Harputlu Hacı Hayri Bey'in Bilinmeyen eserleri keşfedildi
Osmanlı edebiyatı alanında çalışan Munzur Üniversitesi öğretim üyesi hemşehrimiz Doç. Dr. İlyas Kayaokay, Harput'un en önemli divan şairlerinin başında gelen Hoğulu Hacı Hayri Bey'e ait, bugüne kadar bilinmeyen 11 yeni şiirini buldu.
Doç. Dr. Kayaokay, yaklaşık bir yıldır Osmanlı dönemi gazete ve dergilerini düzenli biçimde taradığını, sürecin ise bir müzayededen temin edilen Harputlu Müftü Faik Efendi’ye ait bilinmeyen bir el yazması belgenin incelenmesiyle yeni bir yön kazandığını ifade etti. Müftü Faik Efendi üzerine çalışırken Harputlu şairlerin süreli yayınlara gönderdikleri şiirleri fark eden Kayaokay, bu bağlamda Hayri Bey’in eserlerinde yer almayan manzumelerini tespit ederek bir araya getirdi.
HARPUT’UN ÖNDE GELEN ŞAİRLERİNDEN BİRİ
1860 yılında Harput’ta doğan Harputlu Hacı Hayri Bey, Osmanlı’nın son döneminde klasik şiir geleneğini sürdüren ve Harput’un en önemli şairleri arasında yer alan bir divan şairidir. İstanbul ve taşrada çeşitli idarî görevlerde bulunmuştur. Şairin 25 yaşına kadar yazdığı şiirleri ihtiva eden Hâtıra-yı Ahd-i Şebâb, mensur ve manzum metinlerden oluşan Numûne-i Muharrerât ile Salnâme-i Vilâyet-i Ma’mûratü’l-Azîz başlıca eserleridir. Ayrıca Fransızca öğrenerek çevirdiği Manon Lescaut adlı romanın tercümesi de kayıptır. 1910 yılında İstanbul’da vefat eden Hayri Bey’in Harput musikisinde de ayrı bir yeri vardır.
Kayaokay’a göre Hayri Bey, özellikle şarkı nazım şekliyle kaleme aldığı şiirlerle tanınan, musikiyle güçlü bağlar kurmuş bir şairdir. “Bağlarda çemen soldu” ve “Sînemde bir tutuşmuş yanmış ocağ olaydı” mısralarıyla başlayan şarkılarının bestelenerek icra edilmesi, onun şehirli zevki, rindâne söyleyişi ve musikiye yatkın üslubunu açıkça ortaya koymaktadır. Kayaokay’a göre Hayri Bey, 19. yüzyılın sonlarında “devrin Nedim’i” olarak anılabilecek bir edebî kimliğe sahiptir.
MART AYINDA BİLİMSEL YAYIN VE YENİ MÜJDELER
Kendisinin Şair Hayri İlköğretim okulundan mezun olduğunu söyleyen Kayaokay yıllar sonra mezunu olduğu okulun ismini taşıyan şair hakkında böyle bir çalışma yapmasını ahde vefa olarak gördüğünü ifade ediyor. Keşfedilen 11 yeni şiir, metin neşri ve değerlendirmeleriyle birlikte Mart ayında yayımlanacak uluslararası bir dergide yer alacak makaleyle duyurulacak. Bu keşif, Harput’un Osmanlı’nın son dönemlerindeki edebî çevrelerle olan münasebetini ve Hayri Bey’in bu muhit içindeki yerini göstermesi açısından önemlidir. Harput edebiyatı üzerine pek çok çalışma yapan Kayaokay, başka Harputlu divan şairleri üzerine de çalışmalarını sürdürdüğünü ve bunların da önümüzdeki yıllarda ilim alemine duyurulacağının müjdesini verdi.