REFERANDUMUN KODLARI...
Uzunca bir propaganda sürecinin sonunda 16 Nisan referandumunu sevabıyla günahıyla geride bıraktık
Uzunca bir propaganda sürecinin sonunda 16 Nisan referandumunu sevabıyla günahıyla geride bıraktık. Tabi bu referandum birçok mesajı ve sorgulanması gereken hususları da beraberinde getirdi.
Kısaca bu kodları değerlendirmeye çalışayım..
İlk akla gelen AKP iktidarının nerelerden oy aldığı ve istatistiki veriler ışığında doğan tezatlıklara değineyim ve buna bir benzetme ile giriş yapayım.. Malumunuz üzere arılar yaptıkları balın tüm polenlerini dağlardan, yaylalardan, kırsal kesimlerden toplar sonra bal yaparlar. Sonrasında üretilen bal büyük şehirlere elitlerin sofrasına pazarlanır. AKP' nin seçim ve yatırım stratejisinin bundan pek farkı yoktur. İktidar partisi de bu seçim ve önceki seçimlerde olduğu gibi oylarının büyük çoğunluğunu doğu illerinden, kuzey kesimlerden, kırsaldan topladı ama milyar dolarlık yatırımları, büyük projeleri detaylıca bakıldığında görülecektir ki büyük şehirlere yapıyor.
******* Sonuç olarak ne oldu, kendilerini o devasa projeleri yaptıkları büyük şehirler mi kurtardı yoksa sürekli minik ödenekler ayırarak sus payı verdikleri kırsal kesimler mi? Bunun idraki ve analizi çok iyi yapılmalıdır. Bir an önce yatırımlarda adalet ve hakkaniyete eğilmeli proje, bütçe dağılımındaki doğan bu uçuruma son verilmeli.
İllerin bütçe dağılımına göz atılırsa bu dediğim fark anlaşılacaktır. Bu seçim farklı bir çok açıdan mesaj niteliği de taşıyordu. Görüldüğü kadarı ile toplumun katmanları arasındaki kutuplaşma, gerilim atmosferi her geçen gün biraz daha tırmanıyor. Bunun önüne mutlak suretle geçilmeli. Herkesin, herkesimin kullandığı dile dikkat etmesi gerekir. Türkiye bu gerilim ile sağlıklı mesafe alamaz. Zaten sorunlu bir bölgede yaşıyoruz ve çok kırılgan fay hatları üzerindeyiz. Kitleler arasında doğacak bir kıvılcım, bir anlık gaflet telafisi olmayan sonuçlar doğurabilir. Bunlara meydan verilmemesi adına başta Sayın Cumhurbaşkanı ve kendisine bağlı merciler kullanacağı lisana çok dikkat etmeli. Ayrıştırıcı dilden ziyade birleştirici, bütünleştirici bir tavır sergilemeli.
Ülkemizde seçimler '' TAYYİPÇİLİK VE ANTİ TAYYİPÇİLİK '' olgusu üzerinden gidiyor. Bu kavramlar çatışma kültürünü beraberinde getiriyor. Seçimler bu denklemler üzerine inşa edildikçe halk ve ülkemiz bundan zarar görecektir. Bu gidişata dur denilmeli..
********* Bir diğer konu; Eyalet sistemi kavramının seçime iki gün kala ortaya atılması iyi niyet ve saflıkla yorumlanacak kadar basit değildir. Bu çıkışın temelinde seçimi sabote etmek yatıyordu. Buda gösteriyor ki AKP, '' FETÖCÜLERİ '' dışarıda ararken kendi içini bir hayli ihmal etmiş. '' Benim FETÖ diye bir meselem var '' derken kendi içlerinde böyle bir arayışa girmemek halkı aptal yerine koymaktır. Bu tavrın halk üzerinde hiçbir inandırıcılığı yoktur. Aksine insanlar artık bunu komik buluyor ve alaylı bir ifade ile yaklaşıyor. Kamu vicdanını rahatlatma adına da olsa biran önce parti içi temizlik operasyonu başlatılmalı. Ülke bu kadar tehdit altında iken '' benden olana dokunmam '' mantığı vicdanları yaralar. Hakkaniyeti sarsar.
******** Son olarak hepimizin birliğe beraberliğe ihtiyacı var. Eminim camialar içinde kendini bilmeyen birkaç şuursuz insan kardeşliği bozmaya yönelik uygun olmayan söylemler kullanıp kardeşliğe gölge düşürmek isteyecektir. İnatla bunlara itibar etmemek tüm algı ve oyunları bozmak gerekir. Hele de dışarıdan medet ummak bir kurtarıcı beklemek gaflettir. Bu Türkiye'nin seçimidir ve ülkemiz doğabilecek sorunların üstesinden gelecek güce ve kudrete sahiptir.
Sonuçlar ülkemiz için hayırlı olsun.