Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

İnsanı tarif etmek

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Büyük İslam Şairi Sadi, insanı şöyle tarif eder;
“Yek katre-i hûnest ve hezâr endişe”
“Bir damla kan ve sayısız kaygı…”
Allah Kur’an da buyuruyor; “Ben insanı eşya ve hadiseleri zapt ve
teşhir etmesi için kendime halife olarak yarattım.”
Günümüz siyasi eksenine şöyle bir bakıyorum,
Bir de, insanın yaratılış gayesine...
İnsanı anlama noktasından ne kadar uzaklardayız…
Sözlükte insan için ne deniyor;
“Akıl ve şuur sahibi, konuşabilen ve bu vasıfların en üstün canlı,
adam,  eşrefi mahlûkat”
“Terbiyeli, huy ve ahlakı iyi, yüksek vasıflara sahip (kimse)”
Ziya Paşa’nın güzel bir şiiri vardır;
“İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah
Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah”
Birbirine hakareti eyvah ki, meşrulaştıran bir siyaset...
Bizlere ‘ben kimim’ sorusunu yöneltiyor!
Bir dörtlüğümüzde ne diyoruz;
“Ben olmasın
Al yanakta ben olmasın
Sen var iken, biz var iken
Her sözün başı ben olmasın”
Asrın hastalığı nedir?
“Ben olma…”
İnsanın bir bakıma kendisini, ‘kutsaması…’
Doğrusu nedir?
Peygamber duasında olduğu gibi,
Allah’ım beni nefsim ve hevesimle baş başa bırakma!”
Yusuf Has Hacip insanı şöyle tasvir eder;
“İnsan derler, insan kimdir; insan başkalarına faydalı olan ve onların
işlerini gören kimsedir”
Hadis, “milletin efendisi ona hizmet edendir”
Hizmette neler vardır derseniz?
Vefa derim, Sadakat derim, Sabır derim, Samimiyet derim!
Hizmette kusur arama ve ‘enaniyet’ oktur!
Hele hizmette, ‘başa kakma…’ yoktur!
Siyasette bizler bu şuuru geliştiremedik!
Bir söz vardır; “Sen iyiliği yap, kul bilmezse Hâlık bilir”
Nihat Sami Banarlı insan için ne diyor; “Gerçek insan, unutmayan, iyi
ve güzel hatıralara bir aşk ölçüsünde bağlı, vefalı kalan insandır”
Geçmişe, geçmişin güzel hatıralarına saygılı olacağız...
O hatıralara, sahip çıkacağız…
Bir büyük Veli insan için ne diyorlar; “Aklınızı başınıza toplayınız.
Sermaye-i ömür ve istidad-ı hayatınızı hayvan gibi, belki hayvandan
çok aşağı bir derecede şu hayat-ı faniye ve lezzet-i maddiyeye
sarfetmeyiniz. Yoksa sermayece en a’la hayvandan elli derece yüksek
olduğunuz halde, en ednasından elli derece aşağı düşersiniz.”
İki kavram var; “Esfeli Safilin”
Ve “Âlâ-yi İlliyin”
İnsanların o cüzi iradeleriyle gelebileceği makamlar.
Esfele-i Safilin; “Aşağıların aşağısı, sefillerin en sefili…”
Âlâ-yi İlliyin; “Yücelerin en yücesi; en ileri nokta…”
Düşünüyorum da, insan kendi yaratılış gayesinin dışına nasıl sapabiliyor?
İnancımız ne diyor; “Bir insanı kurtarmak, bütün kâinatı kurtarmak
gibidir; bir insanı öldürmek, bütün kâinatı öldürmek gibidir”
Biz bu gayenin neresindeyiz?
Şöyle bir soru geliyor; “Aşksız…” insan olur mu?
Kesinlikle hayır!
Yunus’un bir sözü vardır; “Yaratılanı sev, Yaratandan ötürü…”
Asrımız insanı, “sevgi özürlü…”
Hadis, “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki sizler iman
etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş
olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey
söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız”
Sıklıkla ne diyoruz bizler; “İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın”
İnsana değer vermeyen bir sistem düşünülebilir mi?
Allah’ın Resulü ne buyuruyorlar; “Kimin üzerimde hakkı varsa gelip alsınlar…”
İnsana karşı olan davranışımızda da, “İnsan hak ve hukukunu koruyacağız…”
Bizler ne kadar koruyoruz? Oturup düşünelim…

İNSANIM BEN

İnsanım ben, yüreğimin sesinde!
Doğduğum gibi yaşamak isterim
Hayır, hayır; nefsimin pençesinde
Günahlardan kurtulmak isterim
Saf, duru, temiz, berrak su sesinde
Hayata özgürce akmak isterim
Ak, mavi, yeşil renklerin hasında;
Gülistan şehrini görmek isterim

İNSAN, İNSANIN KURDUDUR

“İnsan, insanın kurdudur” denildi
Öfke, ‘şeytanın yurdudur’ denildi
Nefsine hâkim, öfkesini yenen;
‘Zafer kazanmış ordudur’ denildi

İNSAN

İnsan, et ile tırnaktan yaratılmış!
Toprağa hayat tohumu atılmış
Canlar için, ‘emanet yurdu’ dünya
Hasretle, ‘karar yurdu’ aratılmış
Göç, yaman göç; bu dünyadan ayrılık
İlla ki kalmaz arada gayrılık!
Bu dünyada, donatılmış ne varsa
Takvayla varsa, sana kalır ancak!

İNSAN OLMAYA GELDİM

İnsan olmaya geldim bu âleme;
Sabırla, çileye tebessüm eder
İç dünyamız ayna tutar kaleme;
Kalem, oku der, ilmi izhar eder
Sükût bir zırh gibi gelir halime;
Halden hale hayra vuslat eder!

İNSAN

İnsan, tarihin soylu ağacı
O ağaçta gizlenir, zamanın kaydı
Kökler emzirir, asrın Alplerini
“Milletler, kahramanlarıyla yaşar!”
Setleri, kahramanlarıyla aşar
Beş bin yıllık tarihim, soylu sesim;
Haktan bize emanettir nefesim

Yazarın Diğer Yazıları