Alparslan Kılınç

Malazgirt'ten Büyük Taarruz'a

Alparslan Kılınç

Bugünlerde tarihimizin iki büyük zaferini; Malazgirt ve Büyük Taarruzu büyük bir coşkuyla kutluyoruz.

1071’den 1922’ye kadar milletimiz için değişmeyen tek şey yurduna sahip çıkmada seve seve canını vermesidir. Anadolu’nun kapısının Türklere açılmasıyla birlikte Anadolu’yu yurt edinmenin mücadelesiydi. Anadolu’da Beylikler ve Devletler kurduk. Anadolu’ya camiler, hanlar, kervansaraylar, bedestenler, medreseler yaparak Anadolu’yu eserlerimizle süsledik ve donattık. Anadolu’nun ebediyete kadar yurdumuz kalması için 7’den 70’e erkek, kadın, genç ve yaşlı demeden yurdun dört bir tarafında şehitler verdik.

1071 Malazgirt Savaşında elde ediğimiz başarıdan sonra Anadolu’nun kapısı Türklere açılmıştı açılmasına ancak; Avrupa her fırsatı değerlendirip Anadolu’yu Türklerden almanın peşindeydi. Bu mücadele dünya var olduğu müddetçe de devam edecekti.

Sayıları katbekat üstün Bizans ordusu karşısında Sultan Alparslan “İlahi Kelimetullah”ın adını yüceltmek için bu savaşın yapıldığını Alplerine bir Cuma günü haykırıyordu. Sultan Alparslan biliyordu ki 1071’de başlayacak bu mücadele asırlar sonra da devam edecekti. . Çünkü bu Hilal ile Haç’ın mücadelesiydi.

Osmanlı’nın gerilemeye ve dağılmaya başladığı dönemde Avrupa’nın iştahı kabarmaya başladı. Çünkü ona göre “hasta adam” öldü ölecekti. Avrupa leş kargaları gibi Anadolu topraklarını paylaşmak, Türkleri Anadolu’dan çıkarıp atmak için toplanmaya başladı. Ancak unuttukları bir şey vardı. O da Malazgirt’ten bu zamana kadar değişen tek şeyin isimler, kahramanlar ve suret olduğuydu. Kan aynı kandı.

Milli Mücadele’nin kıvılcımını Anadolu’da yakan Mustafa Kemal ve arkadaşları Anadolu’yu işgalcilere bırakmamakta kararlıydılar.

Mustafa Kemal Paşa Komutasındaki Türk ordusunun 26 Ağustos’ta başlayıp 30 Ağustos Zaferi ile sonuçlandırdığı Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi, dünya tarihinin gördüğü en büyük kahramanlık destanlarından biri olarak tarihe geçmiştir.

Anadolu topraklarında, Malazgirt’le başlayan mücadele, yine bir 26 Ağustos’ta işgallerden kurtulmaya, yeni bir doğuşa, yeni bir dirilişe sahne olmuştu.

Türk ordusunun 9 Eylül 1922’de İzmir’e girmesiyle de Yunan birlikleri arkasına bile bakmadan kaçmak zorunda kalmışlardır.

Sultan Alparslan’dan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kadar bizlere Anadolu’yu yurt tutan, Anadolu’nun sonsuza dek Türk yurdu olarak kalması için mücadele eden ve bugün de bu mücadeleyi sürdürerek hayatını kaybeden tüm şehitlerimizi rahmetle ve şükranla yad ediyorum.
Saygılarımla.
 

Yorumlar 1
Yadem 30 Ağustos 2022 10:13

Suret farklı kan aynı oldukça milyonlarca kahraman çıkarırız.

Yazarın Diğer Yazıları