Kırk yaş ve üstü olanlar veresiye defterini hatırlarlar. AVM’lerin ve daha adını sayamadığımız birçok marketlerin olmadığı dönemlerde mahallelerimizde bakkallar vardı. Herkes bütün alışverişini mahallesindeki bakkalından yapardı. Bakkallardan yapmış olduğumuz alışverişlerimizde peşin ödeme de yapmazdık. Şimdilerdeki gibi kredi kartı da yoktu. Veresiye alırdık. Yaptığımız alışveriş ne tuttuysa bakkalın veresiye defterine bu miktar yazılırdı. Mahalledeki herkesin ismi veresiye defterinde yazılıydı. İnsanlar hesaplarını bilsinler, ayaklarını yorganlarına göre uzatsınlar diye kendileri de ayrı bir defter tutardı. Maaş alındıktan sonra ilk iş bakkala uğramak olurdu. Veresiye defterindeki borçlar kapatılırdı.
İşte eski zamanlarda kalan bu veresiye defteri gibi hepimizin hayata dair bir defteri var. Ama bu hayat defteri eskilerdeki gibi bakkallarda, kasaplarda ve manavlarda tutulan veresiye defteri gibi değil. Çünkü bakkalın, kasabın ve manavın ödemelerini bir sonraki aya da erteleyebiliyorduk. Ama hayatı erteleyemeyiz. Çünkü bu mümkün değil zaman su gibi gözümüzün önünden akıp gidiyor. Ne yazık ki zamanı durdurma gibi bir şansımız yok. Bu nedenle hayatın veresiyesi asla ama asla olmaz.
Defter içi yazılmamış, tertemiz boş sayfalar yığınından oluşmaktadır. Hayat defterimizi ilk açtığımızda da tertemiz bir boş sayfa ile karşılaşırız. Bu defterin neyle, nasıl dolacağı bizim elimizdedir. Güzel şeylerle de doldurabiliriz, kimsenin istemeyeceği yıllar sonra hatırlamak istemediği kötü şeylerle de doldurabiliriz. Hayattan ne istiyorsak onu ertelememeliyiz. İstediğimiz şeylere ulaşmak belki zaman alacaktır, ya da meşakkatli yollardan geçmemiz gerekecektir. Azimle çalışarak, sabır ederek bir kilimi genç kızlar nasıl ilmik ilmik işliyorsa biz de aynen böyle yapmalıyız. Sonunda istediğimiz şeyi elde ettiğimizde yaşayacağımız mutluluğu düşünerek kendimizi motive etmeliyiz.
Hayatı yaşamak mı istiyoruz, seyretmek mi? Önce bu sorunun cevabını kendimize vermeliyiz. Hayatı yaşamak, hayata yön vermek veya şu kısa dünya hayatından vaktimiz geldiğinde gittiğimizde geride kendimize ait bir iz bırakmak istiyorsak hayatı erteleyemeyiz ve seyredemeyiz. Hayallerimizi, ideallerimizi gerçekleştirmek için çaba ve gayret göstererek sabırla çalışmalıyız. Bu alemden bedenimiz gitse de attığımız imza hep kalacaktır.
Alman filozof ve yazar Nietzche’nin dediği gibi; “Denizi seviyorsan, dalgaları da seveceksin. Korkarak yaşarsan hayatı seyredersin.”.
Hayallerinizin ve ideallerinizin peşinde koşarak, hayat defterinizi istediğiniz gibi yazmanız dileğiyle sağlıcakla kalın.