Bizim batılılaşmaya ihtiyacımız yok!
Biz zaten tarihin en büyük medeniyetiyiz
Bizim, kendi kimliğimizle buluşmaya ihtiyacımız var
7.nci asırdan, 16.ncı asra yolculuk ediniz...
Tarihin içinde seyyahı fakih olunuz!
"Çok güçlü bir maziden, daha güçlü bir atiye"
Var mısınız yolculuğa?
YOLA ÇIKIN
Ahireti kazanma yoluna çıkın,
Bir de bakarsın dünya cennet olmuş!
İlme, marifete bir ışık yakın,
Her taraf hünerli insanla dolmuş
BUGÜN İÇİN
"Bugün için ne yaptın" sorusunda,
Azmi, iradeyi, gayreti bulur
"İki günü eşit olan zararda!"
Sorusunda, asıl yolunu bulur
Güneş gibi ışıl ışıl yükselmek,
İnsan, içindeki hasreti bulur...
HER GECEYİ...
"Her geceyi, kadir bilen bir ümmet"
Şu kâinat üzerimize zimmet,
Çalışmak, hergün daha çok çalışmak!
Yüce Yaratıcıdan bekler himmet
Sabır, hayat yokuşuna gayret
Şükürle manevi huzuru seyret!
SÖZ...
Ne tartıya, ölçüye gelmeyen söz,
Ne hesaba, kitaba girmeyen söz,
İçiyle de barışık olmayan söz,
Gayri öze dokunmayan söz hikmetsiz!
Dünyada olmaz hiçbir şey zahmetsiz...
TARİHİN EN MEDENİ...
Tarihin en medeni milletine,
Sinir bozucu iftira atanlar
Onlar, düşermiş kendi illetine
Bozuk para gibi ikbal satanlar
Düşermiş cücelerin zilletine
Fitneyle ortalığı katanlar
Bu kutsi toprakta yer bulamazlar
DUAYA İHTİYACIM VAR...
Ne kışım, ne yazım var
Ben Kıbrıs’ım, ben Kerkük’üm!
Ben şefkatin adı, Anadolu’yum
Ben bir koca çınar
Ebedi Devlet Yurduyum…
BİR ASIR ÖNCE...
Bir asır önce,
'Çanakkale geçilmez' dedik
Toprağa adağımız,
Kanlarımızdı!
Etten duvar olmuş bedenlerimiz,
Dağlar gibi geçit vermez,
Canlarımızdı!
ÂLEMDE...
Âlemde, her insana biçilmiş rol
O rolle, su gibi akarak durul
Bahtına düşene şükürle kurul
Şevk, azim, gayret, hasretle menzil senin
SAATLER
Saatler, hıncınız mı var, söyleyin!
Yaşlılıkta, fırtına gibi eser
Şu yorgun düşlerim önümü keser
Zamanla yürümek, o kadar zor ki?
Gölgelerim bile önüme düşer
BÜLBÜL FİGAN EDER
Çırası mum, boyu selviye benzer
Sokağı kum, soyu aslıya benzer
Kokusu gül, bağı İrem Harput’un
Bülbül figan eder; yaslıya benzer! ..
Gül yüzüne kar mı düşmüş Harput’un
Sözüne efkâr mı düşmüş Harput’un
Beyaz duvaklar içinde süzülür,
Özüne inkâr mı düşmüş Harput’un
BAK ŞU MUSALLA TAŞINA
Bak şu musalla taşına, kimler geldi geçti?
Nice zalim kendi sarayını yaktı geçti
Firavun kadar kapris, Nemrut kadar haris;
Nice münkir, birer mesel olup geldi geçti!
KAHVEHANE
Pas tutmuş havasında,
Akıl sarhoş, duvarlar loş
Boğulmuş kısık sesler
Zar sesine...
İzmarit dumanında
Solumakta nefesler
Avucun içinde;
Akıl, kâğıt ve ağıt
Masa başında, kilitlenmiş şuur!
BU YOLDA
Bu yolda zorlukta var, kolaylıkta
Zorluk sabır ister, kolaylık şükür
Sıkıntıya deva var, iyilikte
Hayır infak ister, infakta hayır
Bir tebessümde nice güller açar
Gül aşkın koncası, ruhumda açar
RAHMETİ BEKLEDİ
Toprak ağladı, çorak haline
Ağaç, dal, çiçek, tomur; börtü böcek
İçin için rahmetini bekledi
Beli bükük ihtiyar, sabi çocuk...
Bakışlarındaki dua hâline
Bulut bulut aktı gözyaşlarına