Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Ahmet Tevfik Ozan'ı anarken

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

“Ayın on beşi, Ocak soğuğunda

Haber salındı, ‘şiir göçtü’ diye

Martılar uçtu, Buzluk Bağlarından,

Efkâr rüzgârı göğüs kafesinden

Toz bulutu gibi çarparak yükselir

Ozanlar yasta, ayrılık yaman hey!

Zaman döner, devran döner, baş döner

Akşam hüznü, şafak kızıllığında

Nazar eder her söz edep dersinde”


Haftalar, Aylar, Yıllar, sanki bir göz açıp kapatıncaya kadar hızla geçiyor ki…

“Yeşerecek gözyaşı/ Toprak ağladığında/ Tohumlar sevinir!” mısraları…

15 Ocak 2021 tarihinde aramızdan ayrılan, “Şiirin Efendisi!” Dr. Ahmet Tevfik Ozan’ı bir daha rahmetle yâd ediyoruz. Rahmetli, “Nesrin bittiği yerde şiir başlar!” derdi. Rahmetli bir ömrü bir bakıma nakış ve nakış güçlü bir ahenk içerisinde şiirle bezedi…

“Allah, anamdan razı olsun/ Bana sevmeyi öğretti…/ Yere serilen sofralarda/ Kurumuş ekmeklerle, soğan yemeyi…/ Anam anlatmıştı bir yaz günü/ Bir bardak suya şükretmeyi…”

Bir Harput Beyefendisi, Dr. Ahmet Tevfik Ozan, Harput Buzluk bağlarında şu fani dünyaya gönül gözlerini açarlar. Rahmetli Ahmet Kabaklı Hoca da, “Harput Göllübağ’da hayata gözlerini açacaklardı. Onun da ilk sözleri ben, “Annemin ninnileri ve masallarıyla büyüdüm…” diyeceklerdi.

Şair bir babanın ve güçlü bir annenin gönül dünyasında, “Kâinat Şiiristan!” diyen bir abide şahsiyet, Ahmet Tevfik Ozan…

Aile bir okuldur, çevre bir okuldur…

O okulda, “ninniler, masallar, efsanelerin büyüleyici anlatımları…”

Bir kaidedir, “sanatı; aile, çevre ve ilim muhiti besler!”

Şairimiz Dr. A. Tevfik Ozan’ın yetiştiği muhit çok önemlidir

Son 150 yıl içerisinde birçok ‘mütefekkiri yetiştiren…’ Harput;

Harput’un, tarihten süzülerek gelen; ‘iklimidir…’

O iklimi bizler, “coğrafyanın kültür, sanat, edebiyat, musiki… Ve ilim muhiti…” olarak tanımlarız! Tevfik Ozan, ‘şair, sanatçı ruhlu bir babanın evladıdır!’

Şairimizin yetiştiği ortam ve ‘şiirin büyüleyici gücü…’

Harput, ‘buzluk bağlarından…’ başlayan hayat yolculuğu!

O yolcuyu, “roman kahramanı…” olarak anlatmak isterdim

Elazığ Lisesi’nden Hacettepe Üniversitesine uzanan,

“Tıp Eğitimi Yolculuğu…”

Şu mısralar herşeyi anlatmaya yeter de, aratır bile;

“Bir kurşuni bulut, bir ağır sistir…

Gecesi Mamağın zulmün elinde

Dostlar bir soluktur, bir can nefestir

Copla ıslatılmış(!) görüş gününde

Ben Hükümetin manevi şahsiyetini

Tahrikten yatan

Mehmet Rasim oğlu

Ahmet Tevfik Ozan!..”

Ahmet Tevfik Ozan’ın, “azmi, iradesi ve mücadelesi…”

İmanla birleşen o güçlü irade, ‘şirine de…’ yansıyacaktır

Mısralarda, ‘şairin dünyasıyla…’ buluşursunuz!

O dünyada, Anadolu insanının ‘sağduyusu…’

O dünyada, Anadolu insanının ‘idealizmi…’

Hayata, ‘yürekli dokunuşu…’ vardır.

