Hud Suresi 113.ncü ayette şöyle buyrulur;, “Zulmedenlere de
meyletmeyin. Yoksa ateş size dokunur.
Hem sizin Allah’dan başka hiçbir dostunuz yoktur; Sonra da size yardım edilmez.”
“Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız!”
Hadis, “Bir kötülük gördüğünüz zaman elle düzeltin, buna gücü yetmezse
dilinizle düzeltmeye çalışsın. Buna da gücü yetmezse kalben buğzedin.
Bu ise en zayıf derecedir.”
İnancımız ne diyor; “Küfre rıza küfürdür!”
Hassasiyete bakınız…
Ra’d Suresi 11.nci ayette şöyle buyrulur; Kendilerine olan (iyi hali
değiştirmedikçe), Şüphesiz ki Allah bir kavme olan (nimetini)
değiştirmez…”
Dosdoğru olmak, doğruları her zeminde söyleyebilmek...
Adaleti korumak, Haddi aşmamak, Zulme asla müsamaha göstermemek!
ŞERRE DUA OLUR MU?
Dua, sürekli hayırla birlikte düşünülmüştür!
Şerre dua olur mu?
İnsan, öfkelendiği zaman farkında olmadan, işin sonunu düşünmeden,
‘Şerre…’ dua edebiliyor…
İsra Suresi 11.nci ayette şöyle buyrulur, “İnsan ise (bazen
öfkelenerek, bazen bilmeyerek) hayra olan duası gibi (kendi aleyhine
olarak) şerre dua eder. Çünkü insan, (işin sonunu düşünmez) çok
acelecidir.”
Bir söz vardır, “Hırsla kalkan zararla oturur”
Öfke, insanda ‘şuur dağınıklığı…’ meydana getirir… Kur’an da sıklıkla,
‘sabra…’ vurgu yapılır!
Ayet ne diyor, “İnsan acelecidir…”
Bir şeyin hemen olmasını ister.
Orucun en büyük öğretisi de, Sabır ve tahammül; İnsanın kendisine hâkim olması,
Şuur açıklığı değil mi?
NELERİ SARF EDECEĞİZ!
Bakara Suresi 215.nci ayette şöyle buyrulur, “(Ey Resulüm!) Sana
(Allah yolunda) neyi (kime) sarf edeceklerini soruyorlar. De ki,
“Hayır olarak sarf edeceğiniz her şey; Ana baba, en yakınlar,
yetimler, yoksullar ve yolda kalmış(lar) için olmalıdır.”
Hayır, olarak ne yaparsanız, artık muhakkak ki Allah, onu hakkıyla
bilendir.” (a.g.e, 215)
Hedef nedir, Güçlü bir toplum!
Hedef nedir, Birbirleriyle dayanışma içerisinde olan toplum!
Hedef nedir, Güçlünün zayıfı ‘ezdiği’ veya ‘sömürdüğü’ değil; Onu
koruduğu ve ayağa kaldırdığı bir toplum!
Yakın çevreden, uzak çevreye doğru genişleyen; bir büyük ‘dayanışma’
ve ‘yardımlaşma’ halkası…
HOŞUNUZA GİTMESE DE!
Bakara Suresi 216.ncı ayette şöyle buyrulur;, (Ey mü’minler!) Hoşunuza
gitmese de savaş size farz kılındı. Fakat umulur ki, bir şeyden
hoşlanmazsınız ama o sizin için daha hayırlıdır. Ve olur ki, bir şeyi
de seversiniz, hâlbuki o sizin için bir şerdir. (sizin için hayır
olanı) Allah bilir; siz bilmezsiniz.”
Gerçekten de, hayatımızda birçok olaylar yaşamışızdır, Acaba
demişizdir! Bazen üzülmüşüzdür, nasıl böyle olur diye de, kendimizi
sorgulamışızdır… Hayat dersi bizlere neleri öğretti, Sabretmeyi…
Aceleci olmamayı… Her şeyin kendimiz için hayırlısını istemek!
İMAN EDENLERE
Kur’an buyuruyor;
Nahl Suresi 102.nci adresinde şöyle buyrulur, “De ki, ‘İman edenlere
sebat vermek için Ve Müslümanlara bir hidayet ve bir müjde olmak üzere
O’nu (o Kur’an’ı) Rûhü’l – Kudüs (Cebrail
Rabbin tarafından hak ile indirildi”
Ne buyruluyor, “Resulullah’ın ahlakı, Kur'an'dır!” O ne güzel ahlak…
Kur'an'ın indiriliş mucizesinde neler var; İman edenlere, ‘doğru
yolu…’ gösteriyor. İman edenlere, ‘sebat veriyor…’
Kur’an bütün zorluklara ve sıkıntılara karşı; Daha kararlı, daha
iradeli, daha dirençli kılıyor…
Kur’an bütünüyle, ‘hayat iksiridir…’
HERKES KENDİ KİTABINI OKUYACAK!
