Av. Talip Ersöz

Oscar Mann ve Karl Hadank'ın Zazaca Üzerine Çalışmaları ve 'Xeylanlı Memiş Ğarzon' Üzerine Söylenmiş Bir Klam/Türkü

Av. Talip Ersöz

Almanlar oryantalistler Berlin’de ve özellikle de Leibzig Oryantal Çalışmalar Enstitüsü ile Berlin Doğu Çalışmaları Kurumunda öğrenim görmüşlerdir. Çoğunlukla 1900’lü yılların başından İkinci Dünya Savaşına kadar olan dönem arasında eserlerini vermişlerdir. Alman oryantalizm anlayışı; Fransız, İngiliz ve Hollandalıların oryantalizm anlayışından farklıdır. Aslında bu ayrışma sürecinin İngiliz oryantalist William Jones’in Sanskritçe ile ilgili olarak 1786’da sarf ettiği sözler ile başladığı ileri sürülebilir. Jones, Sanskritçe ile Latince ve Yunanca arasında kuvvetli bağlar kuruyor ve dilin zengin ve ari bir dil olduğunu ifade ediyordu. Bu durum 18. yüzyılda Avrupa’nın kökenlerini Hint ve İran’da bulmak için ırk ve dil üzerine birçok araştırmanın da yapılmasına neden oldu. (Bill Ashcroft, Pal Ahluwalia, Edward Said, Ankara: Elips Kitap, 2010)
Bu yüzyılda Avrupai ırklar, açık ve koyu beyazlar olmak üzere ikiye ayrıldı. Yunanlar, İtalyanlar, Fransızlar koyu beyaz olarak tanımlanırken; Almanlar ve İskandinavyalılar ise açık ten içinde değerlendirildi. Benzer şekilde Avrupa dilleri de çeşitli gruplara ayrıldı. (Charles Morris, The Aryan Race: Its Origins and Its Achievements, SC Griggs, 1892)
Alman oryantalist Friedrich Schlegel, Almancanın da içinde olduğu Hint-Germen dil ailesini tanımlamak için Aryan terimini yaygınlaştırdı. Adam Müller (1806), Almanya'nın benzersizliğini ve üstünlüğü tezi doğrultusunda Almanların Asya; diğer Avrupalıların ise Yunan kültür orjinli olduğunu ilan etti. (Germana, Self-othering in German Orientalism, 84)
Friederich Schlegel de, Doğu kültürü ile Alman kültürü arasında köklü bir bağlantı olduğunu ispatlamak için çalışıyordu. Schlegel arkadaşı Ludwig Tieck'e yazdığı bir mektupta, “tüm fikirler ve insan ruhunun tarihi; her şey, her şey istisnasız Hindistan'da ortaya çıktı” şeklindeki ifadelere yer veriyordu. (Germana, Self-othering in German Orientalism, 87)
 Zazaca üzerine dilbilimsel çalışma ve araştırmalar yapan İranologlardan ikisi ise Oscar Mann ve ardılı Karl Hadank'tır. O. Mann, 18 Eylül 1867 yılında Berlin’de dünyaya gelmiştir. Mann, Prusya Bilimler Akademisi tarafından Batı İrani dillerin dokümantasyonu ve dilbilimsel analizi için görevlendirilmiştir. Mann bu görevlendirme üzerine 1901-1907 yılları arasında Ortadoğu'ya iki seyahat gerçekleştirmiştir. Mann bu seyahatlerinde, İranî diller ve diyalektler (Kürtçe, Zazaca, Goranca ve diğer Batı İran diyalektleri) üzerine çalışmalar yapmıştır. Mann, 2. seyahatini Urfa ve Siverek'e gerçekleştirmiştir. Urfa’ya vardığında Süryani bir rahiple tanışan Mann, ondan Zazalar hakkında önemli bilgiler edinmiştir. Mann, Zazaca'yı önceleri Kürtçe'nin bir diyalekti olarak değerlendirmiştir. Urfa’da yaptığı çalışmaların ardından Zazalar hakkında kapsamlı bir inceleme yapmak amacıyla Siverek’e giden Mann, halkın arasına karışıp; ses bilgisi (fonetik), biçim bilgisi (morfoloji), sözcük bilgisi (leksikoloji), köken bilgisi (etimoloji) olmak üzere Zaza filolojisi üzerine materyaller toplayıp bu materyalleri Kürtçe ile mukayese etmiş sonucunda Zazaca'nın, Kürtçe'nin bir diyalekti olmadığı yargısına ulaşmıştır. Mann Siverek’te bulunduğu esnada kız kardeşine yazdığı (30 Haziran 1906) mektupta şunları kaydetmiştir:
"…ve bu dört gün içerisinde Zaza çalışmalarımdan ortaya çıkardığım şey fevkalade… (Bu çalışmalar) benim daha önce savunduğum Zazaca'nın Kürtçe olmadığı, bilakis İran’daki Goranî diyalektine, Kandula (Kirmanşah) Hewraman diline oldukça yakın bir akrabalık ilişkisinde durduğunu tezini teyit etmektedir. Bana göre bu dil, eski Med dilinin alt soyudur. Andreas buna çok şaşıracak. Tüm Orta Farsça (Pehlevice) Turfan Metinleri’nin  kuzey diyalektlerindeki fiil çekim formlarını Zazaca'da yeniden buldum. Zazacanın eski bir Med dili ve Pehleviceyle (Orta Farsça) ilişkisini bilimsel olarak keşfetmenin şaşkınlığını ve mutluluğunu yaşıyorum" (Kolivand 2014: 513)