“Türk Edebiyatı, Töre, Doğuş, Devlet, Divan, Yağmur, Erciyes,

Kültür ve Sanat, Yeni Düşünce, Konevi, Hedef, Gözyaşı,

Mina, Hasret, Çağrı, Nizam-ı Âlem, Ana, Gergef, Ülküm,

Bozkurt ve Liseli Genç…” dergilerinde, “bir ekol…” olacaktır!

Anadolu Dergilerinde, Dr. Ahmet Tevfik Ozan’ın sıklıkla, ‘şiir dünyasıyla…’ buluşacaktık.

Şairimizin 1970’li yıllarda başlayan, ‘sanat hayatını…’

Ankara, Erzurum, Kayseri’de kâh eğitim yıllarında…

Balıkesir, Kayseri’de, sağlık teşkilatında aldığı görev yıllarında…

Kayseri Erciyes Üni. Akademik yıllarında…

Bulunduğu konumu, “sanatını, edebiyat mahfillerinde…”

Bir kürsü haline getirecekler!

Anadolu’nun da dışına taşarak, ‘gönül coğrafyamızla…’ bütünleşecekler

Ahmet Tevfik Ozan, Kayseri Erciyes Üni. Yüksek Lisans ve Doktorasını yaptıktan sonra,

Yıllar sonra, “gurbetten sılaya…” dönüşü…

Hayatında ‘yeni bir döneme…’ adım atışı!

O adım atışları bizlere yine Elâzığ’ın, “Gurbet Şairi Rahmetli Şeref Tan’ı hafızalara taşıyacaktır!”

Gurbet, bazen insanı daha güçlü eserler vermesi bakımından esrarlı bir teneffüse sahiptir, diyebilirim.

Şairimiz Ozan, Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesine, ‘öğretim üyesi…’ olarak;

Yıllarca, “Sıla-i rahim…” yaptığı, “Ata Ocağına…” dönecektir.

Elazığ’da, ‘sanat ve edebiyat dostlarıyla…’ bir araya gelecektir.

Ahmet Tevfik Ozan’ın en son eseri olarak da bilinen, “Şiirimin ABC’si ” bir bakıma; “hayatın

ABC’sidir”

Tevfik Ozan, ‘sanat ve Edebiyat dünyamızla…’ içiçedir

İlimizde yayın yapan, Kanal Fırat Televizyonunda;

“Ardıç Dalı…” isimli; sürekli programlar yapmaktadır.

TYB, İLESAM, GESAM’ın aktif üyesi olan A. Tevfik Ozan’ın,

“Kâinat Şiiristan, Dağlar Ardı Şiirleri, Şeyma Ceylan Yüreği…”

İsimli şiir kitaplarının yanısıra;

“Şiirden Taşan Sözler” ismiyle Deneme türünde eseri kaleme alacaklar!

Anılarını, “Taş ve Tebessüm” adıyla kitaplaştırmışlar!

Ozan’ın, ‘başarılı’ resim ve karikatür çalışmalarına da şahit oluyoruz.

Şiirlerinde ki tema; “Vatan, Millet, Aşk, Ölüm ve Doğa…” üzerinedir.

Şairimiz dünyada ismi sıklıkla anılan ve bilinen Ve günümüzde UNESCO’nun desteklerinde gerçekleştirilen, “Uluslararası Struga Şiir Akşamlarına…” Türkiye’yi temsilen katılmışlardır. Struga Şiir Akşamlarının tarihi incelendiğinde,

Türkiye’den; Fazıl Hüsnü Dağlarca, Melih Cevdet, Turgut Uyar, Behçet Necatigil,

Yavuz Bülent Bakiler, Özdemir İnce, Hilmi Yavuz, Edip Cansever,

Oktay Akbal, Talat S. Halman, Ataol Behramoğlu gibi şairleri de görüyoruz.

Şairimiz, ‘sivil hayatta…’ önemli organizasyonların, ‘paydaşları içerisinde de…’ yer almışlar!

Bunların arasında önemli Vakıf ve Derneklerde yer almaktadır!

