Türk Silahlı Kuvvetlerinin kuruluş tarihi olarak, Büyük Hun İmparatoru Mete Han’ın tahta çıkış tarihi olan M.Ö 209 yılı esas alınmıştır.
İlk kez Mete Han tarafından M.Ö. 209 yılında kurulan düzenli Türk Kara Ordusunda sayı itibarıyla 10.000 atlıdan oluşan en büyük birlik, “Tümen” olarak adlandırılmış, tümenler binlere, binler yüzlere, yüzler onlara ayrılmış, her birinin başına Tümenbaşı, Binbaşı, Yüzbaşı ve Onbaşı rütbelerine sahip birer komutan görevlendirilmiş ve aşağıdan yukarıya doğru emir-komuta zinciri içerisinde birbirine bağlanmıştır.
Mete Han döneminde oluşturulan bu askeri yapı günümüze kadar kurulmuş olan Türk devletlerinde de uygulanmıştır.
Türkler tarih sahnesine çıktıkları ilk günden günümüze gelinceye kadar askerlikle ilgili anlayışları hiç değişmemiştir.
Kurtuluş Savaşında; Halide Onbaşı, Nezahat Onbaşı, Şerife Bacı, Erzurumlu Fatma Bacı, Halime Çavuş, Hafız Selman İzbeli, Gördesli Makbule, Çete Emir Ayşe, Tayyar Rahmiye ve daha yüzlerce kadınımız savaş zamanı vatan savunması için seve seve cepheye koşmuştur. Kimisi küçük çocuğunu geride bırakmış, kimisi bebeği sırtında cepheye koşmuş. Savaş zamanı kadın, erkek, genç ve yaşlı demeden herkes vatanı için savaşmıştır ve asker olmuştur. Her Türk, doğuştan asker kabul edilmiştir.
Toplumuzda askerlik çok önemli bir yere sahiptir. Askere gidecek yavrularının ellerine anaları vatanına kurban olsun diye kına yakar. Asker ocağı demek “Peygamber Ocağı” demektir.
Askere giden Türk gençleri, davullu, zurnalı eğlencelerle, törenlerle asker ocağına uğurlanmaktadır. Türk gençleri askerlik hizmetine ve savaşa adeta düğüne gider gibi gitmektedir. İşte bu, Ordu Millet bütünleşmesinin, millî birlik ve bütünlük bilincinin bir sonucudur. Ordu – Millet anlayışını aksettiren en önemli unsurlardan bir tanesi de ‘şehitlik’ ve ‘gazilik’ anlayışıdır. Askerimiz hiçbir şahsî menfaat gözetmeden millî ve manevî değerleri yüceltmek; vatan topraklarını müdafaa etmek uğruna; milletin şeref ve namusunu korumak için geri dönmeyi düşünmeyi düşünmez. Çünkü bilir ki sonunda “Şehadet” vardır, Peygambere komşu olma vardır.
Gelibolu Yarımadası'na savaşmak için gelen bir Anzak askerinin cepheden ailesine yazdığı mektup, Gelibolu Cephesi'nde gösterdiği mücadeleyle kahramanlık destanı yazan Mehmetçiğin, aynı zamanda düşmanına karşı nasıl dost canlısı olduğunu ortaya koyuyor.
Türk askeri savaş zamanı da kendisine aman dileyene ateş etmemiştir. Sivil halka hiçbir zaman dokunmamıştır.
Kahraman Ordumuz; dünya ve özellikle bölge barışının korunmasında da büyük başarılar göstermiştir. 1950 yılında Kore Savaşı’na bir tugayla katılan birliğimiz, Birleşmiş Milletler idealleri uğruna çarpışarak, dünyanın takdirini kazanmıştır. 1974 yılında gerçekleştirilen, Kıbrıs Barış Harekâtı ile Ordumuz kendisine verilen görevleri her an ifa’ya hazır olduğunu bütün dünyaya göstermiştir. Dünya barışının korunması yönünde, 1993–1994 yıllarında Somali’de etkin bir rol alırken, 1994 yılından itibaren Bosna-Hersek, 1999 yılından itibaren ise Kosova’da aynı görevi başarıyla sürdürmektedir. Barışa katkı olabilmesi için Afganistan’a ve son olarak da Lübnan’a asker göndererek çalışmalarına devam etmektedir. Afganistan’da aynı zamanda diğer ülke askerlerinin komutasını da üstlenerek bu görevini başarıyla sürdürmüştür.
Devletimizin ve milletimizin her zaman birliğini ve dirliğini sağlamak için mücadele eden kahraman Ordumuz dostlarımıza güven, düşmanlarımıza ise korku vermektedir.
Rabbim şehitlerimizin mekânlarını cennet etsin, gazilerimize ise sağlıklı, sıhhatli, huzurlu bir ömür versin.
Sağlıcakla kalın.