Mann, seyahatini finanse eden Akademie der Wissenschaften’a yazdığı 16 Ekim 1906 tarihli mektupta Zazaca'nın İranî diller ve Kürtçeyle ilişkisi konusunda görüşlerini şu şekilde dile getirir: 
"Siverek’te Kürtçe'nin yanısıra İranî dillerden bir diğerini daha buldum. Bununla 1902 ve 1903’te İran’ın kuzeyinde karşılaşmış ve bu lehçeyi araştırmıştım. Bu, bugüne kadar yayıldığı coğrafya Peter Lerch tarafından belirlenen sınırların çok ötesine geçen ve Kürtçe'nin bir diyalekti olarak bahsedilen Zaza (Idiom) ağzıdır." (Kolivand 2014: 661)
Bu alıntıdan anlaşılacağı gibi Mann, Zazaca'nın Kürtçe'nin ağzı (Idiom) olduğu görüşüne doğrudan itiraz ederek onun müstakil İranî dillerden biri olduğunu iddia etmiştir. Mann, metodolojik olarak, Farsça bir metni Kürtçe'ye ardından Zazacaya; Almanca bir metni Kürtçeye veya Zazaca'ya çevirerek İranî diller arasında mukayese yaparak bağlantılar kurmuştur. Mann, Zazaca'yı Kuzeybatı İranî dillerden biri olarak kategorize etmiş ve Kürtçe'nin bir diyalekti olmadığını iddia etmiştir. Mann, daha önce Turfan  metinlerinde incelediği Med dilindeki benzerliklerden hareket ederek Zazaca'yı  Pehleviceyle ilişkilendirmiş ve modern İranî dillerden Goranca'ya yakın bir dil  olarak ele almıştır.Mann, bu çalışmaların akabinde, Batı İrani dilleri, kuzey ile güney gruplarına ayıran tarihi sınıflandırmasını yapmıştır.
Mann'ın 1917'de ölümü üzerine, yarım bıraktığı çalışmaları tamamlamak üzere Karl Hadank görevlendirilmiştir. Hadank, Zazaca hakkında çalışmalar yapmak üzere 1932’de Suriye ve Bağdat’a seyahat etmiştir. Ne var ki beraberindeki Kürt kılavuzu Celadet Bedirxan buna engel olmağa ve Hadank'ın çalışmalarını manipüle etmeğe çalışmıştır. Hadank bir süre sonra Bedirxanın olumsuz tutumunun farkına varmış ve bunu not defterine şöyle kaydetmiştir:
“Emir, Zazaları Kürtlerden sayıyor ve hepsini Kürtleşmiş olarak görmek istiyor anlaşılan, benim Zazaca hakkında bu kadar canlı alaka göstermem hoşuna gitmiyor.”
Söz konusu görevlendirmenin ardından Hadank, Zazaca tasnifi başlangıçta bir kenara bırakmak zorunda kalmış ve bunu şu şekilde gerekçelendirmiştir:
"Zira zaman içerisinde anladım ki, Zaza metinleri üzerinde çalışma ve onların dilbilimsel açıklamaları; Gorani, Gilaki, Mazenderani, Asterabadi, Semnanî, Nayini, Kürtçe, Osetçe, Ermenice, Türkçe ve Arapça gibi dillerde belirli bir ölçüde aşinalık gerektiriyordu." (Mann ve Hadank 1932: VI)
Hadank Zazaca'nın; Siverek, Kor, Bucak, Çapakçur ve Kiğı ağızları üzerine çalışmış ve 1932’de “Mundarten der Zâzâ- Zaza Grameri” adlı eserini yayımlamıştır. Hadank bu eserinde, 
Zazaca'nın Kürtçe ya da başka bir dilin lehçesi olmadığını yani müstakil bir dil hüviyeti taşıdığını ortaya koymuştur. Hadank, Mundarten der Zaza kitabının giriş kısmında bu konuya ilişkin şunları ifade etmiştir:
“Burada dili ile uğraştığımız insanların iki adı var. Komşuları ve yabancılar tarafından kendilerine Zaza denir ancak onların anadili Dimilidir.”
Hadank, ‘Dımıli’ sözcüğünün büyük ihtimalle ‘Deylemi’ sözcüğünün metatezi (seslerin yer değiştirmesi/göçüşme) olduğunu ileri sürmüştür. Buna göre, ‘Deylemi’ sözcüğünde bulunan ‘lm’ sessizleri, zamanla ‘ml’ sessizlerine evrilmiş ve 'Deylemi' ifadesi  ‘Dimilî’ formuna bürünmüştür. 

