Çocuk yetiştirirken
Filiz Kılıç Sağlam
20 yıl önce iki arkadaşım , ' Biz evlendik ama çocuk yapmak istemiyoruz, çünkü biz çocuk olarak yaşamak istiyoruz,çocuk kalmak istiyoruz.' demişlerdi. Bu istek üniversitedeyken, Metehan Hocamızdan aldığımız Aile Danışması dersinde verilen aile tanımına (Evlilik bağıyla birbirine bağlı kadın ve erkek varsa çocuklardan oluşan birlik) uygundu aslında. Yine de o yaşlarımda bu isteği anlamlandıramamış, içimden ikisinin de duygusal yetersizliği olarak nitelendirmiştim ama şimdi o cümleyi , anlamını ve nedenleri gayet iyi anlayabiliyorum ve çok da hak veriyorum bu iki arkadaşıma.
Herkesin anne baba olma hikayesi bambaşka , kiminin lirik kiminin didaktik. Toplumun en büyük beklentilerindendir (çünkü başka dert yok) , bekarların evlenmesi, evlenenlerin bir an önce çocuk yapması. O yüzden sürekli sorulur sorulur bekarlara ' Evlilik var mı ? Birileri var mı , son aşk durumun nasıl ? ' diye . Yeni evlenen çiçeği burnunda çiftin de her akraba ziyaretinde ilk karşılaştığı ' Bebek var mı ? sorusu olur genelde, ne yazık ki .
Oysa kimse evliliğin ne kadar özel ve çocuk yetiştirmenin gerçekten çok zor birşey olduğunu gençlere önceden anlatmaz , bu konuda herkes doğuştan kodlanmış gibi sanki yaşı gelince evlenecek, sonrasında hemen çocuk yapacak kanunuyla yaşar . Kişinin maddi ve daha önemlisi manevi olarak evliliğe ve çocuk yetiştirmeye hazır olması en önemli adımlardan bir tanesidir bence . Çünkü bu işler buzdolabı markası seçmek ve çocuk odasını en gösterişlisinden almaktan çok daha öte işler diye düşünüyorum. İki kişinin bedensel ve ruhsal dengesinin yansımasıdır çocuk .
Çocuklar bir nehir gibi yaratılır ,her nehrin başladığı yer, akacağı yer coşacağı yer ,yavaşlayacağı yer ,karşılaşacağı mevsimler,iklimler , geçeçeği şehirler, göreceği köprüler , aşındıracağı dağlar ve taşıyacağı kumlar, dallar , kıvrılarak yapacağı menderesler farklı olacaktır , yeter ki önüne büyük engeller, setler konmasın tabiki denizlere, okyanuslara varacaktır .Önünde engelleyici olarak durmayan her ebeveynin çocuğu da nehirler gibi akar ve yolunu mutlaka bulur. Çünkü Yaratıcı öyle güzel yaratmıştır ki tam da hayata göre .Ebeveynler olarak çocukların yaratılışındaki mükemmel ayarlarıyla oynamadan, ona kendi eksiklerimizi ve hatalarımızı en az yansıtarak, yaşamına eşlik edip destekleyici olabilirsek ve çocuğun pırıl pırıl büyümesini sağlayabiliriz. Her zaman saygı duymuşumdur, çocuk büyütürken sabırla çocuğunu dinleyenlere , sabırla çocuğuyla konuşanlara ,çocuğunu doyasıya sevebilenlere , çocuğuyla çocuk gibi oynayabilenlere ,çocuğunun gelişimde yaşına uygun sorumlulık vererek katkıda bulunabilenlere , çocuğu cesaretlendirici ortamı sağlayabilenlere, ailenin ve yaşamın güvenli ortamında çocuğunu sarabilenlere, mükemmellikten uzak koşulsuz kabulle çocuklarını büyütebilenlere, çocuklarına vakit ayıranlara , çocuklarına göre yaşam ve iş planlaması yapabilenlere, duygularını ifade ederken çocukların çocuk olduğunu hatırlayabilenlere ,çocuğununa saygı duyabilenlere , çocuğunun destekleyerek yaşamda ilerlemesini sağlayabilenlere .
Ruhsal dengesi olmayanların anne baba oluşları... Hayattta uğradıkları haksızlıkların öcünü çocuklarından çıkarmaya çalışmaları hiç adil değil . Çocuğa küsenler , çocuğu sürekli cezalandıranlar , çocuğu kendi ailesinin tarafına çekmeye çalışanlar , çocuğa fiziksel ve sözel şiddet uygulayanlar , çocuğu kendisinin yapamadıklarını yapmak için zorlayanlar , çocuğunu kendi öfkesiyle besleyenler , çocuğunu dinlemeyenler ,çocuğunu sevmeyenler , sevmeyi bilmeyenler , çocuğuyla konuşmayanlar , çocuğunu telefona ,tablete ,bilgisayara büyüttürenler , çocuğu sürekli susturanlar , çocuğunun başarısını hırs haline getirenler , çocuk yetirtiriken paradan başka hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını düşününler , kendi çocuğundan başka her çocuğa ebeveynlik yapmaya çalışanlar , çocuk yetiştirirken uzman bir destek almaktan kaçanlar , bir kitap okumaktan aciz olanlar , kendi ailesinin hatalarını kendi çocuklarına ödetenler , çocuğunu kendisiyle başlkasıyla kıyaslayanlar , çocuklarını duygudan yoksun yetiştirenler , asla kendinede hata bulmayanlar ,sürekli karşıdakini suçlayanlar , çocuk eşine (hem anne hem baba için kullanılmıştır) ve çocuğa eziyet edenler , aile kavramını asla zihninde oluşturamayanlar , çocuğun yanında sürekli kavga edenler , çocuk yokmuş gibi davrananlar , kendi kaygılarıyla çocuklarının yaşamlarını daraltanlar çocuğu ihmal edenler, çoçuğunu yaşama karşı nefretini ifade etme biçimi olarak yetiştirenler , çocuğun istemediği halde sürekli yetişkin ortamına maruz bırakanlar . duygularını ifade ederken saldırganlığı ve zorbalığı seçenler , çocuğu eşiyle yaşadığı problemde arada bırakanlar .... Offhh daha neler neler..... Lütfen çocuk yaparken daha iyi düşünün.' Biz bir çocuğa layık anne baba olabilir miyiz?' sorusunu İÇTENLİKLE cevaplamadan çocuk yapmayın.
Çocukları kanatlarının var olduğuna ikna edin, kanatlarını geliştirmeleri için imkanlar sağlayın , kanatlarını deneyebilecekleri kadar bağımsız olabilmelerine izin verin , uçabilecekleri zaman onları güzel bir şekilde uğurlayın, geldiklerinle en ağır misafirinizmiş gibi ağırlayın ama lütfen onların yaşamına gölge etmeyin . Yazımı Halil CİBRAN ın Ermiş kitabındaki şahane dizelerle bitirmek istiyorum
Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
Kendi yolunu izleyen hayatın oğulları ve kızları onlar.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da size ait değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
Çünkü ruhlar yarındadır,
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde saygıyla eğilin
Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.