SURİYELİLERDEN DE BİR ALBERT EİNSTEİN ÇIKACAKSA HAY HAY…

Çok büyük konuştum valla… İnşallah ben mahcup olurum da 'vasıflı' diye güvenip alacağımız Suriyeliler bizi rezil etmez:) Tarih Zulümden Kaçıp ba

SURİYELİLERDEN DE BİR ALBERT EİNSTEİN ÇIKACAKSA HAY HAY…
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Çok büyük konuştum vdigera… İnşdigerah ben mahcup olurum da “vasıflı” diye güvenip alacağımız Suriyeliler bizi rezil etmez:) Tarih Zulümden Kaçıp başka ülkelere sığınan bilim insanları ile dolu biliyorum ama gel gör ki bizim bu yalnız ve güzel ülkemizin durumu farklı…

Suriyeliler ile olan Çanakkale kardeşliğimizi ve tarihi bağlarımızı düşünmek, huzurumuzu bozan adreslerin ve düşmanlarımızın aynı kişilerden oluştuğunu bilmek bile vatandaşlık konusunda ikna etmiyor beni. Hatta ilk defa Erdoğan ile aynı düşünmüyorum… Gerçi bu fikir ayrılığını kişisel demokrasi bilincimin ne kadar da özgür olduğuna yorumlayarak teselli ediyorum kendimi ama durumum bu… Olayı Amerikalıların en sevdiği ve sömürdüğü durum olan Beyin Göçü (yetişmiş insan gücü hareketi) olarak nitelendiriyorum, yine olmuyor…

*Şimdi madem vasıflı olmak para ediyor bize de etseydi ozaman, ortalık vasıflı işsiz dolu iken vasıflı olanlarını alacağız demek daha da köpürtüyor bizi...

*Madem bize yerli ve milli 550 vekil lazım ozaman bunlar meclisin önünden bile geçmesin, sakın…

*Vatandaşlığa alınan vasıflıların bir süre sonra haklı olarak yanına almak isteyecekleri vasıfsız yakınları ile birlikte sayılarının üçer-beşer çoğaldığını ve milyonlara ulaştığını görür gibiyim…

*Bir süre sonra, çocuklarımız ana dilini unuttu, entegre değil asimile ediliyoruz, ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyoruz, Türkiye’yi AİHM’ e şikayet edeceğiz falan da filan bir sürü tantanayı görür gibiyim…

*Muhalefete nurtopu gibi bir seçim propagandası kazandırılmış durumda ve Kemal’in beni Başbakan yaparsanız hepsini göndereceğim gitsin “banane kardeşim bana mı sordun alırken” dediğini duyar gibiyim…

*Bu durumdan çok sıkılan ve bu siyasetçi bizi gönderecek, bu siyasetçi bizi göndermeyecek diye seçim yapmaktan yorulan ve hırpalandığını düşünen Suriyeli bir esnaf abimiz elinde bir bidon benzinle Taksim’de kendini yakmakla tehdit edecek herkesi ve yeter artık vergimi de veriyorum ne istiyorsunuz bizden diyerek isyan edecek…

*Artık haklı olarak kendilerini siyasi malzeme olarak görecekler ve siyasetçilerin elinden kurtarmak isteyecekler. Sonrada biz güvende olmak için mecliste kendi kendimizi temsil etmek istiyoruz diyecekler. E sonrasında da hayırlı olsun Ezilen Suriyelilerin Demokratik Toplum Partisi…

*Hemen arkasından “Ayyyy ne tatlılar değilmiii” diyen bir Aslı Aydıntaşbaş ve kankigilleri klasiği…

Özetle diyorum ki; Bize İstiklal Marşını dinlerken tüyleri diken diken olan vatandaşlar lazım bu sonradan olacak bir şey değil. Referandum olsa yüzde 90 yıldızlı hayır çıkacak olan bir durumu lütfen çok iyi düşünelim. Suriyelilere de yazık daha şimdiden bu kadar istenmeyen bir topluluğu nasıl sevdireceğiz, nasıl kabullendireceğiz bu millete. İstedikleri kadar kalsınlar, yesinler, içsinler biz yine kucak açalım, merhamet gösterelim ama isimleri misafir olarak kalmaya devam etsin vatandaşlık ta neyin nesi?