Fabrikalar nerede?
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın savunma sanayi yatırımlarını 6 Şubat depremlerinden zarar gören 11 ilde yapılması talimatına ve o dönem Savunma Sanayi Başkanı Elazığ Hemşehrimiz İsmail Demir olmasına rağmen deprem bölgesinin üretim gücünü yeniden ayağa kaldırması için planlanan ve aslan payını diğer illerin aldığı, Elazığ'ın ise sadece duvar arkası radar üretim merkezi ile geçiştirildiği devasa projede sözü verilen fabrikanın akıbeti merak ediliyor.
Elazığ’ı anlatmak ve mevcut potansiyellerini ortaya koymak bir haber ya da bir televizyon programına sığmayacak kadar detaylı bir mevzudur. Bu şehrin sahip olduğu değerleri anlaşılabilir hale getirmek hele ki günümüzdeki somut görüntü ile ne yazık ki mümkün olmuyor.
Tarih boyunca yapılan stratejik planlama hataları, alınan yanlış kararlar ve son yıllarda siyasi ve bürokratik gücümüzün tükenmesi geçmişi olduğu gibi geleceği de endişelendiriyor.
Bu kadar büyük potansiyele sahip bir kent, bugünlerde gençlerin yaşamak istemeyip terk ettiği, çevresindeki şehirler birer birer büyürken bunu izleyen bir yapıya bürünmesi bu şehri seven herkesin olduğu gibi bizlerin de kabul etmeyeceği bir durumdur.
BAZEN BİR TEBESSÜM BAZEN BİR KASIRGA
Bu doğrultuda bugünlerde ortaya konulan siyasi birliktelik ve çabalar en büyük umudumuzdur. Bu birliktelik her zaman birlikte verilen bir fotoğraf karesi olarak yorumlanmamalı, son örnekte olduğu gibi farklı ses ve tartışmaların yükselerek şehrin menfaatine dönüşen bir kasırga olarak da düşünülebilmelidir.
YENİ BİR DÖNEMİN ARİFESİ
İşte bu yüzden bugün Elazığ için yeni bir tarihi dönüm noktasıdır. Çünkü Türkiye dünyada adından söz ettiren bir ülke haline gelirken ve tüm dünyada haritalar yeniden şekillenirken elbette ki bu şehrin de kendisine yeni bir vizyon ve misyon belirlemesi şarttır.
Bizler, gazeteciler olarak teknik konuları somut projeler olarak ortaya koyamasak da bu işleri yapabilecek isimlerin ufkunu açacak, onları yüreklendirebilecek konumda insanlarız. Bugün Elazığ’ın dinamiklerinin; siyasetçilerin, bürokratların, medyanın, akademisyenlerin, teknik elemanların ve en önemlisi Elazığ halkının harekete geçmesi, bu şehri tarihi bir dönüm noktasını seyretmekten öteye taşıyacak en önemli durumdur. Bizim açımızdan yapılması gerekenleri birkaç hata üzerinden yorumlayarak bu haberi ya da siz bunu bir manifesto olarak da yorumlayabilirsiniz.
ASELSAN’IN FABRİKASI
Elazığ, son yıllarda kamu kaynaklarından yapılan yatırımlarda birçok fırsatı bünyesine kazandırdığı gibi bazı konularda başarısız oldu. Bunlardan biri de ASELSAN tarafından sunulan ve deprem bölgelerini ayağa kaldıracak ASELSAN yatırımları idi. Dönemin Savunma Sanayi Başkanı Elazığlı hemşehrimiz İsmail Demir olmasına rağmen aslan payını diğer iller aldı. Ancak Elazığ’a sözü verilen duvar arkası radar üretim tesisinin akıbeti henüz belli değil.
Çok çaba gösterdik ancak cumhuriyet tarihinin en büyük bakır rezervi konusunda da başarısız olduk. İzabe tesisini hayata geçiremedik. Elazığ’a yüzde 1 bile olsa bir bütçe kazandıramadık. Çıkarılan madenler farklı şehirlere giderek oralarda işlenecek. Sürekli eleştiri konusu olan krom fabrikası kadar bile bir fırsat sağlayamadık.