“1998 yılından bu yana Türkiye Boks Federasyonu Üyesi Ve Sağlık Kurulu Temsilcisidir… Ahmet Tevfik Ozan, Türkiye’nin birçok illerinde gerçekleştirilen, Şiir ve Sanat Organizasyonlarına katılmakta olup, gittiği her muhitte, Elazığ Şehrimizi temsil etmektedir.

Şairimiz Elazığ’a geldikten sonra da, birçok STK’larda görevler üstlenmişler…

Özellikle de, “Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarında…”

Manas’ın altyapısında roller üstlendiği; Onlarca organizasyonda, A.Tevfik Ozan ismini görmekteyiz!

Ahmet Tevfik Ozan, ‘şiir dilini…’ çok iyi kullanır ve kendisine ait, ‘bir üsluba…’ sahiptir

Anılar, olaylar, hayatından kesitler; ‘şiirine…’ malzemedir!

Yaşanmış hayat, “şiirin dilinde…” ibret verisi bir derse/ bir nasihate dönüşür! Çizgiler, renkler, desenler,

Motiflerde, Şairin mısralara akseden ‘kimliği/ veya resmidir!’

O zengin kimlik sizleri, ‘iman ve aksiyon limanına…’ taşıyacaktır “Nesrin bittiği yerde şiir başlar!”

Şiir de, söz daha duru ve daha samimidir

Şiir de, ‘gönül dili…’ sizlere tebessüm edecektir

Şiir sanatı, ‘ak yazı…’ olarak da tarif edilir

“Ellerim kırılsaydı, şair olmasaydım ben!..

Bir dalda, bir çiçekte yazılmış duruyorken

En muhteşem bir şiir, belki; bir bahar kadar!

Ellerim kırılsaydı, şair olmasaydım ben!..”

Şairimiz, “Kâinat Şiiristan!” der

Necip Fazıl Kısakürek, tefekkür lisanıyla; Sükûtu tercih edecek ve ‘teslimiyet…’ gösterir

“Anladım işi; sanat Allah’ı aramakmış;

Marifet bu, gerisi yalnız çelik-çomakmış.”

Kâinatın ilahi nizamında; ‘örneksiz, misalsiz, tarifsiz…’ muazzam bir ahenk görürsünüz!

Sevginin cevherinde iman; İman da, sadece haktanmış dersiniz…

 

RAHMETLİ DR. AHMET TEVFİK OZAN’IN ŞİİRLERİNDEN

AĞAÇ OLMAK VARMIŞ

Issız dağ başında, Ardıç Ağacı

Donmuş bir türküdür… yeşil ve yalnız!

Haşir korkusu yok… Hesap günü yok

Ve ölüm korkusu… soğuk, apansız!


BİR BAHTİYAR SULTAN

Âlem’de; sırrı tahkik, imanı neşretmek için

BAHTİYAR Âdem halkeder, Baki olan Rabbimiz…

VAHAPZADE namında er kişi avdet eyledi

Cennet-i Dar-ı Beka’ya.. eyle, Sultan... Rabbimiz!..


“… Ben, bir ömür boyu, lekesiz

Gönlümden derlediğim çiçekleri

Kır çiçeklerinin Bahar’ına,

Armağan ediyorum…

Baharların en güzeline!...”

**

Sarı bir Eylül günü, Hacettepe Parkı’nda

Toprak rengi bir ceket

Ve teni toprak bir adam…

Ve yetmişli yılların kül rengi soğukluğu!

**

Bir Selçuklu Lalesi

Çocuk gönlümün trenleri geçerdi içimden

Tahta bavullara sinmiş, gurbet kokusu…

Bir Selçuklu Lalesi’nin rengiydi…

Ve Erciyes kokan soğuk, duru su!


BİR SEVDAKİ

Şükrüne bin secdedir, Yarabbi; Erzurum’un

Bir bahar havasında, yeşil-beyaz halısı…

Kar ve çiçek yan yana; işte, ölüm ve hayat!..

