Tanrıkulu: 'Türkiye'nin en büyük sorunlarından bir tanesi ekonomi'
HÜDA PAR Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Şeyhmus Tanrıkulu, HÜDA PAR Elazığ İl Başkanı Metin Suiçer, HÜDA PAR Elazığ İl Başkan Yardımcısı ve Halkla İlişkiler Başkanı Emrullah Çiftçioğlu ile HÜDA PAR Elazığ İl Başkan Yardımcısı ve Medya Birim Başkanı Muhammed Kılıç, Hakimiyet Gazetesi imtiyaz sahibi Ahmet Toprak'ı ziyaret etti.
Düzenlenen ziyarette açıklamalarda bulunan HÜDA PAR Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Şeyhmus Tanrıkulu,“Genel Merkez olarak Medya Birim Başkanlığı olarak bizler illerimizi dolaşıp yerel medyayı ziyaret ediyoruz. Yerel medyanın sorun ve sıkıntılarını yerinde tespit edip çözülebilecekleri çözmeye çalışıyor ve yardımcı olmaya çalışıyoruz açıkçası. Bu sebeple de bugün Elazığ’dayız, dün geldik. Yerel medyayı, televizyonları ziyaret ediyoruz. Sorun ve sıkıntılarını dinledik. Aşağı yukarı hemen hemen Türkiye’nin birçok yerindeki sorunlar aynı. Biz daha önce bunlarla ilgili olarak ilgili bakanlara önerilerde bulunmuştuk, bu sorunların çözümü için. İnşallah bu ziyaretlerimiz bittikten sonra tekrar bir rapor halinde genel merkezimize bildireceğiz ve ardından ilgili bakanları ve bürokrasiyi ziyaret edip bu sorunların çözümü için yardımcı olmaya çalışacağız.”dedi.
TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SORUNLARINDAN BİR TANESİ EKONOMİ
Tanrıkulu sözlerine şöyle devam etti:“ Türkiye’nin en büyük sorunlarından bir tanesi ekonomi. Zaten yapılan anket çalışmalarında da ekonomi sorunu birinci sırada çıkmakta. Ekonominin bu hale gelmesinin en büyük sebeplerinden biri, iktidarın yanlış politikalarıdır. İki üç yıl bir politika uygulanıp sonra geri adım atılıyor, tekrar başa dönülüyor. Maalesef istikrarsızlık bir ekonomik plan haline geliyor. Daha önce “faiz sebep, enflasyon sonuç” denildi, sonra bundan geri adım atıldı, tekrar dönüldü. Sonuç itibarıyla öncelikle sorunları tespit etmek lazım. Sorunları tespit ettikten sonra da bunların üzerine gitmek ve istikrarlı bir şekilde çözmek gerekiyor. Bize göre şu anda Türkiye’de ekonominin kötüye gitmesinin birkaç sebebi var. Bunların başında faiz belası geliyor. Faiz lobisine kaynakların aktarılması geliyor. Son iki yıldır neredeyse yılda yetmiş milyar dolara yakın bir para faize gidiyor. Ama Türkiye’nin ve özel sektörün borçları olduğu gibi yerinde duruyor. Yani işçinin, emeklinin, sabit gelirlinin alın teri faiz lobisine aktarılıyor.”dedi.
ALIN TERİ FAİZE PEŞKEŞ ÇEKİLMEMELİDİR
Tanrıkulu,“Diğer taraftan rüşvet, yolsuzluk ve israf had safhada. Bu konuda her gittiğimiz yerde şikâyetler var. Bu konularda gerekli tedbirler alınmıyor, alınan tedbirler yetersiz kalıyor. Dolayısıyla bunları yan yana koyduğumuzda Türkiye ekonomisinin maalesef çok kötü bir durumda olduğunu görüyoruz. Bunu düzeltmek için atılan adımlar da yetersiz. Bize göre Türkiye’nin kaynakları sadece 86 milyonu değil, 186 milyonu doyurabilecek güçtedir. Ama önemli olan bu refahı adil bir şekilde topluma yayabilmektir. Dolayısıyla bir ülkenin TÜİK istatistikleriyle büyümesi pek bir şey ifade etmiyor. Siz pazara gittiğiniz zaman Ali amca ne söylüyor, Ayşe teyze ne söylüyor, ona bakmak lazım. Eğer bugün emeklilerimiz, sabit gelirlilerimiz, asgari ücretlilerimiz sıkıntı dile getiriyorsa, burada ciddi bir sorun var demektir.
Geçmiş yıllarda bir nebze de olsa düzelen ekonominin bugün kötüye gittiğini görüyoruz. Sosyal adaletsizliğin arttığını, gelir dağılımının bozulduğunu, fakir ile zengin arasındaki makasın açıldığını görüyoruz. Bununla ilgili atılması gereken adımlar var. Bize göre öncelikle hükümet denk bütçe oluşturmalıdır. Hatta denk bütçe anayasal bir madde haline getirilmelidir. Kim gelirse gelsin, hiçbir iktidar gelirinden fazlasını harcamamalı ve borçlanmamalıdır. Alın teri faize peşkeş çekilmemelidir.”dedi.