Mann ve Hadankın bu çalışmaları ile birlikte  Zazaca, dil bilimcilerce müstakil bir dil olarak kabul görmüştür. Bu çalışma diğer Batılı dilbilimciler tarafından referans alınmıştır. 
Oscar Mann, zazaca ile alakalı yaptığı çalışmalar sonucunda, 1800'lü yıllarda kaleme alınmış büyükbabamın büyükbabası, "Xeylanlı Memiş Ğarzon" üzerine kaleme alınmış bir klamı/türküyü kayda geçmiştir. Oscar Mann'ın erken ölümü üzerine çalışmaları yarıda kalmıştır  Mann'ın çalışmalarını tamamlamak üzere Karl Hadank görevlendirilmiştir. Oscar Mann'ın araştırmalarını derleyen Karl Hadank, Oscarr mann'ın Zazaca üzerine yaptığı çalışmaları, bu bağlamda Xeylanlı Memiş Ğarzon üzerine kaleme alınmış türküyü, "Mundarten Der Zâzâ Hauptsächlich Aus Siwerek Und Kor- Siverek ve Kur Örneği Üzerinden Zaza Lehçeleri" adlı eserinde yayınlamıştır. Bu klamı/türküyü gün yüzüne çıkarmak ve tercüme etmek de bize nasip olmuştur. 

MERG-É XÉYLON (XÉYLAN ÇAYIRLIĞI)

Séri Xéylon mergi,
Bini Xéylon mergi.
Laci Memiş Gazi cerra yeno sé vérgi.

(Xéylanın üstü mera (çayırlık)
Xéylanın altı mera (çayırlar)
Memiş Gazi'nin oğulları aşağıdan geliyor, kurt misali)

Séri Xéylon keray-a siya-ya,
Bini Xéylon keray-a siya-ya
Memiş Gazi qula qula tede héwılya-yo.

(Xéylanın üstünde kara kaya, 
Xéylanın altında siyah kaya
Memiş Gazi buralarda siperden sipere dolaştı.)

Séri Xéylon keray-a tenga,
Bini Xéylon keray-a tenga.
Voni: tıfingi Memiş Gazi teqyayo,
nêdavo vengo.

(Xéylanın üstü dar kaya, 
Xeylanın altı daha dar (kaya)
Derler ki: Memiş Gazi'nin silahı patladı, 
(lakin) ses vermedi.)

Séri Xéylon doşi dergi,
Bini Xéylon doşi dergi
Gullé gıney Memiş Gazi cé mergi.

(Xéylanın üst tarafı uzun dağ sırtı(dır)
Xéylanın altı tarafı uzun dağ sırtı(dır)
Mermi, Memiş Gazi'nin Şah damarına isabet etti.
 
Séri Xéylon salıncêra,
Bini Xéylon salıncêra.
Voni: darbê Memiş Gazi xincir rawa.

(Xéylanın üst tarafı siyah erik ağaçlarıyla kaplı
Xéylanın altı siyah erik ağaçlarıyla kaplı
Memiş Gazi'nin yarası hançer yarasıdır.

Séri Xéylon duéşi, bini Xéylon duéşi.
Memiş Gazi cuarra yen sé ḥeşi
Voni: gullê gınéy Memiş Gazi pey guéşi. 

(Xéylanın üst tarafında dağ sırtları 
Xéylanın alt tarafı dağ sırtları
Memiş Gazi, ayı hırsıyla yukarıdan gelir.
Derler ki Mermi, Memiş Gazi'nin kulağının arkasına isabet etti.

Sèri Xéylon gorık-o
Bini Xéylon gorık-o
Memiş Gazi vonıg:
"Mı mekişên! Mı guneko."
(Xéylanın üstü bozdur, 
Xéylanın altı bozdur
Memiş Gazi diyor ki, 
Beni öldürmeyin! bana yazık)
KAYNAK: "Mundarten Der Zâzâ Hauptsächlich Aus Siwerek Und Kor- Siverek ve Kor Ağzından Zaza Lehçeleri" Sayfa: 349-50
NOT: Xeylan Köyü, Elazığ ili Palu ilçesine bağlı bir köy olup günümüzdeki adı Büyükçaltı köyüdür. Bu klam/türkü 1870'de Palu Zaza lehçesi (merkez zazaca) ile yazılmıştır.
 

Yazarın Diğer Yazıları