Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

İmtihanımız!

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

“Sizi mutlaka biraz korku ve açlık, biraz da mallardan, canlardan ve mahsullerden bir noksanlık ile

İmtihan edeceğiz. (Ey Resulüm! Sabredenleri (cennetle) müjdele!” (Bakara, 155)

Dünya fanidir, deriz. Bu fani âlemde imtihandayız.

Nasıl bir imtihan?

“Biraz korku ve açlık… Biraz da mallardan, canlardan ve mahsullerden noksanlık…”

Darlık ve Sıkıntılar, Keder ve Üzüntüler,

Bütün olumsuzluklara karşı, “En büyük silahımız…” SABIR VE DAYANMA GÜCÜ!

“Onlar ki, kendilerine bir musibet geldiği zaman; “Muhakkak ki biz Allah’a aidiz ve muhakkak ki biz, ancak O’na dönücüleriz!” derler.”

Şairin bir şiirinde, “Çileye selam!” der.

Asrımızda böyle yiğitler var mı?

En ufak bir sıkıntıda, ‘isyan eden…’ bir ruh haleti…

Sabır için ne diyoruz?

Tadı ve kokusuyla, “acı bir ilaç…”

İsyan için ne diyoruz?

İnsanı güzel bir akıbetten mahrum eden hırs/ veya ihtiras…

HELAL VE TEMİZ!

“Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanlardan helal ve temiz olanlarını yiyin ve şeytanın adımlarına tabi olmayın! Çünkü o size apaçık bir düşmandır” (Bakara, 168)

Neticeleriyle güzel ve hayırlı olanı tercih etmek/ seçmek…

Kötülüklerden ve çirkin işlerden kaçınmak…

“Ey iman edenler! Sizi rızıklandırdığımız şeylerin, temiz olanlarından yiyin ve eğer sadece O’na kulluk ediyorsanız, Allah’a şükredin!” (Bakara, 172)

Burada, bir emir var; Bizlere, ‘koruyucu zırh’ olacak bir emir!

Bir ömür boyu, ‘helal ve temiz olanı…’ seçmek, haramdan ve kötülüklerden şiddetle kaçmak…

BİRLİK RUHU

Şu Kur’an, Ramazan ayında bizlerin en büyük ihtiyacı, “Birlik ve Beraberlik Ruhudur…”

“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın ve parçalanmayın!

Allah’ın size olan nimetini hatırlayın ki, bir zamanlar (birbirinize) düşmanlar idiniz de,

(Allah) kalplerinizin arasını İslam’la birleştirdi. Böylece O’nun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz.

Ateşten bir çukurun kenarında (küfür içinde) idiniz de, sizi oradan kurtardı. Allah, size ayetlerini böyle açıklar, ta ki hidayete eresiniz” (Ali İmran, 103)

Bu ayeti geliniz birlikte tefekkür edelim!

Ya hep beraber, Kur’an’ın ipine sarılacağız; bu coğrafyaya yeniden şekil vermek isteyen, o sömürgeci, istilacı emperyalizme karşı;

“İnnemal muminune ihvatun” mealen, “Müminler ancak kardeştirler” diyeceğiz…

Asrın fitnesine; o fitnenin aramıza taşıyabileceği ihtilaflara; ayrılıklara ve bölünmelere fırsat vermeyeceğiz!

Kur’an bizlere, “bir olunuz…” diri ve güçlü olunuz diyor…

“Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra; parçalanıp ihtilafa düşenler (Yahudi ve Hıristiyanlar) gibi olmayın! İşte onlar için ise (pek) büyük bir azap vardır.” (Ali İmran, 105)

Bizim örneğimiz, Yahudi veya Hıristiyan topluluğu değildir!