FAİZE BİR SON VERMEK GEREKİR
Tanrıkulu sözlerine şöyle devam etti:“İkincisi, vergi artışları meclisin kararıyla olmalıdır; kararnameyle ya da bakanların emirleriyle olmamalıdır. Vergi adaleti sağlanmalıdır. Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınmalıdır. Ancak şu anda bunun tam tersi bir uygulama vardır. Bir emekli, bir asgari ücretli, bir işçi ekmek alırken vergi ödüyor, arabaya binerken vergi ödüyor, su alırken vergi ödüyor. Vergilerin bu kadar yaygınlaştırılması doğru değildir. Bunların düzeltilmesi makul bir seviyeye çekilmesi gerekiyor.En önemlisi de faizin yasaklanması gerekir. Çünkü faiz işsizliğin de, sosyal adaletsizliğin de, sömürünün de sebebidir. Dolayısıyla faize bir son vermek gerekir. Bu faiz merkezli kapitalist sisteme son verilmelidir.Bir de Suriye’de yaşanan gelişmeler var. Bunlar hem ülkemizi hem de bölgemizi ilgilendiriyor. HÜDA PAR olarak bizler ilk günden beri Suriye’deki çatışmaların durdurulmasını ve Suriye’de bütün etnik kimliklerin, mezheplerin ve dinlerin kendilerini görebilecekleri yeni bir anayasanın yapılması gerektiğini il günden beri söyledik. İç savaşın ve çatışmaların bir tarafa bırakılarak var olan sorunların diyalog ve müzakere yoluyla, siyasi yöntemlerle çözülmesi gerektiğini savunduk.Bugün gelinen noktada 61 yıllık bir diktatörlük dönemi sona erdi. Şu anda yeni bir hükümet ve yeni bir devlet yapılanması söz konusu. Suriye’deki bütün etnik ve mezhepsel yapıların kendilerini görebilecekleri bir anayasanın yapılması gerekmektedir. Geçtiğimiz günlerde Suriye Cumhurbaşkanı Kürtlerle ilgili yedi maddelik bir kararname yayımladı. Yüzyılı aşkın süredir Suriye’de kimliksiz yaşayan Kürtlere kimlik verilmesi, anadilde eğitim hakkı tanınması, Nevruz’un resmî bayram olarak kabul edilmesi gibi adımlar atıldı.”dedi.
GÜZEL GÜNLER TÜRKİYE’Yİ BEKLİYOR
Tanrıkulu son olarak,“Diğer taraftan elindeki silahı Amerika ve İsrail’in çıkarları doğrultusunda kullanan bir PKK gerçeği vardı. PKK’nın silah bırakarak devlete ve orduya entegre olması yönünde teklifler vardı ve bunlar kısmen kabul edildi. Elbette bir yerde devlet otoritesi olmalıdır. Bu otorite meşruiyetini anayasadan almalıdır. Anayasanın meşru olabilmesi için de toplumsal mutabakata dayanması gerekir.Bu meşruiyet sağlandığında sadece Suriye’de değil, İslam coğrafyasında da çatışmaların ve sorunların çözülebileceğine inanıyoruz. Ülkemizde de Kürt meselesi vardır. Biz yıllardır şunu söylüyoruz: Kürt meselesi ayrıdır, terör meselesi ayrıdır. Terör meselesiyle ilgili güvenlik politikaları yürütülebilir; ancak bir halkın temel hakları pazarlık konusu yapılamaz. Bu konuda adımlar atılmalıdır ki terör örgütlerinin dayanakları da ortadan kalksın.Suriye’de atılan bu adımların Türkiye’ye de olumlu yansıyacağına inanıyoruz. Türkiye’de de Kürtlerin temel hakları için gerekli adımların atılması gerektiğini düşünüyoruz.
HÜDA PAR olarak Türkiye’de halkımızın sorunlarını çözmek huzurlu ve mutlu bir şekilde yaşayabilmesi için yapıcı bir muhalefet anlayışıyla hareket ediyoruz. İktidarı ürkütmeden, mevcut yetkileri de göz önünde bulundurarak var olan sorunlara dikkat çekiyoruz. Eğer bu ülkede sorunların çözülmesini istiyorsak, bütün siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının kendi çıkarlarını bir kenara bırakıp halkın huzurunu ve mutluluğunu esas alarak siyaset yapması gerekir.Bizim ötekileştirmeye ve kutuplaştırmaya değil, birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var. Bu birlik ve beraberliği sağlayabilirsek ekonomik ve sosyal alanda da sorunları aşabileceğimize inanıyorum. Güzel günler Türkiye’yi bekliyor.”dedi.