ELAZIĞ’IN BİR ÖRNEĞİ DAHA YOK
Neden sürekli ASELSAN, bakır, krom ve demirden bahsettiğimizi haberimizin detayında sunacağız. Ancak Elazığ bakır, krom ve demir gibi üç tane eşsiz ve stratejik madene ev sahipliği yapması ve yakınlığı nedeniyle dünyada eşsiz bir nokta olarak ön plana çıkmaktadır. Sadece bugün değil, geleceğin de en değerli madenleri olacak ürünler bu şehrin tutulduğu mahzenin anahtarını üretecek tek kaynaktır. Eğer bu tarihi dönüm noktasında bunu başaramazsak gelecek seneler Elazığ yine makus talihini konuşmaya, çevrisini izleyerek ah vah etmeye devam edecektir.
50 YILLIK VİZYON
Bugün susarak çevremizi izleme, birbirimize düşme ve fırsatları kaçırma günü değildir. Türkiye, ikinci yüzyılında dünyayı titretecek bir vizyon ortaya koyarken ve dünyada haritalar yeniden şekillenirken her fırsatın takipçisi olmak ve en önemlisi de kendi vizyonunu ortaya koymak büyük önem taşımaktadır. Bazı çevreler haklı olarak Organize Sanayi Bölgesindeki 6. Bölge teşviklerinin bir süre uzatılmasını elbette ki kazanım olarak görebilirler ancak Elazığ’ı stratejik 3 metalle geleceğe taşıma konusu da asla göz ardı edilebilecek konu değildir. Yapılması gereken bütüncül bir yaklaşımla önce 3 yılı sonra gelecek 50 yılı garantiye almak için mücadele etmektir.
TÜRKİYE’NİN GELECEK VİZYONU BELİRLENDİ
Son günlerde üretim ve yatırım ekseninde Türkiye’nin gelecek vizyonunun nasıl şekillendiği, bunun ne denli tarihi bir fırsat sunduğu Yatırım Alanları tartışmaları ile bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu doğrultuda ya Türkiye yeni yüzyıla damgasını vururken Elazığ seyredecek ya da harekete geçeceğiz.
ELAZIĞ’IN GELECEĞİ YER ALTINDA
Yer altı zenginliği bakımından adeta bir "Türkiye özeti" olan Elazığ, bugün devasa bir yol ayrımında. Toprağın altında yatan milyarlarca dolarlık bakır, krom ve mermer; vizyoner bir master planla mı taçlanacak, yoksa sadece kamyonlara yüklenip ham madde olarak şehri terk mi edecek? Artık Elazığ için "potansiyel" kelimesini bir kenara bırakıp, "icraat" vaktinin gelmesi gerekmiyor mu?
Elazığ Bugün Elazığ’ın sahip olduğu maden rezervlerini alt alta yazdığınızda ortaya çıkan tablo, dünyanın herhangi bir ülkesinde olsa o şehri kıta ölçeğinde bir üretim merkezine dönüştürürdü. Ancak biz hala cumhuriyet tarihinin en büyük bakır rezervini, Bingöl’ün yanı başındaki demiri ve dünyanın hayran kaldığı vişne mermerini birer "istatistik" olarak konuşmaya devam ediyoruz. Oysa bugün ihtiyacımız olan şey, bu kaynakları birer "maden ocağı" parantezinden çıkarıp, "Ağır Sanayi ve Metalürji Havzası" vizyonuna taşımaktır.
HAM MADDE SATMAK GELECEĞİ KURTARMAYACAK
Artık şu gerçeği kabul etmeliyiz: Madeni topraktan çıkarıp, işlemeden tren vagonlarına doldurup göndermek, 21. yüzyılın ekonomi anlayışında sınıfta kalmaktır. Elazığ’ın acilen bir Maden-Metalürji İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ihtiyacı olduğu gün gibi aşikardır.
