Yıllar önce bir reklam filminde geçen “ağzı olan konuşuyor” cümlesinden esinlenerek bu ifadeyi köşe yazımıza başlık yaptık. Bakalım kelimeler, cümleler bizi nereye götürecek. Hayır olur inşallah. O dönem toplumumuzun da reklam filmindeki bu cümle çok hoşuna gitmiş ve günlük hayatta kullanmıştı. Günümüzde de güncelliğini kaybetmediğinden halen kullanılıyor.
Düşünerek konuşanların sayısı ne yazık ki her geçen gün azalıyor. Halbuki Allah bize iki kulak, bir ağız vermiş. İki kez duyup, düşünüp, anlayalım sonra konuşalım diye. Maalesef bırakın iki kez duyup düşünmeyi, bir kez bile düşünmeden konuşuyoruz.
Sosyal medyanın hayatımızın her alanında etkili olduğu dönemde bilgi kirliliği de arttı. Sosyal medyadan duyduğumuz, gördüğümüz şeylerin önünü, arkasını anlayıp araştırmadan esiri oluyoruz. Doğruluğunu araştırmadan hemen orada yazılan çizilenlere inanıp, güveniyoruz. Bu da yetmezmiş gibi onun en büyük savunucusu oluyoruz.
İnsanımızda yok yok herkes her şeyde uzman, bilgi sahibi ve otorite olmuş. Kim ne yapsın araştırmayı, düşünmeyi ve dinlemeyi. Eğitim, sağlık, ekonomi, siyaset, sanat, spor insanımızda ne ararsanız var. Maşallah herkesin on parmağında on marifet var. O yüzden oturup sussunlar mı? Bizim ki de laf mı? Tabii ki yerli yersiz konuşacaklar. Bu tayfa uzman mı dinler. Uzmanlar bizi dinlesin demeleri elbette en doğal hakları.
Etrafımızda, çevremizde bu anlayışta olanlara rağmen biz atalarımızın doğru düşünüp doğru konuşmamızı tavsiye eden sözlerini kulak ardı etmeyelim.
Mesela bin düşün, bir söyle…
Dilin cismi küçük, cürümü büyük…
Dilin kemiği yok…
Bülbülün çektiği, dil belasıdır…
Kişi dilinin altında gizlidir gibi sözler söylemişler.
Bu konuda söylenen daha nice sözler var. Burada sadece herkesin bildiği birkaç özlü sözü sizlerle paylaştım. Bu güzel ve özlü sözlerin anlam derinliği için saatlerce konuşsak, sayfalar dolusu, ciltler dolusu kitaplar yazsak azdır.
Burada esas olan, belki de konun özü insanın konuşmadan önce haddini bilmesidir. Haddini bilen insan durur, düşünür sonra konuşur. Büyük Selçuklu Devletinin Veziri Nizâmü’l -Mülk Siyâsetnâme isimli eserinde yazdığı yazıların çoğunluğu haddini bilmek üzerinedir. Günümüzde haddini bilmezlik had safhaya ulaşmış. Bütün bunlara rağmen her zaman umut var olmak düsturumuz olsun.
Bu haftaki yazımıza noktayı koymadan önce isterseniz İlk Müslüman Türk Devleti olan Karahanlı Devletinin edip, şair ve devlet adamı olan Yûsuf Hâs Hâcib’in Kutadgu Bilig’te yer alan şu sözüne bir mim koyalım. “Kara gece, aydınlık güne yaklaşmaz. Mavi su kızıl ateşe konuk olmaz.”.
Bin düşünen bir söyleyenlerden olmamız dileğiyle sağlıcakla kalın.