Olguyu Algı Sanıp Sağa Sola Bulaşmak
Hakimiyet Gazetesi olarak, rutin ve ajansların geçtiği haberleri okurlara sunma gibi bir gazete olmaktan çok öte, şehir adına daha bir sorumluluk üstlenen, sorunlara ve çözüm önerilerine çok yönlü ve bilimsel bakan, eksikliklerimizi kuru bir eleştiri mantığından öte, şehir ve ülke adına söz söyleme ve karar verme makamında olan kişi ve kurumlara öneri ve teklifler sunma konumunda olmayı tercih eden bir yayın politikasına sahibiz.
Bunun birçok örnekleri var ama son örneğini güncel bir tartışma üzerinden yürüyerek bir kez daha ortaya koyalım.
Bakın, yaklaşık bir yıl önce yani 24 Nisan 2025 tarihinde “Üretim Anadolu'ya yayılmalı” manşetini atıp neler yazmışız:
“İstanbul'da meydana gelen 6.2 şiddetindeki deprem, bu doğal afete hem canıyla hem malıyla büyük bir bedel ödemiş bir ülke olan Türkiye'nin gündemini bir kez daha bu noktaya çevirdi. Birçok uzmanın İstanbul'da meydana gelecek bir depremde 'Türkiye ekonomisi çöker' tezi çerçevesinde başlık açılması gereken konuların başında depremin beklendiği Marmara Bölgesi'nde yoğunlaşan üretim noktalarının Anadolu'ya yayılması geliyor.
Türkiye’nin en fazla konuşması ve tartışması gereken konuların başında ise olası bir İstanbul ya da herhangi bir büyük depremde ülke ekonomisinin nasıl etkileneceği konusu gelmeli. Özellikle Marmara Bölgesi’ne yoğunlaşan üretim ve sanayi ağı büyük bir handikap. Marmara Bölgesi’nde meydana gelecek bir depremde bu illerin hepsi etkileneceğinden yatırım ve üretimin Anadolu’ya yayılması şart. 6. Bölge Teşviki gibi destekleyici mekanizmaların devreye alınması ve yatırımların Anadolu’ya yayılması sağlanmalı. Devlet eliyle de büyük yatırımların Anadolu’ya yayılması elbette ki özel sektörü de teşvik edecektir.”
Hakimiyet olarak bir yıl önce hükümete önerdiğimiz bu konu karşılık bulmuş olacak ki Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Anadolu’da yatırım alanları oluşturulmasına yönelik çalışma yaptı ve bunun ilk adımını “Samsun- Mersin” koridoru olarak açıkladı.
Oysa bakanlık bu çalışmayı sadece bir koridorla yeterli görmeyip üç koridorun daha planlandığını bakanlık sitesinden görselleriyle birlikte yayınladı.
Bakanlık, Hakimiyet Gazetesi’nin bir yıl önce dile getirdiği gibi olası İstanbul depreminin üretimi durduracağı ve şehrin boşalacağını hesapladığı için ve Anadolu’nun da Türkiye Yüzyılına uygun bir gelişme ve kalkınması yaşaması için Anadolu’da Yatırım alanları oluşturması fikrini ve adımını takdirle karşılıyoruz.
Bir gazeteci olarak bizleri en çok mutlu eden olay, bir yıl önce yazdığınız ve öngördüğünüz bir fikrin Bakanlık politikasına dönüşmesidir. Bizler de bunu dünkü manşetimizde “Hakimiyet’in Vizyonu, Bakanlığın Vizyonu” olarak verdik ve gazeteci olarak bundan büyük bir mutluluk duyduk.
Olayın tarihsel süreci, ekonomi cephesi ve bakanlığın bunu hayata geçirmesi ve Bakan Kacır’ın “Tarihi bir adım” diyerek paylaşmasının ardından olayın bizlere de sıçrayan, yerel siyaset ve milletvekillerimiz arasında yaşanan karşılıklı açıklamalarla seyretti.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır’ın “Samsun-Mersin yatırım alanının tarihi bir adım ve müjde olarak ilk açıklamasının ardından CHP Milletvekili Gürsel Erol, açıklanan ve açıklanacak olan yatırım koridorlarında Elazığ’ın olmadığını dile getirdi.
Bunun üzerine bir açıklama yapan Ak Parti Milletvekili Ejder Açıkkapı, konunun önemini kabul etti. Bu hususa duyarsız ve ilgisiz kalmadıklarını, Bakanlığın sonraki çalışmalarında Elazığ’ın da yatırım alanları koridoruna alınması yönünde çalışma yürüttüklerini, bu arada şehrin iki OSB’si olduğunu, birkaç gün önce de Kovancılar OSB’nin resmen kurulduğunu dile getirdi.
