Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Bayrağın kızıllığı

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Bayrağın kızıllığı ruhumu okşar
Şer niyeti öfkesine tutsak eder
Şâhadetim, rüzgârla bayraklaşır
İhanetin dilini aksak eder

Toprağın kokusu içime sinmiş
Ey bayrağım, özüm seninle dinmiş
Cepheden cepheye ecdadı anmış
Bayraksızlar ülkeyi ifsat eder

Gök mavisinde kızıllığın güzel
Gönül kapısında allığın güzel
Toprağa düşen sıcaklığın güzel
Gönül gözü kör, cana haset eder

Akılsıza, vicdansıza düş de gör
Karanlık düşlerde, şuurları kör
Basireti bağlanmış izanı yor
Argümanı yok, kimden neşet eder?
Vehm-i güman, her yanı haşat eder

Bayrağımla konuşur, dertleşirim
Derdimi, kanatlandırır şiirim
Bize lütufkâr ikramı mahşerim
İhanetin bedeli, kesat eder!

Vatan, millet, bayrak ezan has bize
Zaman olur acısıyla yas bize
Bir olma şuuru, ulu ses bize
O ses, anlayana; cihana nefes!..

BAYRAK
Biliriz, en büyük sevdanın rengi
Aklım, fikrim,  zihnim şâhadet eder
Yıldız akar, hilâl nakış ahengi
Rabbim şühedaya hidayet eder
Bir hilâl uğruna verilen cengi
Kan kırmızı renginde hikâyet eder

AŞARDA GELİRİM

Ferhat’ça, dağları aşarda gelirim
Sırları yüreğimde merhem gibi
Engin sular gibi taşarda gelirim
Bu yollar, ömrümün vergisi gibi
Bir ömrü yollarda yaşar da gelirim

YÜREĞİM

Yüreğim yangın yerine dönmüş
Yanıyor ciğerlerim alev alev
Kâinat bir matem yerine dönmüş
Bir lahza tebessümü bile sönmüş
Dağ ağlar, toprak ağlar, nehir ağlar
Ağlayan sanki yanan yüreğimdir

TÜRKÇE DUYAR
Türkçe duyar, Türkçe düşünür, yazarım
Sazım elimde, Türkçe benim yârim
Nazım, şefkatin en ince telinde
Sözüm, kalbin sükût vaktini arar
Çal ey gönül, ben sevdaya yazarım!

Türkçe, harsımdır; onda haz duyarım
Azmim, iradem, gül endam yolunda…
Muhabbetinde, dağılır efkârım…
Türkçe, söz dağarcığım sürgün verir
Çal ey gönül, ben sevdaya yazarım!

Her mevsimin bir rengi, cazibesi,
Türkçe’nin A’dan Z’ye Alfabesi,
Mana yüklü, değerler manzumesi!
Sinir uçları gibi imlası var…
Çal ey gönül, ben sevdaya yazarım!

Türkçe düşünür, zamana akarım!
Zamanın meçhule giden yolcusu…
O yolcunun, tatlı bir serüveni
Özünde taşır, Türkçe ’ye güveni
Çal ey gönül, ben sevdaya yazarım!

“Türkü söyler türküler” bizi söyler
Oğuzdan, deryaya açılan boylar…
O töreyi, zarafeti taşır, toylar…
Sabırla sükûtuna erdim ilhamın!
Çal ey gönül, ben sevdaya yazarım!
Sazım elimde, Türkçe benim yârim

TÜRKÇEMİZE

Fırat, ari lisanım gibi duru
Gönül divanımın özge huzuru
Kalbim şahı ise dilim veziri
Biz, bu özge dilin nesir yazarı

GÜZEL TÜRKÇEMİZE

Türkçe, ifadem, düşüncem, bayrağım
Nesiller arasında köprüm,  bağım
Feth-i İstanbul'dur, yükselen çağım
Yunus'un akça gönlünde çağlayanım
Bizlerden başka yoktur ağlayanım
Türkçe'nin burçlarında dört bir yanım,
Yükselir cihana ulu lisanım
Ailemden aldım, ilk terbiye mi?
Türkçe duyan, düşünen fıtratı mı?
Ruhuma akseden ulu niyeti mi?
Asırların halisane boyası
Türkçe, arifane, zarifane dil...
İnceliği, sadeliğiyle adil
Ondadır muradına eren nesil
En güzel şiirler, Türkçe yazılır
Metinler, abidelere kazılır
Estetiği, gönüllere çizilir
Türkçe hislerim besler deryaları...

HARPUT KALESİ

Kaleler içinde, Kartal Yuvası
Kartal bakışında, Elâzığ Ovası
Yiğitlerin harman olduğu yerdir
Taşır sırtında, atalar duası!

Harputlu, İstanbul Beyefendisi
Mertliğin, cihangirliğin kendisi
Hak ve hakikat yolunun bendesi
Şehitler, sıddıklar, âlimler duası...

Anadolu'nun erdemli Şehri
Akar vadilerinde, Fırat Nehri
Belek'te, Gaza meydanları mührü
Gün üstüne, erenlerin duası

Harput, atalardan mirastır bize
Türküsü, geçmişi anlatır bize
Efsane şehri, masaldır bize
Her misalde, Dede Korkut duası

HARPUT’TA MENKIBELER

Şair Ruhunda menkıbeler yatar
Her menkıbe kalbimde küt küt atar
Mısralarda seyran eder âlemi
Âlemin sırrı efsunkâr hava katar

Gönül âleminde ilham pınarı
Orada besler efsunkâr çınarı
Çınardan sor, marifeti hüneri
Geyikli Baba'dan menkıbe katar

Harput'a, efsane diyarı deriz
Hayatı onlarla talim ederiz
Bir burçtan bir diğer burca eseriz
Belek Gazi, nice menkıbe katar

Harput'ta; Ankuzu Baba, Arap Baba
Bigâne gezeni, çeker hesaba!
Efsane, girmez bedeni turaba
Mana erleri, ihlasa yol katar

AZERBAYCAN'A

Azerbaycan, tarihin, tarihim oldu
Aynı keder, sevinci paylaşırız
Yirmi Ocak, kara gün gibi çöktü
Sanki üzerimize çöken göktü!
Tanklar, mazlumları çiğner de geçer
Hürriyet türküme kim tamah eder
Milyonlar, vaveylası sema eder
Yüreğim can kardeşe sena eder!

Yazarın Diğer Yazıları