Örneğin; Elazığ’ın kromu ile Bingöl’ün demiri neden yıllardır birleşip Türkiye’nin ilk yerli paslanmaz çelik hattını oluşturmadı? Neden Maden’in bakırı, yüksek teknolojili bir izabe tesisinde işlenip bakır levha olarak savunma sanayiimize gitmiyor da ham cevher olarak ihraç ediliyor? Bu soruların cevabı, sadece bir yatırım eksikliği değil, aynı zamanda bir stratejik planlama noksanlığıdır.
KEBAN’IN SUYU AKARKEN, SANAYİCİ NEDEN BAKIYOR?
Lojistik ve enerji avantajı bakımından Elazığ’ın bir benzeri daha yok. Keban Barajı gibi bir devin yanı başında, güneş enerjisiyle desteklenmiş "Yeşil Metal" üretimi yapmak bir lütuf değil, zorunluluktur. Avrupa Birliği’nin "Karbon Sınırı" uygulamalarına hazırlandığı bu dönemde, Elazığ bu dönüşümü gerçekleştiremezse, elindeki cevheri yarın satacak pazar dahi bulamayabilir.
Aynı şekilde, limanlara bağlanacak yüksek kapasiteli bir demiryolu "ring" hattı kurulmadan; Bingöl, Maden ve Elazığ arasındaki o stratejik üçgeni tam kapasite çalıştırmak mümkün olmayacaktır.
ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞ BİRLİĞİ: TABELADA MI KALACAK?
Fırat Üniversitesi gibi köklü bir kurumun, bölgenin maden haritasını dijital ikizlerle, yapay zekayla yeniden modellemesi; sadece işçi değil, teknoloji ihraç eden bir enstitüye dönüşmesi elzemdir. Eğer biz bugün bu Ar-Ge merkezlerini kurmazsak, yarın kendi madenimizi çıkarmak için yine yabancı patentlere muhtaç kalacağımız unutulmamalıdır.
DOĞU’NUN RUHR’U BİR HAYAL Mİ?
Almanya’nın Ruhr bölgesini dünya devi yapan şey, kömür ve çeliği bir vizyonla birleştirmesiydi. Elazığ’ın önünde duran bu "Master Plan" önerisi, sadece bir ekonomik rapor değil, aynı zamanda bölgenin kaderini değiştirecek, göçü tersine çevirecek bir varoluş mücadelesidir.
“ANADOLU’NUN LOJİSTİK MERKEZİ: ELAZIĞ”
Elazığ’ın en büyük avantajı Türkiye’nin doğu-batı ve kuzey-güney hattını birbirine bağlayan eşsiz lojistik konumudur. Tüm bu yatırımların Elazığ’ı bir lojistik merkeze dönüştürebileceği unutulmadan 50 yıllık vizyonumuz belirleyecek tüm stratejik planlar bu doğrultuda hazırlanmalıdır. Üretilecek tüm ürünlerin hem Türkiye’nin her noktasına hem de İskenderun ve Karadeniz limanları üzerinden dünyanın her noktasına rahatlıkla ulaştırılabileceği gerçeğinden hareketle Türkiye Yüzyılında “Anadolu’nun Lojistik Merkezi Elazığ” olmalıdır.
TURİZM GÖZ ARDI EDİLEMEZ
Elazığ’ın en büyük potansiyellerinden biri de turizmdir. Bir yandan bacalı fabrikalarla yapılacak üretim bir yandan da eşsiz tarihi ve doğal güzellikleri ve mutfağı ile Elazığ’ın gelecekte bir turizm merkezi olması için bugünden harekete geçilmelidir. Turizm noktalarını cazibeli hale getirecek ve farklı konumlarda bulunan noktaları birbirine bağlayacak adımlarla yeni bir vizyon şarttır.
ELAZIĞ’IN ANAYASASI HAZIRLANMALI
Elazığ bu muazzam kaynakların üzerinde "bekçi" mi kalacak, yoksa Türkiye’nin sanayi lokomotifi mi olacak? Bu devasa potansiyelin bir "master plan" eşliğinde hayata geçirilmesi artık bir tercih değil, bu şehre ve bu ülkeye karşı bir borçtur. Ya bugün tüm bu konuları ortak bir masada ele alıp bunu bir anayasaya haline getirip kırmızı kitabımızı bakacağız ya da tarih bizi affetmeyecek.