Açıkkapı’nın bu açıklamasının ardından CHP milletvekili Gürsel Erol, TBMM’de bir basın toplantısı yaptı ve Bakanlığın Anadolu’da dört Yatırım Koridoru belirlediğini ve bunların;
İlk koridor: Samsun-Mersin arasındaki 13 il ve 16 yatırım bölgesini kapsamaktadır.
İkinci Koridor: Trabzon Şırnak Sanayi Gelişim Koridoru olup Trabzon-Şırnak arasındaki illeri kapsadığını,
Üçüncü Koridorun Mersin Şırnak Sanayi Gelişim Koridoru olup Mersin-Şırnak arasındaki illeri kapsadığını
Dördüncü Koridorun ise Sivas- Iğdır Sanayi Gelişim Koridoru olup bu iller arasındaki şehirleri kapsadığını dile getirip “Neden Elazığ yok?” sorusunu sordu.
Bu açıklamanın ardından Ak Parti Milletvekili Ejder Açıkkapı bizlere avukatlık misyonu yükleyip algı oluşturmakla suçlayıp, konuyla ilgili detaylı açıklamayı daha sonra yapacağını dile getirdi.
Öncelikle olayı siyasi yönüyle değerlendirmek gerekirse, ülke genelinde yapılan ve Bakan Kacır’ın deyimiyle tarihi bir adım olan konu ile ilgili ilimizin hiçbir yatırım alanında olmadığını muhalefet milletvekilinin sormasından daha doğal ne olabilir ki?
Gelelim medya tarafına… Ak Parti Milletvekili sadece bu konuyla ilgili değil birçok konuda Hakimiyet olarak şehrin yanında duran yayınlarımızdan kaynaklı yazı ve yorumlarımızdan alınganlık gösterdiğini ve bunu “Beni sevmiyorsunuz biliyorum” ibareleriyle dile getirmesini okumuş ama böyle bir duygu içinde olmadığımız için çok ciddiye almamıştık.
Açıkkapı, bizlerin ilimizin menfaatleri etrafındaki duruşumuzdan rahatsızlığını bir kez de birilerinin avukatlığını yapmakla tavsif etmiş, en sonunda da bizleri algı yapmakla itham etmişti.
Öncelikle bizlerin avukatlık yaptığı doğrudur. Ama bizim avukatlığımız şahısların değil, şehrin ve şehir insanının avukatlığıdır. Kaldı ki basın halkın müşterek sesidir ve halkın beklentilerinin sayfalara ve yazılara yansıması kadar doğal bir şey yoktur. Basının görevi de budur zaten. Şehrin çıkarları ile ilgili görüş, öneri ve yorumlarınızın elbette bazı siyasiler özellikle muhalefetin söylemiyle örtüşmesi de gayet doğaldır. Ancak bizim duruşumuz muhalefet etmek değil, doğruya ulaşma konusunda etkili ve yetkili kişileri göreve davet etmektir. Eğer bunu da yapmayacaksak gazeteyi kapatıp üç maymunu oynayalım.
Hakimiyet olarak şehrin yanında durmamız algı oluşturmak kelimesiyle tarif etmek ve buna sığınmak gerçeklerden daha doğrusu olgudan kaçmaktır. Zira Elazığ’ın hiçbir yatırım koridoruna alınmadığı gerçeği ve bunun dile getirilmesi bir algı değil olgunun ta kendisidir.
Gelelim sevip sevmeme meselesine. Bizlerin, ilimize hissiyatımızı ve özel duygularımızı katmak gibi bir lüksümüz yok ve olamaz. Bizler için milletvekillerimizin her biri bir değerdir ve önemli insanlardır. 600 bin kişi arasından seçilmiş seçkin simalardır. Her birine karşı sevgimiz de muhabbetimiz de vardır ve bakidir. Zaman zaman yine hizmet eksenli bazı tartışmalar yaşasak da kendileri seçilmiş seçkin insanlardır. Ancak şehrimize olan sevgimiz, muhabbetimiz ve sevdamız tüm milletvekillerinin önünde, üstünde ve fevkindedir. Kaldı ki şehrin hancısı bizleriz, basındır. Milletvekillerimiz yolcudur ve bugün var belki de yarın yoktur. Onların olmadığı zamanlarda da bizler, bu şehrin avukatı olmaya devam edeceğiz. Hatta gün gelecek kendilerine yapılacak haksız bir eleştiri karşısında onların hukukunu Hakimiyet olarak bizler savunacağız ve adilane avukatları olacağız.
Dolayısıyla ve özetle söylememiz gereken şu ki şehri için, şehrinin gelişmesi ve kalkınması için kalem oynatan, öneri ve hatta eleştiri getiren gazeteci ve siyasiler algı oluşturmak için değil, olguların Elazığ’ın lehine gelişmesini için çırpınan samimi kalem ve yüreklerdir. Ancak siz bunu hep yanlış anladınız ve kendinize yönelik bir organize kötülük addettiniz. Oysa doğrusu bu değil. Bilin istedik…