyu Haçlı Seferlerinden tutunda Türkiye'nin bölünmesine kadar absürt yorumlar yapılması, bu ülkenin tarihini,kültürel yapısını ve medeniyet kodlarını bilmeyen cehaletin sonucudur.
Bir başka konu ise Papa'nın bulunduğu ortamda, Peygamberimizin Medine'ye gelişinde Müslümanların okuduğu kasidenin başörtülü ve başörtülü olmayan kadın korosu tarafından okunmasıdır.
Birilerinin, Papa'nın bu ilahi ile karşılandığını iddia ederek iftira atması alçaklıktır.
Programları kültür ve turizm bakanlığı organize ettiği için bakanlığa bağlı üç semavi dinin mensuplarından oluşan "Hatay mediyetler korosu" Hıristiyan ve İslam dünyasına ait dini metinleri seslendirmiştir. 2007 yılında kurulan bu koronun giydikleri kıyafet ve renklerde kendi tercihleridir.
Heyetler arası görüşmeden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Papa 14. Leo, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesinin Cihannüma Salonuna gelmeden önce Hıristiyan davetlilerinde bulunduğu sırada Hıristiyanlığa ait ilahiler ile Tala'al Bedru Aleyna ilahisi çalındı.
Papa'nın salonda olduğu sırada ise Ahmet Hatipoğluna ait Tevhid ve Esma zikri okundu.
Medeniyetler korosunun okuduğu bu ilahiler ile Hıristiyan dünyasına Peygamber Efendimize yazılmış en güzel kasideyi dinlettirilerek, başta devletin ve müslümanların peygambere sevgisi ve bağlılığı mesajı verilmiştir.
İçimizdeki seküler-laik yobazların bundan rahatsızlık duymasını anlamak mümkün ama kendilerini muhafazakar ve dindar kabul edenlerin rahatsız olması ancak Heterodoks islam bakış açısına sahip olmaları ile açıklanabilir.
İslamafobi endüstrisinin dünyaya pompaladığı vahşi İslam anlayışının hakim olduğu bir dönemde, orada başörtülü olan ve olmayan korodaki kadınların birlikte ilahi söylemesi, müslümanların, farklı olan her inanca ve yaşam biçimine sahip insanlar ile hoşgörü ikliminde birarada yaşama mesajının verilmesidir.
Bu bir medeniyet iddiasıdır. Ve tarihin içinden yükselen sessiz ama gür bir haykırıştır.
Bu aynı zamanda "Türkiye Yüzyılının" ayak sesleridir.
Görünen o ki, Papa'nın ziyareti vesilesiyle Türkiye’nin ezanla, Fatih’le, Peygamber sevgisiyle dimdik durarak mesajlar vermesi seküler -laik ve kemalist yobazları rahatsız etmiştir.
Üzücü olan ise ezik Heterodoks muhafazakar dinlarların gösterdiği anlamsız ve sığ eleştirilerdir.
Papa'nın gelişini ve yaşananları fırsat bilerek Atatürkçü Düşünce Derneği, kronik muhalefet anlayışı ile "Atatürk'ün zamanında Papa'nın Türkiye ziyaretine izin vermediği" safsatasını ortaya attı.
Atatürk döneminde, vefat edinceye kadar hiç böyle bir talep olmadığı halde Atatürk'ü kullanılarak milli bir konuda yalan tarih üzerinden politik algı yapmaktadırlar.
Atatürk, Papa’nın ziyaretine izin vermemişti” iddiası, “aşıların parasını Atatürk ödedi” iddiası kadar aptalca bir uydurmadır.
Seküler-laik-kemalist yobaz kesim, Papa 14. Leo Erdoğan'ı ziyaret edince "ülke elden gidiyor, Türkiye bölünüyor" gibi aptalca yorumlar yapıyorlar.
Oysa bu tür absürt iddialar, Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak oyun bozucu ve kurucu gücünden rahatsız olan hainler ve onlara aklını kiraya vermiş kitlelerin yaygarasıdır.
Koparılan yaygaraya bakılırsa, sanki ilk defa bir papa Türkiye'yi ziyaret ediyor.
14. Leo, Türkiye'ye resmi ziyarette bulunan beşinci Papadır.
1960'larda papalar İtalya dışına seyahat etmeye başladığından beri, biri hariç hepsi Türkiye'yi ziyaret etmiştir. Ve hepside üst düzeyde ağırlanmıştır.
Bugüne kadar bu konuda eleştiri yapmayan bu kitlenin yaygaraları, kronik Erdoğan düşmanlığı hastalığından başka bir şey değildir.
Bu kesimin, yolsuzluk davaları nedeni ile tutuklu yargılanan Cumhurbaşkanı adayları, Patrik Bartholomeos'u ziyaret ederken hiç tepki göstermediler. Beylikdüzü belediye başkanlığı döneminde Kıbrıs'ta Türkleri katleden, hava harekatı sırasında uçağı düşürülen ve paraşütle atlayarak kurtulan, ancak esir alınıp işkenceyle öldürülen Yüzbaşı Cengiz Topel'in katili Papaz III. Makarios’un heykeli yapıldığında tepki göstermeyenlerin ülke elden gidiyor yaygarası tam bir ikiyüzlülüktür.
Papa'nın İznik'te ne işi var diyen operasyon çocukları, bir ay sonra Papa ile birlikte kırmızı don giyip alkol ve müzikli eğlenceler ile Noel'i kutlayacak olmalarıda ayrı bir ezikliktir.