6-7 Haziran 2023 tarihinde Özbekistan’ın Semerkant şehrinde Türk Devletleri Teşkilatı Türk Üniversiteler Birliği Rektörler Özel Toplantısı gerçekleştirildi. Yapılan bu özel toplantıya Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye ve Özbekistan'dan TÜRKÜNİB üyesi üniversitelerin rektörleri, üst düzey yetkilileri ve temsilcileri katıldı. Sizlere bu haftaki köşe yazımda toplantıda alınan kararlardan bahsedeceğimi zannettiyseniz maalesef yanıldınız. Bu toplantının Onursal konuşmacısı Nobel ödüllü Türk Bilim adamı Prof. Dr. Aziz Sancar, çalıştay katılımcılarına video konferans yoluyla hitap etti. İşte bu haftaki köşe yazımın konusu da Aziz Sancar’ın konuşması ve bu konuşmadan hissemize düşen pay üzerinde durmaya çalışacağım.
Aziz Sancar konuşmasının satır aralarında Türk-İslâm dünyasının asırlardır kanayan yarasının, bilimsel gelişmelerin olmamasının nedenlerinden ve çözüm yollarından bahsediyor. Önemli olduğu için konuşmanın bazı bölümlerini sizlerle paylaşmak istiyorum. İnanın defalarca okuyup üzerinde kafa yormamız gereken bir konuşma olduğunu sizlerde okuduğunuzda bana hak vereceksiniz.
Ben Nobel Ödülü’nü aldığımda, sadece kendimi değil, sadece Türkiye Cumhuriyeti’ni değil, bütün Türk Dünyası’nı temsil ettiğimi hissediyordum, bunu biliyordum ve bununla büyük bir gurur duydum. Fakat, aynı zamanda içimde bir ezginlik vardı. Biz büyük medeniyetler yaratmış büyük bir Türk milletiyiz. Ya, ben niye Nobel kazanan ilk Türk olayım?
Biz tarihimizle övünüyoruz. Bize tarih kitaplarında biz Türklerin büyük medeniyetler yarattığını öğretirlerdi. Gerçeği söyleyeyim, ilkokulda, ortaokulda buna inanıyordum. Fakat, liseye, üniversiteye gittikten sonra buna şüphe ettim ve bu içimde bir tutku olarak kaldı. Yıllar sonra, Batılı yazarlardan çıkmış eserleri okudum ve anladım ki, gerçekten 750 ile 1250 yılları arasında Türk Dünyası bilim dünyasının merkeziydi. Gerçekten, biz büyük medeniyetler yaratmışız. Ama bir sürü nedenlerle ondan sonra bilim yapmayı bıraktık ve Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri bizi geçti. Bunu çözmemiz lazım.
Gerçekten de, biz Türklerin yaklaşık son 500 yılda bilime doğru dürüst katkı yapamadığımız ortadadır. Peki neden yapmadık? Bazı insanlar buna ‘zeki olmadığınız için’ yanıtını verir. Ancak bilim yapmak genetik veya zekâ meselesi değil, gelenek meselesidir. Yahudi kardeşlerimiz dünya nüfusunun yüzde 0.2’sini teşkil ediyor ve yüzde 20 bilim Nobellerini almışlardır. Onlar diğer insanlardan daha üstün zekâlı mı? Değiller. Onların kültüründe bilime, eğitime önem veriliyor. Dolayısıyla biz de bunu bir gelenek haline getirmeli ve çocuklarımıza erken yaşta aşılamalıyız. Bu konuda özellikle sosyal bilimcilerin çalışma yapmaları lazım.
Ben gittiğim Türk ülkelerinde teknolojiye önem verilmeye başladığını gördüm. Teknoloji önemli, fakat temel bilim olmadan teknoloji olmaz. Avrupa’dan, Amerika’dan makine alıp, ben teknoloji yapıyorum, ben patent aldım, bilmem ne aldımla ne Türkiye yükselir, ne Türk Dünyası yükselir. Benim inancım bu. Dünyada eğer bir adımızı duyurmak istersek, eğer bir kuvvet olarak tanınmak istersek, eğer yabancılar tarafından yönetilmek istemiyorsak, biz bilim yapmalıyız ve bilimde kuvvetli olmalıyız ki, dünya bizi yaptığımız bilimle tanısın. Unutmamalıyız ki, biz çalıştığımız, ürettiğimiz sürece üstün olacağız. Yoksa, üstünlük genetik değildir. Bütün insanlar birbirine eşittir.
Aziz Sancar konuşmasında bilime ve bilimsel gelişmeler önem verilmesi gerektiği, eğitimin ne kadar önemli olduğu gibi 9 madde halinde yapılması gerekenleri de ayrıca anlatıyor.
Ülkemizin kalkınmasının tek yolu şüphesiz eğitimdir. Aziz Sancar’ın da belirttiği gibi bilimsel çalışmalar ve yenilikler yaparsak ülkemizi geliştirebiliriz. Genç nüfusumuzla hep övünüp duruyoruz. Gerçekten de Avrupa’ya göre genç bir nüfusa sahibiz. Tam anlamıyla bu genç nüfusumuzla övüne bilmemiz için bunların kendini yetiştirmiş, eğitimli ve donanımlı bireyler olmaları gerekiyor ki bir anlam ifade etsin.
21. yüzyılın Türk Yüzyılı olması ve 21. yüzyıla Türk mührünü vurabilmemiz için Türk Dünyasının çok çalışması gerekiyor. Geçmişte bunu başardık şimdi de bunu başarabiliriz. Yeter ki eğitime ve bilime gereken önemi verelim.