Küreselleşmenin etkisi ile dünyada gücün ekseni değişmekte ve bu da gücün uygulama şeklini değiştirmektedir. Bazı çekici unsurlar birlikteliğin oluşmasını sağlamaktadır.
Sovyetler Birliği’nin 1990-1991 yıllarında dağılma sürecine girmesiyle birlikte, diğer topluluklar gibi, Türk toplulukları da bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Başta Kazakistan Cumhuriyeti olmak üzere, Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan ve Kırgızistan Türk Cumhuriyetleri ve birçok muhtar ve özerk Türk toplulukları ortaya çıkmıştır. Bu Türk Cumhuriyetleri ve Türk topluluklarının bağımsızlıklarına kavuşmaları, Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Türk halkı tarafından olumlu karşılanmıştır.
Türk Cumhuriyetlerinin küreselleşme karşısında karşılaştıkları siyasi, askeri, ekonomik, kültürel, dini, eğitim, kalkınma gibi meselelerde birlikte hareket etme ve işbirliği içerisinde olma zarureti ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine eski adıyla Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi – Türk Konseyi, yeni adıyla Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Devletleri arasında kapsamlı işbirliğini teşvik etmek amacı ile uluslararası bir örgüt olarak 2009 yılında kurulmuştur. Teşkilatın kurucu üyeleri Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye’dir. 2019’da Özbekistan tam üye olarak katılmıştır. Macaristan 2018’de ve Türkmenistan ise 2021’de gözlemci üye statüsü kazanmıştır.
12 Kasım 2021’de İstanbul’da yapılan zirvede teşkilatının adının “Türk Devletleri Teşkilatı” olarak değiştirilmesi, Teşkilatın değişen dünya düzenini iyi okuduklarının göstergesidir. Çünkü bu yeni isimle Teşkilatın iç siyasi dinamiklerini ve birlik mefhumuna yükledikleri anlamı ortaya koymaktadırlar. Aynı zamanda Aksakallar Konseyi’nin yeniden yapılandırılması, Türk devlet geleneğinin siyasal karar alma mekanizmasının tarihsel kökenlerini ortaya koymaktadır.
Yine Teşkilat ile üye devletlerin, başta bölgesel ve uluslararası konularda olmak üzere; siyasi, ekonomik ve halklar arası ilişkilerin geliştirilmesi konularında, ortak tutum ve söylem gerçekleştirmesi de hedefleniyor.
Özellikle pandemi ile birlikte ortaya çıkan gıda sorunu ve Ukrayna- Rusya savaşı da göstermiştir ki yeni dünya düzeninin oluşmasının belirleyici unsurları gıda ve enerjidir. Bu iki unsur devletleri yeni arayışlar ve yeni ittifaklar oluşturmaya sevk etmektedir.
Orta Asya’nın yani Türkistan bölgesinin sahip olduğu tarım ve enerji potansiyeli son yıllarda Batılı Devletlerin ilgisini çekmeyi başarmıştır. Türkistan bölgesinin sahip olduğu bu potansiyel gücüne bağlı olarak farklı aktörler Türk devletleri ile daha fazla işbirliği yapmak istiyor.
1,3 trilyon dolarlık milli gelir, 560 milyar dolarlık dış ticaret hacmi, 250 milyar dolarlık yurtiçi yatırım stoku ve üretim kapasiteleriyle Türk Devletleri Teşkilatı ekonomik potansiyelinin gücünü ortaya koyuyor. Macaristan ve Türkiye imalat sanayisi, Kırgızistan ve Özbekistan insan kaynağı potansiyeli, Kazakistan, Azerbaycan ve Türkmenistan enerji kaynak üretimleriyle bir bütünün parçalarını oluşturuyor. Enerji kaynaklarına sahip üyeler imalat sanayileri güçlü aktörlerin ihtiyaç duyduğu ürünleri dünya piyasasına sunuyor. Aynı şekilde imalat sanayii üretim güçleri yüksek olan üyeler, enerji kaynaklarına sahip aktörlerin ithal ettiği ürünleri üretiyor. Coğrafi konumları gereği Doğu-Batı arasındaki ticaretin geçiş güzergâhında olan Türk devletleri mevcut önemlerini daha da artırıyor. Teşkilat üyelerinin kendi aralarındaki ticaretine bakıldığında ise 10 milyar doların üzerinde olduğu görülüyor.
21. yüzyıla Türk dünyasının mührünü vurmak için ekonomik potansiyeli daha fazla öne çıkan Türk dünyasının, her alanda işbirliği gelişmelidir.
3 Ekim’de Türk Dünyası İşbirliği gününün 13. yıl dönümünü kutladık. İnşallah birlikte daha nice yıllar kutlarız. Türk Dünyasının birlik ve beraberliğinin daim olması dileklerimle sağlıcakla kalın.