"Sana şer gibi görünen şeylerde,"
Hak libasını giyip bir baktın mı?
Nice şerri, hayırla def eylerde
Hak yolunda deryalara aktın mı?
Deryalar, ilmi lisanla çözdün mü?
ADALET
Adalet, her yerde hakkı ayakta tutmak
Hakkın içinde saklı, huzur, güven, ahlak!
Bir şeyler yolunda gitmiyorsa, düşün...
Tartı, terazi, ölçü... İnsanı anlatır
İyileri yaşat ki, hayatın bahar olsun
Kötüler aman, hayatı zehir eder...
İNSAN ODUR Kİ…
İnsan odur ki, Yunus gibi iz bıraksın
Asırlarca gönüllere söz aksın
Güzel Türkçe'min konuşan mimarı!
Tevazuyla da, merhaba desin zamana...
Zaman, bir nehir gibi içimizde...
Ey sabrım, sükûtum, sırrım, nefesim...
Sade, iyi bir insan olmaktır, hevesim
KARA KIŞ DERLER
Bu kışın adına, "kara kış" derler
Soğuk, tipi, buzullara sarkıt derler
Yollarda yürümek, babayiğit işi,
Düşenlere bir de alkış ederler
Bu kış yaman geldi, canlara tufan?
Sibirya'yı taşımışlar, Anadolu'ya...
ÇAM AĞACI
Çam ağacı, kışında yeşili korur
Görkemli bir ağaç gibi durur
Onda, yeşilinde, baharı yaşar
Bahar, dirilişinde verir sürur
GAZETECİ
Gazeteci, asrın vakanüvisi
Haber hamalı, sohbetin hamisi
Düşüncem bulut bulut fikir yüklü
İhlasla yol alır, HAYAT gemisi
ÇALIŞAN GAZETECİLER
"Çalışan Gazeteciler Bayramı"
Bugün üzerimden alır tüm gamı
Birlikte yürüdük, güzel ülkem için
Aydınlık Türkiye, muradımız bizim
KÖPRÜ VAR
Dünya ile ahiret arasında
Sadece bir nefes kadar köprü var
Omuz verdiğin saflar arasında
Dağları birleştiren köprü var
SEYRİNDEYİM EY ŞEHİR
Seyrindeyim ey Şehir, beş vakitte
Sadıkane yar gibi gölgelerin,
Kâh uzanır, kâh kısalır gün boyu
Şükründeyim vaktin selâmına
Alır götürür, vaktin huzuruna!
Sanki nöbet tutar gibi âminler!
YILDIZLAR KAYAR
Yıldızlar kayar şehrin semasından
Kumaşından, en hasından yıldızlar
Üşür benliğim, soğur bütün tenim
Bir neslin amansız göçüdür bunlar!
Bize hüzün düşer, bağrımız yanık
Dost ve gönüllere her zaman tanık
KİM ÖLDÜ?
Kim öldü, falanca öldü deriz
Sürgünde vadesi doldu deriz
Hasatını alır, gider âdem!
Kâinat bize, fani yoldu deriz
Fani âlemden bâki âleme göç
Bir nehir gibi deryalara göç
Dualarla, âminlerle iste;
Yarab; kalbe sükûn, kalbe huzur...
SEVGİ
Sevgi imandan bir cüz; hayatın özsuyu
Sevgi, lütufkâr bir söz, tevazu mayası
Sevgi, mekânı gönül, ihlasa boyar hayâsı
Özümden kaynayan söz; damar damar köz
Gönül sohbet ister, sevgiye bulanmak…
SABAH GÜNEŞİYLE…
Sabah güneşiyle güne uyandık
Mavi rüyalardan uyanır gibi
Gün ortasında sicim gibi yağmur
Akşam vaktinde beyaza boyandık
On iki Ocak’ı biz rahmetle andık
HAMASET
Hamaset, karın doyurmuyor efendim!
Emekliye, dar gelirliye dokunun!
Çarşının, pazarın günboyu şokuyla,
Şu hayat bizleri erken yordu efendim
KIŞ KARIYLA
Kış, karıyla, bereketiyle geldi...
Ayazı, soğuğu, gülün dikeni gibi
Kâinat, beyaz elbise giydi!
Her mevsimin bir rengi, çelengi var!
Saf, duru, berrak suyu müjdeler..
GECENİN YARISI
Gecenin yarısı,
İlhamdır, sana bal arısı,
Şiir akıl mı, gönül işi mi?
İlahi bir tecessüs!
Hikmet ve marifet dersinde,
Sükûtun çağlayanı...
Akıl imbiğinden süzülen sözcükler
Gönlün belagati.
İKİ KANADIM VAR
İki kanadım var, sabır ve şükür
Şu âlemin düşmanı, putları kır!
Zulme ve zalime karşı, haykır
Mazlumun sesinden bir hissen olsun!
Heyben her zaman hüsnü zanla dolsun!
Sözün, kalbin ritminde neşve bulsun
O sözle kavrulan, savrulan öğüt!
GÖRÜRÜM
Görürüm, geceyi gündüzü
Yolun yokuşunu ve düzü
Vaktin seher rüzgârını
Gizemiyle gelen yarını
"Gecenin şerrinden korkarım!"
Hep aydınlığa koşarım
"Akıbetin hayrı için duayı!"
Güne, ümitle uyanır
Yeis'e savaş açarım!
GELME ÜZERİME
Gelme üzerime, yorgunum artık
Kar, fırtına, tipi... çekemem artık
Sessizliğe gömülmek muradım artık
Gün yorgun, zaman yorgun, ben yorgunum!
Ne zaman diner fırtınalar bilmem!
Sadece bir tebessümü dilerim