SURİYELİLER GİTMELİ Mİ KALMALI MI?
Her şey Sayın Erdoğan'ın iki gün önce '' İsteyen Suriyelilere Türkiye vatandaşlığı verebiliriz '' söylemi ile start aldı
Her şey Sayın Erdoğan'ın iki gün önce '' İsteyen Suriyelilere Türkiye vatandaşlığı verebiliriz '' söylemi ile start aldı.
Bunun üzerine gündemin ana başlığı bu oldu. Hali ile sokak ve sanal medya kazanı da fokur fokur kaynamaya başladı. Selfie, yemek paylaşımları, Mevlana sözleri gündemden düşerek yerini bu hadiseye bıraktı. Dilerseniz bu konuya hep birlikte bakalım.
Türkiye'nin etnik ve mezhepsel doku itibari ile ne kadar sancılı bir ülke olduğunu bilmeyen yoktur. 35 yıla yakındır sözde '' KÜRT '' meselesi yüzünden ülkemizin sinir uçları sürekli tahrip edilmekte ve buna bağlı olarak sürekli acılar yaşamaktayız. Bu duruma alternatif olarak bazen mezhep eksenli farklılıklar sıcak tutulmaya çalışılıp çatışma zemini oluşturulmak istenmektedir. Çok şükür ki taraflar sağduyulu ve aklı selim davrandığı için mezhep içerikli sorun bir türlü olgunlaşamıyor ve ülkemize sorun yaratacak duruma getirilemiyor.
Türkiye ırksal ve mezhepsel açılardan bu kadar sorunlu iken 3 milyona yakın bir Suriye'li nüfusunun entegrasyonu ülkeye fayda mı zarar mı sağlar sorusu akla geliyor. Akıl ve şuur sahibi olan her insan düşünmeksizin bunun bir macera ve çok tehlikeli süreç olduğuna kanaat getirebilir. 3 milyon sayısı, Artvin, Bingöl, Bayburt vb. nüfusu az olan en az 15 ile tekamül etmektedir. Bu da çok ciddi bir oran ve Türkiye'nin etnik vede demografik yapısının tamamen değişeceğini işaret etmektedir. Türkiye'nin bu denli tehlikeli bir olasılığın içerisine girmesinin hiçbir mantıklı açıklaması olamaz. Ülkemiz bir çok yönü ile henüz kendi alt yapısını oluşturamamış bir ülkedir. Gelen göç dalgası niteliksiz insanların olduğu bir akındır. Bu insanlar kötüdür asla demek istemiyorum aksine tanıdığım çok ta iyi niyetli pırıl pırıl insan var lakin ülkemizin bu insanlara daha uzun süreli ev sahipliği yapabilecek gücü kudreti yok. Bölgede bulunan birçok zengin Arap ülkesi kendi mezhep dokularını bozmamak için Hiçbir mülteciye ev sahipliği yapmadı, bu riski göze alamadı. Olayın birde ekonomik olumsuzluk boyutu da eklenince bu iş tamamen içinden çıkılmaz bir hal alır.
Bunlar olayın etnisite ve ekonomik durum değerlendirmesiydi. Öte yandan Sayın C.BŞK' nın olay ile ilgili tavrı var ki anlamak gerçekten zor. Ülkenin 80 milyonunu birinci dereceden ilgilendiren bir konuda ben böyle bir karar aldım ve uygulamaya sokulması için talimat verdim boyutu gerçekten anlaşılmaz ve son derece keyfiyetçi bir durumdur. Hiç kimse kusura bakmasın ama herkesi bu denli yakından ilgilendiren bir durumda '' Ben yaparım olur, ben ne dersem o olacak '' tavrı yanlıştır. Bu ülkede sadece zat-ı alileri yaşamıyor bu hepimizi hatta ve hatta gelecek yüz yıllık kuşağı ilgilendiren bir konudur. O nedenle makamı mercisi ne olursa olsun herkesin sorumluluk bilinci ile hareket etmesi gerekmektedir. En azından bu konu ile alakalı halkın görüşlerine kulak vermelidir. Sayın C.BŞK' nı evinin bir odası ile ilgili karar vermediğinin idrakine varmalıdır.
Dünya üzerinde 193 ülke var ve necip Türk milleti dünya üzerinde hiçbir ülkeye bahşedilmemiş bir misafirperverlikle Suriye halkına gönlünü, sofrasını, evini açmış din kardeşliğini sonuna kadar yerine getirmiştir. Bugün Suriyelilerin savaş sonrası gitmesini isteyen, duruma tepki gösteren insanların hepsi bu kardeşlerimize en az 2-3 defa yardım etmiştir. Söz konusu yardım ise Türk halkı bu sınavı fazlası ile yerine getirmiştir ama kalıcılık noktasında bunu kimsenin kabul etmesi söz konusu olamaz. Bu insanlar açısından doğru olanda vatanlarına geri dönmeleridir. C.BŞK nı konuyu gündeme getirmeyene kadar kendi içimizde kardeşçe yaşıyorduk. Bu konuşma ile herkesin bu kitleye bakış açısı değişti. 5 yılı dost ve kardeşçe geçirdik siyaseti bırakın da bu insanlarla dost ve kardeşçe ayrılalım, birbirimizi iyi hatırlayıp yad edelim...
Herkesin Ramazan bayramı kutlu mübarek olsun...