Üniversiteler 3 yıla düşüyor! Hangi bölümler kapsamda?
Türkiye'de üniversite eğitim sürelerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin dikkat çeken bir model gündeme geldi. Enstitü Sosyal tarafından hazırlanan analizde, tüm lisans programlarının zorunlu olarak 4 yılda tamamlanması yerine bölümün niteliğine göre farklı eğitim sürelerinin uygulanması önerildi.
“2+1” Eğitim Modeli Masada
Çalışmada öne çıkan alternatiflerden biri de 2+1 eğitim modeli.
Bu sistemde öğrencinin üniversitedeki ilk iki yılını ağırlıklı olarak akademik ve teorik derslere ayırması, üçüncü yılını ise doğrudan uygulamaya ve mesleki deneyime yönlendirmesi öneriliyor.
Üçüncü yılda öğrencilerin;
Staj,
Proje çalışmaları,
Bitirme çalışmaları,
Mesleki uygulamalar
gibi faaliyetlere daha fazla zaman ayırması öngörülüyor.
Bu modelle öğrencinin yalnızca teorik bilgiyle mezun olması yerine, üniversite eğitimini tamamladığında iş dünyasının ihtiyaç duyduğu pratik deneyime de sahip olması amaçlanıyor.
Öğrenciler Bir Yıl Erken Mezun Olabilecek
Önerilen sistemin hayata geçirilmesi durumunda ortaya çıkabilecek en önemli sonuçlardan biri, uygun bölümlerde öğrencilerin üniversiteden bir yıl daha erken mezun olabilmesi.
Mevcut sistemde lisans eğitimini dört yılda tamamlayan bir öğrencinin, üç yıllık programa dahil edilmesi halinde mezuniyet sonrasında iş hayatına daha erken başlaması mümkün olabilecek.
Bu durumun öğrencilerin daha erken gelir elde etmesine, mesleki deneyim kazanmaya daha erken başlamasına ve yükseköğretim ile iş gücü piyasası arasındaki geçiş süresinin kısalmasına katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor.
Dünyada 3 Yıllık Lisans Örnekleri Bulunuyor
Hazırlanan analizde, Türkiye’de tartışılan modelin dünyada farklı örneklerinin bulunduğuna da dikkat çekiliyor.
Bazı lisans programlarının 3 yıl sürdüğü ülkeler arasında;
İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, Danimarka, İsveç ve Finlandiya sıralanıyor.
Ancak ülkelerin eğitim sistemleri, kredi yapıları, ders içerikleri ve akademik uygulamaları birbirinden farklılık gösteriyor.
Bu nedenle analizde verilen uluslararası örneklerin, Türkiye’de doğrudan aynı sistemin uygulanması yerine yükseköğretim programlarının yeniden değerlendirilmesi açısından karşılaştırmalı bir örnek oluşturduğu görülüyor.