Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Uyuşturucu kâbusu

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Uyuşturucu, bir kâbus bir musibet,

Yurdumu kötülüklere siper et

Uyandır neslimi, belâya karşı

Şarkın evladının düştüğü akıbet!

Ta derinden yaralar milletimi

Ulus’um, içine çekilen meret

Rüyalarımıza giren zillet mi?

Uykularımızı bölen illet mi?

Cihangir milletim, nefsine karşı!

Uyandır artık, bu belâya karşı...

Uyuşturucu, bir belâ, bir büyük felaket, musibet... Bir milleti içten içe çürüten mel’un bir tehlike...

Uyuşturucu ticareti yapan her kimse varsa, ‘insanlık katilidir’

Bu milletin, geleceğinin en büyük, ‘vahşiyane düşmanıdır’

Uyuşturucu ile mücadele nereden başlamalıdır derseniz?

Bugün bile günümüzde hoş gördüğümüz, ‘sigara/ veya tütünle...’ başlamalıdır.

Alkol belasının bu millet artık farkına varmalıdır.

Çünkü bunlar, ‘uyuşturucu belasının ilk basamaklarıdır’

Ülkemde, şu mübarek vatan coğrafyamda, ‘son dakika haberlerine bakıyorum...’

Uyuşturucu bir salgın hastalık haline gelmiş...

Öyle ki, uyuşturucu operasyonlarında, ‘terörle, fuhuşla, kumarla, suç örgütleriyle birlikte anılır...’ olduğunu görmekteyiz... Her türlü kötülük, fenalık, zorbalık, vahşetle birlikte ‘uyuşturucu belâsı’ karşımıza çıkıyor.

Ülkemin, doğusunda, batısında, güneyinde, kuzeyinde neredeyse bütün illerimizde bu belaya/ felakete karşı yapılan operasyonlara şahit oluyoruz.

Bizleri asıl üzen nedir, ‘sanat dünyasında, spor dünyasında...’ suç oranlarının artması! Bu nasıl bir şey anlayamıyorum. Rahmet mekân, Cüneyt Arkın, “ülkemin dört bir yanında alkolle mücadele için konferanslar veriyor, toplantılar düzenliyor ve özellikle de gençlerimize yöneliyordu!” Bu ülkenin, Cüneyt Arkın gibi, ‘uyuşturucu ile mücadele edecek kahramanlara ihtiyacı o kadar çok ki...’

Günümüzde, “Yeni Nesil Suç Örgütleri...” ortaya çıkıyor. Geleceğimize uzanan ‘çirkin ve kahpe eller...’

Resmi kaynaklar, “Uyuşturucu kullanımına ilişkin savcılıklardaki dosya sayısı 2023’te 674 bin iken 2024’te, 784 binin üzerine çıkıyor...” Aynı dönem içerisinde, “uyuşturucu imal ve ticareti dosyaları 118 binden 130 bin seviyesine çıkıyor...”

“Emniyet Genel Müdürlüğü'ne göre ise Türkiye'de 2024 yılında kayda geçen 309 bin 28 uyuşturucu olayının 258 bin 141'i (yüzde 83,5) kullanma amaçlı uyuşturucu madde satın alma, kabul etme ya da bulundurma kapsamında gerçekleşti. Uyuşturucu imal ve ticareti olaylarının sayısı ise 44 bin 471 ile toplamın yüzde 14,4'ünü oluşturdu.”

Bugün Hürriyet Gazetesi’nde Ahmet Hakan’ın yazısına baktım. İçişleri Bakanı ile yaptığı görüşmelerden söz ediyorlar, bu yazılarında...

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “2025 yılında uyuşturucu operasyonlarında tutuklananların sayısı, 43 bin 524!

Son iki buçuk yılda uyuşturucu operasyonlarında tutuklananların sayısı, 100 bin 509...”

BM Dünya Uyuşturucu Raporunda da, çarpıcı rakamlar veriliyor. Artık, ‘milyonlarca insan uyuşturucu bataklığında...’

Bizim inancımız, “Bir insanı öldürmek, bütün insanlığı öldürmek gibidir; bir insanı kurtarmak bütün insanlığı kurtarmak gibidir!” der. İnsan, “Yaratılanların en şereflisidir!”

Her hâlükârda, ‘insana yönelmek, insan merkezli olarak gayret sarf etmek’ gerektiğine inanıyorum.

Ey Kızılay... Ey Yeşilay... Neredesiniz?

Türkiye’de, 2020 yılı itibariyle, “119 bin 128 dernek ve 5 bin 268 vakıf faaliyet gösteriyor...”

Bizler Türkiye’de, asıl olan; “ahde vefa sahibi, Vakıf İnsanları...” arıyoruz. Kendilerini, cansiperane bir şekilde bu aziz ve mualla vatan coğrafyasına büyük bir aşkla, sevgiyle, muhabbetle bağlı, “ikilik kirini bütünüyle üzerinden atmış bulunan...” insanımıza ihtiyacımız var.

Şu Hadisi lütfen büyük bir dikkatle okuyalım... Şehirlerimizin Sn. Valileri, Belediye Başkanları, Rektörleri ve Kurum ve Kuruluş Amirleri, ‘en dikkat çeken yerlere çerçeveletip assınlar...’

Hadis, “Hepiniz çobansınız, hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Devlet reisi de bir çobandır ve sürüsünden sorumludur. Erkek, ailesinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Kadın, kocasının evinin ve çocuklarının çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Köle, efendisinin malının çobanıdır; o da bundan sorumludur. Netice itibariyle hepiniz çobansınız ve güttüğünüz sürüden sorumlusunuz!”

İçerisinde yaşadığımız şehrimiz, mahalleleri, cadde ve sokakları, park ve bahçeleri, meskenler, ofisler, kurum ve kuruluşlar velhasıl bilumum şehir... “İyilikleri, güzellikleri, yüceltelim...”

Kötüye ve kötülüklere fırsat/ veya ortam hazırlamayalım! İyi insan olma yolunda, erdemli toplum olma yolunda, ‘son nefesimize kadar gayret...’ gösterelim.

Okullarımızda, “sanatımızın yedi rengi niye öğretilmez...” Atalardan bizlere süzülerek gelen değerler niye var gücümüzle yaşatılmaz? Kültür, Sanat, Edebiyat, Musiki ve Bedii Güzelliklerimiz mutlaka yaşatılmalıdır.

Çocuklarımız aklen, zihnen, fikren, ruhen istidadına uygun bir şekilde hayata yürümelidir. Çocuklarımızın sadece elinden değil, ‘aklından, yüreğinden, vicdanından tutacağız...’ Yüksek bir ahlak ve moral değerleriyle hayata tebessüm edecek/ veya etmelidir. Tekrar ediyorum, “uyuşturucu bir kabus, bir felaket, bir büyük belâ ve musibettir!” Her türlü belaya, musibete, afete karşı, ‘milli bir mücadele yolunu açmalıyız...’

Selam ve Muhabbetle

Yazarın Diğer Yazıları