Sözlükte adalet, “Hakkını verme, hakkı gözetme, yerine getirme, doğruluk” olarak ifade ediliyor.
Hadis, “Bir saatlik adalet, yetmiş yıllık nafile ibadetin yerini tutar”
Hadis, “Adalet güzeldir; amirlerde olursa daha güzeldir.”
O halde adalet, “kötülüklerin karşısında bir duvardır…”
Adalet ve zulüm aynı yerde barınamaz!
Nisa Suresi 58.nci ayette şöyle buyrulur; “Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah her şeyi işiten, hakkıyla görendir.”
Dikkat edilirse, Adalet kavramı ile birlikte; Doğruluk, dürüstlük, emanet, hak, hukuk, ehliyet vs. kavramlarını birlikte kullanıyoruz. Bütün bu kavramlar, ‘sosyal yaşantımızın…’ ayrılmaz parçalarıdır.
Adaletin karşısında ne vardır; Zulüm!
İnancımız ne diyor; “Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız!”
Maide Suresi 8.nci ayette şöyle buyrulur, “Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun, çünkü o takvaya daha yakındır. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”
Hakkı ve Hukuku ayakta tutmak; İnsanı ve Devleti ayakta tutmak gibidir...
Kin ve öfke ile ‘adalet…’ bir arada olmaz. Nefsimizle, ‘karar verici…’ olamayız!
Kâinatın; yer ve göklerin yaratılışında, ‘hak…’ vardır...
Rahman Suresi 7.nci ayette şöyle buyrulur, “Göğü Allah yükselti ve mizanı (dengeyi) o koydu”
Adaleti biz, ‘teraziyle…’ ifade ederiz... Kâinattaki, ‘dört manevi unsurdan…’ biri de, ‘adalettir…’
O dört manevi unsur neler?
“Hikmet (bilgi, bilgelik), İnayet(iyilik), Merhamet ve Adalettir.”
Işık kadar, Su kadar, Hava kadar, Toprak kadar; bu dört unsur bizim hayatiyetimizdir...
İnsanlar içerisinde, ‘adaleti…’ tavsiye edeceğiz!
Nisa Suresi 135.nci ayette şöyle buyrulur, ”Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, ana-babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa, fakirde olsa, Allah ikisine de (sizden) daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın. Eğer (şahitlik ederken) dilinizi eğer, bükerseniz veya çekinirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”
Adalet, bizleri yaşatan ‘hayat iksiridir…’
Hayatımızda, ne ‘yalanı…’ barındıracağız ve nede ‘haram yiyenlere…’ itibar etmeyeceğiz.
En’am Suresi 135.nci ayette şöyle buyrulur “Ve Rabbinin sözü (emir ve yasakları) doğruluk ve adalet cihetiyle tamamlandı. O’nun kelimelerini değiştirebilecek kimse yoktur! Çünkü O, Semi (her şeyi hakkıyla işitendir), Âlim (her şeyi hakkıyla bilen)’dir.”
Kur’an, zikirdir… Kur’an, tembihatımızdır...
Kur’an da ifade edilen; ‘emir ve yasaklarda’ doğruluk ve adalet vardır.
Â’râf Suresi 29ncu ayette şöyle buyrulur, “De ki, Rabbim bana adaleti emretti.”
Yunus Suresi 47.nci ayette de şöyle buyrulur, ”Her ümmetin bir peygamberi vardır. O peygamberleri gelince aralarında adaletle hüküm verilir. Onlar hiç zulüm görmezler.”
Her Ümmete, ‘kendi dilleriyle konuşan…’ peygamberler gönderildi. Onlar, ‘adaleti…’ ve ‘doğruluğu’ emrettiler.
Nahl Suresi 90.ncı ayette şöyle buyrulur, “Şüphesiz ki Allah, size adaletli, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayâsızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan nehyeder. Öğüt almanız için size böyle öğür verir”
İki yol var; İnsana, ‘cüzi bir irade…’ verilmiştir.
Birinci yol, ‘Hak Yolu…’
Bu yolda, “adaletli olmamız, iyilik yapmamız, yakınlara bakmayı…” emrediyor.
İkinci yol, ‘Batıl Yolu…’
Bu yolda; ‘hayâsızlık, fenalıklar, azgınlıklar…’ yer alıyor.
Kur’an bizlere, “Hak Yolunu…” tarif ediyor ve ‘doğrulardan…’ olmamızı istiyor!
Hucurat Suresi 9.ncu ayette şöyle buyrulur, “Eğer müminlerden iki grup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin. Şayet biri ötekine saldırırsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla savaşın. Eğer dönerse aralarını adaletle düzeltin ve (her işte) adaletli davranın. Şüphesiz ki Allah adil davrananları sever.”
Hucurat Suresi 10.ncu ayette şöyle buyrulur, “Müminler ancak kardeştirler, öyle ise o iki kardeşinizin arasını düzeltin ve Allah’dan sakının ki merhamet olunasınız”
Kur’an, ‘asırlara…’ hitap ediyor...
Bizlerden, ‘aklımızı başımıza devşirmemizi…’ istiyor.
Müslüman, birbirleriyle ‘ittifak…’ içerisinde olacak;
Öncelikle, kendi içerisinde ‘barışı…’ koruyacak.
Kendi içerisinde, ‘adaleti ve hukuku…’ koruyacak...
İhtiraslar, zillet getirir.
Husumetler, illet/ hastalık getirir.
Her ikisinde de, ümmetin zaaflarını okursunuz.
Adil bir yüz, adil bir söz, insanı ferahlatır!
“Ey iman edenler, verdiğiniz ahitleri yerine getiriniz” (Maide, 1)
“Allah haddi aşanları, adaletten ayrılanları sevmez.” (Bakara, 190)
“Allah zalimleri sevmez.” (Ali İmran, 59)
Adalet, Hak, Hukuk, Hürriyet, Doğruluk, Dürüstlük, Emanet, Ehliyet, Liyakat, Samimiyet…
Birbirleriyle iç içe olan kavramlardır.
O kavramlar, insan için bire ışık, su, hava, toprak gibidirler.
Huzurun, refahın, barışın anahtarı olan kavramlardır.