Cemil TURGUT

Üniversiteler ve kafe kültürü

Cemil TURGUT

Üniversiteler, ülkelerin ve şehirlerin hem sosyal hem ekonomik hem de sanayi bakımından gelişmesi için lokomotif görevi görürler. Gelişmiş ülkeler üniversitelerde bilimsel ve teknolojik gelişmeleri her daim teşvik etmiş ve hemen her şehirde birçok üniversite açmışlardır. 

Bilimsel ve teknolojik gelişmede öncü olan ülkelerde; ABD’de dört bin (4000) , Çin’de 3000, Japonya ve Rusya’da 800, Almanya’da 400, Hindistan’da 563, İran’da 236 üniversite var(13’ü dünyanın en iyi üniversitelerinden)

Ülkemiz de gelişmedeki rolü sebebiyle üniversitelere önem vererek 129’u devlet olmak üzere toplam 209 üniversiteye ev sahipliği yapmaktadır. Benim öğrenciliğim zamanında 1983- 1987 yıllarında toplam 27 üniversite vardı. Bugün üniversite sayısı iki yüzün üzerinde. Vakıf üniversitelerimizin bir kısmı hariç üniversite kampüsleri de binaları da oldukça gösterişli ve şatafatlı olan üniversiteler.

Peki üniversitelerimizin eğitim düzeyi ne durumda? Bu soruya “üniversitelerimizdeki eğitim çok iyi durumda” diye içten bir cevap vermek doğrusu pek mümkün görünmüyor. Birkaç köklü üniversite hariç birçok üniversite yeterince bilim üretemiyor, ülkeye ve bulundukları şehirlere yansımıyorlar.  İşte şehirlerin mimarisi, sanayisi, tarımı, hayvancılığı, turizmi ortada. Ne yazık ki köklü ve gelişmiş üniversiteler de dahil bize ait sağlık, bilimsel ve teknolojik bir buluş yok. 

Öte yandan üniversitelerin şehirlere sosyal, kültürel ve ekonomik etkileri yadsımaz bir gerçekliktir. Özellikle yeni kurulan üniversitelerin bulundukları şehirlerde ekonomiyi sirküle eden bir tarafları var. Bu şehirlerdeki esnafın büyük oranda keyfi yerinde denebilir. Birçok farklı şehirden öğrenci gelmesi hasebiyle bir kültürel etkileşimin de olduğu bir gerçektir. Bu etkileşimin doğal bir sonucu olarak o şehirdeki sosyal doku daha çok negatif düzeyde değişmektedir. 

Bu bağlamda üniversitelerin etrafında konuşlanan kafelerin de bir kısmı ne yazık ki birçok olumsuzluğu beraberinde getiriyor. Bu mekanların kökeni Osmanlı’da kıraathaneydi. Yani hem çay kahve içilen hem de kitap okunan mekanlardı. Şimdilerde ise Batılı ülkelerin hayat tarzına uygun ve daha çok üniversite gençlerinin kızlı erkekli buluşma ve eğlence mekanları oldu. Böyle olunca birçok değer bu mekanlarda ayaklar altına alınmaktadır. Ne yazık ki buralarda bilim, edebiyat, sanat, inanç, kültürel ve sosyal olaylar gibi değerler konuşulmamakta, daha çok eğlenceye ve bireysel ilişkilere yönelik konular konuşulmaktadır. 

Geleceğin aydınını yetiştirmeye matuf kurulan üniversiteler bu anlamda bekleneni verememektedirler. Sonuçta da genel olarak genç kuşaklar bilim ve teknolojiyi değil de kafe kültürünü daha içselleştirmiş durumdalar.

İşin bir başka garabeti de kafelerin üniversitelerin çevresine konuşlanmalarına sessiz kalınması. Halbuki buralara ruhsat verilirken yöneticilerin daha hassas davranmaları gerekir. 

Elbette gençlerin vakit geçirebilecekleri, oturup dinlenecekleri mekanlar olmalı. Fakat bu mekanlar sık sık denetlenerek amacına uygun kullanılıp kullanılmadıklarına bakılmalıdır. Hatta madem gençler daha çok buraları tercih ediyor, bu mekanlara ara ara  üniversitelerde görev yapan yönetici ve akademisyenler giderek bilimsel ve kültürel sohbetler yapmalı, bu mekanların algısını değiştirmeye çalışmalıdırlar.

Yazarın Diğer Yazıları