Ve gariptir, hepsinin topraktır sevdalısı…


CENNETTEN DAVET

Harput’ta çiçekler… Dua Dağı’nda

Biri GAMZE, belli, güzel mi, güzel!

Bir gece ansızın cennet kapısı

Açıldı, çağırdı; bir esrarlı el

GAMZE uçtu, gitti… sessiz ve güzel!


HARPUT’DA BİR ÖMÜR VE ARDIÇ DALI

Harput’da, Buzluk’da; yaylada Ardıç

Rüzgârın önünde kolsuz kanatsız

Kaya inlerinde, dağda bayırda

Bir öfkeli yılan gibi insafsız

Rüzgârın önünde kolsuz, kanatsız…


DÖRT GÜVERCİN BEŞ SEVİNÇ

Paşam, ne ki; can dediğin Dünya’da

Bir baharda yeşerecek dört çiçek!

Melekleri görmek olmaz rüyada

Hakan, bulutları yalnız geçecek…


Harput Kalesi’ni seyreden beyaz

Güvercin kanatlı yalnız bulutlar…

Şehitler kervanı içinden geçen

Rüzgârı rüyada, nurlu kanatlar…


ER DOĞAN BEKİR SITKI

İmam Efendi’nin (K.S) Türbesi’nde yaz

Şelalede güneş… ışık, renk ve ses

Duvarlar bembeyaz, gönül bembeyaz

Can desen, titreyen bir anlık nefes!


GURBET VE ŞAİR

Bir dolap gıcırtısı… Bir köhne han odası

Tavanda bir avize, yerde bir gaz sobası!

Şairin gönlü zengin, derlerse; inanmayın!

Şairin gönlü için, çile; alınyazısı


HAZAR’DA BEKİR SITKI

Dalgalar, belli; Hazar’da… titrek, hırçın ve istekli

Bu gönül “BAHAR”ından, bir lahza nur almak için

“N’olaydı yar n’olaydı!... “ o gönül KIŞLA’sının

Sırrı bahşedilseydi, ebedi kalmak için!...


KEMALİYE RÜYASI

Seni bir kartal gibi, Harput’tan gözlüyorum

Işığın gözlerime vursa da senelerce

Asırlık bir hasretle rüyanı özlüyorum


KIRIMOĞLU MUSTAFA ABDÜLCEMİL BEY

Uzaktan Güneş… küçük… sakin ve Nur Yumağı…

Öyle sessiz ve duru… sanki masum bir çocuk

Bir an yok olsa, Billah!... Kâinat Buzul Çağı…


MEZİRE’DE BAHAR

Harput’tan seyreyle ki, Mezire ne âlemde?

Sanki bahar, bir duvak gibi çökmüş ovaya…

Rahmet; Kışı çevirmiş, gül etmiş bir kalemde

Kabristanlar yeşermiş, bülbül dönmüş yuvaya!...


ÖLÜM HAYAT ÇİZGİSİ

Güneş, kar ve kabristan… Harput’ta çiçek çiçek

Ve yan yana zamanda… Huzur-u İlahi’de

Busesi karda, güneşin; ne mümkün incitsin canı

Kabristan, bizzat can kokar… Dergâh-ı İlahi’de!


SÖYLE

Seni görmek; ölmek mi, yaşamak mı sevgilim?

Sensiz olmak; sevmek mi, sevilmek mi sevgilim?

Bastığın topraklarda teninin kokusu var

Toprak olmak; anmak mı, anılmak mı sevgilim?


ŞAİRİN DÜNYASI

Her karanlık sokakta, yoksul bir şair ağlar

Uzayıp giden yollar onu gurbete bağlar

Ağlamak, şairlere; Tanrı’nın Lütfu gibi

Mısraları gülerken, yoksul şairler ağlar


ÜÇ AYLARIN İNCİSİ

Rabbim Üç Aylar’a, Ayca nur vermiş

Işığın raksı için Âlem’e billur vermiş

Gönlü billur, kılıcı nur, gözü kan

Türk’ü, İslâm Bahçesi’ne sur vermiş

Yazarın Diğer Yazıları