Bu dünyada, herkes kendi kitabını; kendi eserini yazıyor!
Ama yazdıklarımızın ne kadar farkındayız?
İsra Suresi 13.ncü ayette şöyle buyrulur “Ve her insanın amelini kendi
boynuna bağladık. Kıyamet günü onun için (o amellerin yazıldığı) bir
kitap çıkarırız ki, Onu açılmış olarak önünde bulur.”
Ben bazı dostlarıma, ‘günlük tutunuz…’ derim.
Hayatı kontrol altına alınız; Onu disipline ediniz.
Her akşam yatağa başımızı koyduğumuz, O, ‘küçük ölüme…’ uzanmadan
önce; acaba bugün, ‘ne yaptım’ sorusunu kendimize soruyor muyuz?
Güzel bir söz vardır, “ölmeden önce kendinizi hesaba çekiniz!”
İsra Suresi 15.nci ayette şöyle buyrulur; , “Kitabını oku! Bugün sana
hesap sorucu olarak nefsin yeter!” (denilecek) “Hiçbir günahkâr,
başkasının günahını yüklenmez!” (İsra, 15)
O gün, herkes kendi derdine düşmüştür…
Fussilat Suresi 22.nci ayet, “Kulaklarınız, gözleriniz ve derileriniz
aleyhinize şahitlik eder, diye sakınmamıştınız ve mutlaka
zannetmiştiniz ki, Allah yaptıklarınızdan birçoğunu bilmez”
Tahrim Suresi 6.ayet, “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı
insanlar ve taşlar olan cehennemden koruyun…”
Kitabımızı yazarken, her harfine, her kelimesine, her cümlesine,
Ondaki bütün soluklara, Nefes alış verişlere dikkat edelim!
SAKIN ONLARA “ÖF” BİLE DEME!
Kim diyor, Hazreti Kur’an diyor!
Yüce dinimizin bizlere buyruğu…
İsra Suresi 23.ncü ayet “Ve Rabbin, kendisinden başkasına ibadet
etmememizi ve ana babaya iyilik etmeyi emretti. Eğer onlardan biri
veya her ikisi, senin yanında ihtiyarlığa erişirse, sakın onlara “Öf!”
bile deme! Onları azarlama ve onlara güzel söz söyle!”
Onlara sıklıkla dua edeceğiz;
İsra Suresi 24.ncü ayette de şöyle buyrulur, “Hem onlara merhametinden
alçak gönüllülük kanadını indir. Ve de ki; “Rabbim! (Onlar) beni küçük
iken nasıl (merhamet edip) yetiştirdilerse, (sen de) onlara (öyle)
merhamet eyle!”
Küçüğün büyüğe saygısı, büyüğün küçüğe olan sevgisi, aile ve
toplumdaki bağları güçlendirir… Birlikteliği ve yardımlaşmayı artırır.
Özellikle günümüz insanı bu ayeti iyi tefekkür edebilmeli.
İSRAF!
Sözlükte İsraf, “gereksiz yere para, zaman, emek vb harcama,
savurganlık, tutumsuzluk…”
İsraf ile ilgili ayetler;
İsra Suresi 26 ve 27..ncı ayetler, “Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa
da hakkını ver; Fakat israf ederek saçıp savurma” “Çünkü saçıp
savuranlar, şeytanın kardeşleridirler. Şeytan ise Rabbine karşı çok
nankördür.”
Furkan Suresi 67.nci ayet, “Hem onlar ki, harcadıkları zaman ne israf
ederler, Ne de cimrilik ederler;
(Harcamaları) bu (ikisinin) arasında orta bir yol da olur.”
İsraf kavramı çok iyi irdelenmelidir.
İsraf eden bir kimse, ‘bencil…’ olur.
İsraf, ‘yardımlaşma şuurunu…’ öldürür.
Toplumda, ‘kötülükleri…’ kamçılar.
Ekonomi de, ‘verimsizliği…’ artırır.
Birçok güzel gelenekleri veya örfleri öldürür.
İsraf eden bir tacir, iflas eder!
İsraf eden bir fert, akıbeti hüsran olur.
İsra Suresi 29.ncu ayette şöyle buyrulur, “Hem elini boynuna bağlı
kılma (cimri olma); Onu büsbütün geniş davranarak da açma. Yoksa
kınanmış ve pişman bir halde oturup kalırsın.”