Bir mucize olaydı kırk yıl geri gideydim
Anamla harman edip, dağda davar güdeydim
Sereydik yatakları damın orta düzüne
Uyanaydık Harput’un doyumsuz gündüzüne
Canım anam tez gittin bizden uzak illere
Kokuna hasret kaldım ver gitsin yellere
Senin kokun cennetten, cennetin bağlarından
Çıkıp gelemezsin öpem ayaklarından
Çok yattın kara yerde de hadi çıkıp da gel
Ha düştüm ha düşecem yok tutacağım bir el
Bilirim mucize yok, ana yok dede yok
Bilmez misin Esat giden çok hiç dönen yok.
Bu hafta sizleri her bir türküsünü zevkle dinlediğimiz kıymetli hemşerimiz Esat Kabaklı’nın sözlerini yazdığı “Bir Mucize Olaydı” ile selamlamak ve hasbihal etmek istedim.
Hepimiz ya hayatımızın belirli bir döneminde ya da çok bunaldığımız günlerde zaman zaman keşke bir mucize olsaydı veya keşke elimde sihirli bir çubuk olsaydı dediğimiz olmuştur. Özellikle günümüz insanın elinde olan güzelliklerin, değerli şeylerin farkında olamadığını ve farkında olsa bile kıymetini bilmediğini düşünüyorum. Peki bunların değerini ve kıymetini ne zaman anlıyoruz? Ne yazık ki kaybettikten sonra anlıyoruz. Bundan sonra ise tahmin edeceğiniz üzere pişmanlıklarımız, ahlarımız, vahlarımız başlıyor. Çünkü iş işten çoktan geçmiş oluyor.
Hayatımızın içinde her zaman daha fazlasını istiyoruz. İsteklerimiz sınır tanımıyor. Elimizdekilerle yetinmeyi bilmiyoruz. Küçük şeylerle mutlu olmayı beceremiyoruz.
İstediğimiz, ya da yapmayı planladığımız herhangi bir şeyi elde ettiğimizde daha onun mutluluğunu doyasıya yaşamadan belirlediğimiz yeni hedefe doğru koşuyoruz. Anlayacağınız doyumsuzluk had safhada. Aslında doyumsuzluktan öte günümüz insanında şükür etme olayı yok.
Orta yaşlara geldiğimizde ilk hedefimiz çocuğumuzun güzel bir üniversite kazanıp okuması oluyor. Bunun için çabalayıp duruyoruz. Okulu bitiriyor. İyi bir işi olsun. Bu sefer ailece bunun için seferber oluyoruz. O da oluyor. Ama bizim hedefler bir türlü bitmek bilmiyor. Çocuğumuzun evliliğini, muradını dünya gözüyle görmeyelim mi? Malumunuz yuvanın süsü çocuktur. İlk torun için dualar ediyoruz. İlkinin erkek olması ise en büyük arzumuzdur. O da oldu diyelim. Biz bunların mutluluğunu yaşayıp, şükredeceğimize yine yeni istekler peşinde koşuşturup duruyoruz. Aslında en rahat ettiğimiz dönemde bile yeni istekler içerisindeyiz. Devamlı bir şeyleri elde etme çabası içerisinde elimizde birkaç halatı tutmuş, kendimize doğru çekip duruyoruz.
Devamlı bir istek ve beklenti içerisinde olursak hayatın bize sunduğu güzellikleri göremeyiz. Halbuki elimizdekilerinin değerini, kıymetini bilip onlarla mutlu olursak ve bunu veren Rabbimize şükür edersek hayatın bize yeni güzellikler getirecektir.
Unutmayalım ki gidenin çok, dönenin hiç olmadığı bu dünyada hayatın kendisi bir mucizedir. Mucize elimizdeyken; onun elimizden kayıp gitmesine izin vermeyelim. Hayatın kıymetini bilenlerden olmanız dileğiyle sağlıcakla kalın.