SÖYLEMLER-SEÇİMLER

TDK'ya göre söylem: 'Bir veya birçok cümleden oluşan, başı ve sonu olan bildiri, tez' anlamına gelmektedir

SÖYLEMLER-SEÇİMLER
TAKİP ET Google News ile Takip Et

TDK’ya göre söylem: “Bir veya birçok cümleden oluşan, başı ve sonu olan bildiri, tez” anlamına gelmektedir. Söylem analizi ise genel bir tabirle konuşma ve metinler aracılığıyla üretilen anlamları inceleyen bir araştırma yöntemidir. Ya da şöyle diyebiliriz; sadece kendi perspektifimizden baktığımız konuşma ve metinleri inceleyen, incelemekle de kalmayıp aslında bizim anladığımız ya da algıladığımızdan farklı anlamlara sahip olduklarını ortaya çıkaran bir araştırma metodu.

Seçimler, bazen bir okul temsilcisini, muhtarı, milletvekilini, devlet başkanını bazen de önemli bir kararı (AB’den ayrılma, anayasa değişiklikleri) sandığa gidip oy kullanarak belirlediğimiz en temel vatandaşlık haklarından birisidir. Demokrasinin olmazsa olmazıdır. Amacı farklı kitleleri bir araya getirip ortak noktada buluşmalarını sağlamaktır.

Peki, seçimler ve söylemler arasında nasıl bir bağ olabilir? Kitle iletişim araçları bizim kendi aramızda ne konuştuğumuzu bile belirleyebilir mi? Ya da hiç ihtiyacın olmadığı halde bir ürünü satın aldırabilir mi sana? Bu konuda yapılan araştırmaların tamamı bu soruların cevabının evet olduğunu söylüyor. Osmanlı’dan günümüze bu yöntemler hep bizim üzerimizde kullanıldı. Gün oldu gazete manşetleriyle gün oldu sosyal medya aracılığıyla bizim söylemlerimizi onlar belirledi. Onlar neyi konuşmamızı isterse onu konuştuk, neyi giyinmemizi söylerse onları giyindik, neyi yememiz gerektiğini söylediyse onları yedik. Sonra onlar bunun adına özgürlük dememizi istediler ve biz de söyledik.

Şimdi de seçimlerle ilgili akıl almaz şeyler söylüyorlar. Ve ülkemizde bunların uşaklığını yapanlar bu söylemleri dilimize dolayıp davranışlarımıza yansıtmaya çalışıyorlar.

Emperyalizmin egemen olduğu dünyada; çok farklı düşünce yapısına sahip, farklı din ve mezheplere ya da etnik kökenlere ait insanların yaşadığı bir ülkede yaşıyorsan ve dünya seni kurduğu düzeni bozabilecek tek güç olarak görüyorsa senin boşa geçirecek bir saniyen bile yok. İşte bu söylemlerin sonuçları ortada... Yıllardır bunları belirleyen ve koro halinde söyleyenler aynı. Değişmedi, değişmeyecek.

PKK, FETÖ, DAEŞ; sağ-sol kavgaları, darbeler, muhtıralar, koalisyonlar...  Bunlar olmasaydı bu ülke şimdi nerelerde olacaktı? Diyarbakır’da demli bir çay, Van’da kahvaltı, Mardin’de bir gümüşçü ziyareti, Urfa’da mırra, Elazığ’da Gakgoş ile Erzurum’da dadaş ile hasbihal, , Antalya’da deniz, İstanbul’da boğaza karşı yürüyüş ve daha niceleri. Rahat rahat yapacaktın bunları. Ölmeyecektin belki 15 Temmuz gecesi. Ya da sorular çalınmayacaktı rahat rahat girecektin istediğin bölüme. Kimse hak etmediği statüye ulaşamayacaktı ve bürokrasi iflas etmeyecekti. Her delikten kripto çıkmayacaktı. Mahdigereni paylaşmak zorunda kalmayacaktın muhacirle, savaşta anasını babasını kaybeden yetimle. Ya da ölmeyecektin Ankara’da halay çekerken.

Bunlar sadece örnekler. Sen daha fazlasını biliyorsun, sadece elini vicdanına koy düşün!

İşte bu durumda olmamızın nedeni: Söylemler!

Aramıza giren bir İngiliz’in, Fransız’ın, Alman’ın ya da bir Amerikalı’nın dilimize pelesenk ettikleri söylemler ve bunların bizim davranışlarımıza etkisi.

Seçimlerden sonra konuştuklarımıza bir bakın isterim. Ya da kimlerin ne söylediklerine bir bakın.

İngiltere’nin, Rusya’nın, Almanya’nın belirlediği söylemlere kimlerin sahiplik yaptığına bakın. SÖZCÜLERİNE, GÖZCÜLERİNE bakın da görün.

Başbakan, hepimiz kardeşiz derken onu, döneklikle suçlayan ve kendine gazeteci, yazar, aydın diyenlere bakın!

Kirli ağızlardan düşüp kapkara bir kartopu gibi üzerimize yuvarlanıp, dilden dile dolaştıkça büyüyen ve her seferinde bizi ezip geçen bu kirli metinlere bakın!

[“Hırsız Hükumet”, “Şeriatçı Hükumet” “Katil Devlet”, “Diktatör Tayyip”, “Şaibeli Seçim”]

Bu söylemleri söyleyenler hep aynı. Söylemler farklı söyleyenler aynı. Biz ne kadar “hepimiz kardeşiz” söyleminde ısrar etsek de ortak paydada buluşmamıza bir şekilde engel olunuyor. Ayrışmalar ısıtılıp önümüze konuluyor ve biz de yiyoruz. 100 yıldır Türk-Kürt, Alevi- Sünni, Sağ- Sol diye ayrışıp duruyoruz. Çünkü söylemler bizi yanıltıyor.

Bunun en net örneği de bu referandumdur. Birileri sürekli bu ayrıştırmanın fitilini ateşliyor. Söylemleri hazır. “Referandum ülkeyi ayrıştıracak”, “Erdoğan’ın bundan sonra bütünlüğü koruması zor.”

Kendilerine hiç sordular mı acaba? Ya da siz hiç kendinize sordunuz mu?

Trump, sadece 200 bin oy farkla ABD başkanı oldu. Şimdi bu adam sadece Amerika’nın yarısının mı başkanı olacak?

İngiltere Brexit’a sadece 500 bin küsur farkla karar verdi. Şimdi İngiltere’nin yarısı AB’de kalacak, yarısı çıkacak mı?

Bunlar hiç bizim söylemlerimize yansıdı mı? Ya da kendi söylemlerinde böyle bulgulara hiç rastladınız mı?

Halk oylamaları kritik seçimlerdir. Dünya’da ya da kendi ülkemizin geçmişinde bu tarz seçimlere bakacak olursak hep birbirine yakın sonuçlar çıktığını görebiliriz. İşte bu yüzden 1 puanla kazanmak bile başarıdır.

Ayrıca, mühürsüz zarflar geçersiz sayılsaydı şayet bu kez de neden geçersiz diye ortalığı yıkacaklardı. Bundan eminim.

Unutmayalım 80 milyon hepimiz kardeşiz. “Söylemler sizi yanıltmasın.”