“Ey iman edenler! Eğer kendilerine kitap verilenlerden bir fırkaya uyarsanız, imanınızdan sonra sizi, kâfirler olarak (küfre) geri döndürürler.” Ali İmran, 100)

İşte kanayan yaramız Ortadoğu. Gazze/ Filistin, Doğu Türkistan, Kerkük, Kırım, Irak, Suriye, Keşmir ve diğerleri… Nasıl bir fotoğraf mevcut; Kan ve gözyaşı! Hukuksuzluk, Adaletsizlik, Devletsizlik!

Özetle bizler, ‘aslımıza…’ döneceğiz, başka çıkış yolumuz yok, efendim…

GERÇEK İYİLİK

Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) sarf etmedikçe; (Gerçek) iyiliğe asla erişemezsiniz.

Her ne sarf ederseniz şüphesiz ki Allah, onu hakkıyla bilendir.” Ali İmran 92)

Bu iyiliklerin misalini Kur’an bizlere çok güzel tasvir ediyor;

“…Yüksek bir yerde bulunan güzel bir bahçenin hali gibidir ki, ona bolca yağmur isabet etmiş de meyvesini iki misli vermiştir, fakat ona çokça yağmur isabet etmese de, bir çisenti var (ki o bile yeter)!

Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir.” (Bakara, 265)

.Gerçek iyilik, O iyiliği yaşayan/ yaşatan kahramanlara ne mutlu…

Zayıfı, yoksulu, miskini, darda kalanı ayağa kaldırmak; topraktaki ürünümüzün/ veya mahsulümüzün, bereketli olmasını isteriz değil mi?

Bütün bunlar, ‘gerçek iyilikten’ geçiyor! “Hayırla yarışan…” erdemli bir ümmet olmak…

Şurası bir gerçek ki, toprağın çoraklaşması veya verimsizleşmesi gibi, gönüllerde çoraklaşabiliyor!

Toprağın ve gönüllerin çoraklaşması bir felakettir, düşünebilene?

ŞEYTAN FAKİRLİKLE KORKUTUR!

“Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size çirkin işleri emreder. Allah ise size, kendisinden bir mağfiret ve bir ihsan va’d ediyor. (Bakara, 268)

O korku insana neleri getirir?

Aşırı cimriliği, sevgisizliği, iç huzursuzluğunu, ferdiyetçiliği…

Sadece, ‘ben olma…’ duygusunu güçlendirir!

Bu duygu neleri getirir?

İnsanlara, ‘çirkin işler…’ yapmayı teşvik eder…

Kötülere/ veya kötülüklere meydanı terk eder…

O sebepledir ki, ‘yardımlaşma…’ için ne deriz?

İnsanlar arasında, ‘kalpleri ısındırır…’

Zekât ve sadaka neler getirir?

Toprağa, ‘sevgi ve muhabbet tohumlarını…’ atar.

İnsandan millete, topraktan vatana, ezandan bayrağa…

Bütün kutsallarda, ‘hakiki sevgi…’ vardır…

Sevgide; barış, birlik, dirlik ve hakiki hürriyet vardır.

TAKVA ELBİSESİ!

Takva sözlükte, “Allah korkusuyla dinin yasak ettiği şeylerden çekinme”

Bütün günahlardan/ veya kötülüklerden kendini korumak!

“Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek bir elbise,

Bir de (giyinip süsleneceğiniz) bir süs elbisesi indirdik.

Bir de takva elbisesi ki, o (hepsinden) daha hayırlıdır.

Bu (maddi ve manevi elbiseler), Allah’ın ayetlerindendir;

Umulur ki düşünüp ibret alırlar.” (A’raf,26)

İnsanı en fazla koruyan elbise, “takva elbisesi…”

Kur’an’ın birçok ayetlerinde buyruluyor;

“Allah’dan gereği gibi korkun, kötülük yapmaktan sakının”

Hadis, İnsanların en hayırlısı ve değerlisi;

“En ziyade Allah’dan korkanlardır”

İşte o korku insana giydirilmiş,

İnsanları, ‘kötülüklerden koruyan…’ bir zırhtır.

Bizler o zırhın adına, ‘takva’ elbisesi diyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları