Gürsel Erol: 'İlan edilende de edilecek olanda da yokuz'

CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 'Yatırım Alanı' ilanına ilişkin kararın Resmi Gazete'de yayınlanarak sanayi ve teknoloji bakanı tarafından açıklanan Türkiye genelinde 13 ilde 16 bölgenin yatırım alanı olarak belirlendiği açıklanmıştır Aksaray, Amasya, Ankara, Eskişehir, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Nevşehir, Yozgat, Hatay ve Konya gibi iller bu kapsama alınırken Elazığ'ın bu iller arasına dahil edilmemesi kararına sert tepki gösterdi.

Gürsel Erol: 'İlan edilende de edilecek olanda da yokuz'
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Resmi Gazete’de yayımlanan kararıyla yatırım alanı ilan edilen iller sanayi ve teknoloji bakanı tarafından kamuoyuna açıklanırken, Elazığ’ın bir kez daha bu kapsam dışında tutulması tepkilere neden oldu. Türkiye genelinde 13 ilde 16 bölgenin yatırım alanı olarak belirlendiğini hatırlatan CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, Elazığ’ın bu listede yer almamasının şehir adına ciddi bir haksızlık ve ekonomik kayıp olduğunu vurgulayarak sert eleştirilerde bulundu.

YATIRIM ALANI NEDİR?

Bir yerin sanayi alanı olarak Master Plan kapsamında değerlendirilmesi ve akabinde Çevre Düzeni Planına (genellikle 1/25.000, 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekli) işlenmesi, o bölgenin kaderini değiştiren en stratejik adımdır. Bu süreç, sadece harita üzerine bir renk boyamak değil, bölgenin hukuki, ekonomik ve teknik altyapısını garanti altına almaktır.
Bu sürecin sağladığı temel faydalar şunlardır:

1. Hukuki Güvence ve Yatırımcı İştahı

Bir arazinin Çevre Düzeni Planı'nda "Sanayi Alanı" veya "Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Alanı" olarak işaretlenmesi, yatırımcı için belirsizliğin bitmesi demektir.
• Ruhsat ve İzin Kolaylığı: Planlı alanlarda "ÇED Gerekli Değildir" veya "ÇED Olumlu" kararları, yapı ruhsatı ve işletme ruhsatı alma süreçleri çok daha hızlı ve öngörülebilir ilerler.
• Mülkiyet Güvencesi: Yatırımcı, kuracağı tesisin ileride "tarım alanı" veya "konut alanı" ihlali gerekçesiyle yıkılmayacağını veya taşınmak zorunda kalmayacağını bilir. Bu da uzun vadeli (20-50 yıllık) yatırımların önünü açar.

2. Kamulaştırma ve Arazi Temini

Sanayi alanı olarak işlenmiş bölgelerde, mülkiyet sorunlarını çözmek devlet ve yerel yönetimler için daha kolay hale gelir.
• Kamu Yararı Kararı: Planlara işlenen bölgeler için "Kamu Yararı" kararı alınması kolaylaşır. Bu sayede, çok hisseli veya sorunlu arazilerde kamulaştırma süreci hızlanır ve sanayiciye tek parsel halinde, yatırıma hazır arsa sunulabilir.
• Arsa Maliyetlerinin Kontrolü: Planlı büyüme, spekülatif arsa fiyatı artışlarını (doğru yönetilirse) dengeleyebilir ve sanayiciye makul bedellerle yer tahsisi imkanı sağlar.

3. Altyapı ve Lojistik Optimizasyonu

Devletin ilgili kurumları (TEİAŞ, BOTAŞ, Karayolları vb.), yatırım planlarını yaparken Çevre Düzeni Planlarını esas alırlar.
• Entegre Altyapı: Bölge sanayi alanı ilan edildiğinde; yüksek gerilim hatları, doğal gaz ana boru hatları ve fiber internet altyapısı o bölgenin kapasitesine göre projelendirilir.
• Ulaşım Bağlantıları: Karayolu, demiryolu iltisak hatları veya liman bağlantıları, bu planlardaki sanayi yoğunluğuna göre kurgulanır. Plansız bir sanayileşmede ise her fabrika kendi yolunu/suyunu getirmek zorunda kalır ki bu büyük bir maliyet israfıdır.

4. Çevresel Sürdürülebilirlik ve Atık Yönetimi

Sanayinin plana işlenmesi, "kirli" ve "temiz" alanların birbirinden ayrılmasını sağlar.
• Merkezi Arıtma: Dağınık fabrikalar yerine toplu bir sanayi alanında, ortak atık su arıtma tesisleri (AAT) kurmak hem maliyet açısından verimlidir hem de denetimi kolaydır.
• Koruma Bantları: Sanayi alanı ile konut/tarım alanları arasına yeşil kuşaklar ve sağlık koruma bantları konularak, şehrin yaşam kalitesi korunur.

5. Teşvik ve Desteklerden Yararlanma

Devlet teşvik mekanizmaları (Bölgesel Teşvikler, Cazibe Merkezleri Programı vb.) genellikle planlı sanayi alanlarına (özellikle OSB ve Endüstri Bölgelerine) daha yüksek puan ve avantaj sağlar.
• Vergi ve SGK Avantajları: Planlı alandaki yatırımlar, vergi indirimleri, SGK işveren payı desteği ve faiz desteklerinden daha üst limitlerde yararlanabilir.
Özetle
Bir yerin sanayi alanı olarak plana işlenmesi; o toprağın vasıfsız bir tarla olmaktan çıkıp, üretimin ve istihdamın merkezi olan bir "sanayi parseline" dönüşmesi demektir. Bu, hem bölgeye ciddi bir katma değer (değer artışı) sağlar hem de çarpık sanayileşmenin önüne geçer.

BAKAN KACIR:

Resmi Gazete’de yayımlanan kararla ilgili olarak Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın açıklaması ise şu şekilde:
“Nevşehir, Niğde ve Yozgat’ta toplam 59 bin hektar büyüklüğünde 16 yeni yatırım alanı oluşturduk, bugün Resmi Gazete’de ilan ettik. İlan ettiğimiz bu tarihi adımla mevcut planlı sanayi alan büyüklüğümüzün yüzde 37’si kadar ilave alanı ülkemiz sanayisine kazandırdık. OSB’lerimizin ortalama 11 katı büyüklüğe ulaşan bu alanlarda, mega endüstriyel bölgeler inşa edeceğiz.

Demiryolları ile limanlara bağlanacak bu bölgeler, çalışanlar için lojman, sanayi ve teknoloji kolejleri gibi sosyal imkanlara sahip olacak. Döngüsel ekonomi ve yeşil üretimi esas alacak.”

EROL: “ELAZIĞ’IN KAPSAM DIŞI BIRAKILMASI CİDDİ BİR SORU İŞARETİDİR”

Yatırım alanlarının hangi kriterlere göre belirlendiğinin ilgili mevzuatta açıkça tanımlandığını ifade eden Erol, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından “Yatırım Alanı” ilanına ilişkin kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte, sayın sanayi ve teknoloji bakanının açıklamasıyla Türkiye genelinde 13 ilde 16 bölgenin yatırım alanı olarak belirlendiği görülmektedir. Aksaray, Amasya, Ankara, Eskişehir, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Nevşehir, Yozgat, Hatay ve Konya gibi iller bu kapsama alınırken Elazığ’ın bir kez daha böylesi önemli yatırım listesi dışında bırakılması, şehir adına ciddi bir ekonomik büyümüye yönelik kayıp olup  ilin ekonomisini büyütecek ürütem değerlerini zenginleştirecek yeni istihdam alanları yaratacak bir hükümet politikasını ve yatırımını Elazığ da görmek yine mümkün olmamıştır.

GÜRSEL EROL: “BAKANLIK BİR KEZ DAHA ELAZIĞ’I YOK SAYMIŞTIR”

Elazığ’ın ulaşım, enerji, altyapı nitelikli iş gücü ve lojistik avantajlarına rağmen yatırım alanı ilan edilen iller arasında yer almamasının kabul edilemez olduğunu belirten Erol, “İlgili mevzuat son derece açıktır. Yatırım alanlarının nasıl ve hangi kriterlere göre belirleneceği Bakanlığın kendi yönetmeliğinde net biçimde tanımlanmıştır. Buna göre;

“Yatırım alanlarının ön tespit çalışması; mevcut ve gerçekleştirilmesi planlanan liman, havaalanı, demiryolu ve karayolu yatırımları gibi ulaşım ağları yanında enerji ve su temin altyapısı, hammadde ve ilgili pazarlara yakınlık, arazinin topoğrafik yapısı, mülkiyet durumu, su kaynakları ve taşkın risk durumu, havza ölçekli yönetim planı, korunan alanlar için hazırlanmış yönetim planı ve çevre düzeni planı kararları dikkate alınarak Bakanlık tarafından yapılır.”

Bu hüküm açıkça göstermektedir ki yatırım alanlarının belirlenmesi yetkisi doğrudan Bakanlığa aittir ve değerlendirme kriterleri teknik, nesnel ve ölçülebilir unsurlara dayanmaktadır.” şeklinde konuştu.

GÜRSEL EROL: “SESSİZ KALMAYACAĞIZ”

Yatırım alanı ilanlarının Organize Sanayi Bölgeleri’nin gelişimi ve istihdam açısından hayati önemde olduğunu vurgulayan Erol, son olarak şunları kaydetti:

“Tam da bu noktada şu soruyu sormak zorundayız:
Elazığ, demiryolu ağına sahip, iki pistli  havalimanı bulunan, iller arası karayolu duple yol olan  bağlantıları güçlü, Doğu ve Güneydoğu’yu İç Anadolu’ya bağlayan güney kuzey doğu batı aksında stratejik bir kavşak noktası olması enerji ve su kaynakları açısından Keban barajı gibi ciddi avantajlar barındırmasına; sanayi yatırımları için uygun arazi yapısına ve lojistik olarak “mükemmel” denilebilecek bir konuma sahip olmasına rağmen ve deprem sonraları yenilenen bina stoğuyla depreme dirençli bir kent olan Elazığ bu iller arasına hangi gerekçeyle  dahil edilmemiştir?

Bu sorunun cevabı teknik değil, siyasidir.

Geçtiğimiz günlerde dile getirdiğimiz ve ne yazık ki her geçen gün daha da doğrulanan bir gerçek vardır: Elazığ, ekonomisini güçlendiren yeni üretim değerlerinin şehrine kazandıran ve binlerce kişiye istihdam sağlayacak bu önemli projeden Elazığ yararlanamamasının nedeni ilin siyasi yaptırımını olmamasından kaynaklıdır

Yatırım alanı ilanları, Organize Sanayi Bölgeleri’nin gelişmesi, yeni sanayi yatırımlarının teşvik edilmesi, istihdamın artırılması ve şehirlerin ekonomik olarak güçlendirilmesi açısından hayati önemdedir. Bugün Elazığ’ın bu listenin dışında bırakılması, sadece bugünün değil, önümüzdeki yılların da kaybedilmesi anlamına gelmektedir. Gelecek dönemde yapılacak OSB yatırımlarından Elazığ’ın yeterince faydalanamama riski açıkça ortadadır.

Depremlerle ağır yara alarak ekonomik olumsuzluklarla karşı karşıya kalan sanayisini ayağa kaldırmaya çalışan, genç nüfusuna iş imkânı yaratmak isteyen bir şehrin; böylesine önemli bir yatırım planlamasının dışında tutulması kabul edilemez. Elazığ,bu kararla kendi kaderine terk edilmiş bir şehir haline gelmektedir ; ancak maalesef siyasilerimiz hala bunun farkında değillerdir

Şunu açık ve net ifade ediyorum: Elazığ’ın bu tür desteklerden mahrum bırakılmasına sessiz kalmayacağız. Her konuda olduğu gibi bu meselede de şehrimizin hakkını savunmaya devam edeceğiz. Elimizden ne geliyorsa yapacak, bu konunun takipçisi olacak ve Elazığ hak ettiği yere gelene kadar mücadeleyi sürdüreceğiz.”