Bu şarkı canlı yayında da bitmez
Konu malum ve artık kamuoyunun da oldukça sıkıldığı bir konu. Sosyal medyada başlayıp meclis kürsüsü ve parti toplantılarında devam eden polemik milletvekillerimizi kesmemiş olacak ki olay canlı yayına davet bunun kabulüyle sürdü.
Yatırım alanları mevzusu ile başlayan bu tartışma canlı yayında biter mi ya da birbirlerinden artık benzer polemiklere girmemek gibi bir ahitleşme çıkar mı bilmiyoruz ama siyaset yaptıkları ve bir tarafın iktidar bir tarafın ya da tarafların muhalefet olduğu sürece bu şarkı canlı yayınlarda da bitmez.
Aslında tartışmanın bitmesine de gerek yok. Vatandaşın tepkisini çeken bu kısır döngüye, eskilerin tabiri ile fasit daireye dönüşmüş olması.
Sanırız burada iktidar tarafını en çok rahatsız eden konu, şehrin hayrına ve iyiliğine olan bir konuda muhalefet milletvekiline puan kaptırmama gayreti…
Oysa muhalefetin böyle bir derdi yok. Gürsel Erol söz konusu Elazığ ise geride teferruattır diyen, bu duruşu sebebiyle kendi seçmeni ve özellikle Genel merkezi tarafından sık sık ikaz edilen ve dikkati çekilen bir milletvekili olmasına rağmen klasik muhalefet duruşunu yapıcı ve destekleyici muhalefet anlayışına dönüştürmeyi başaran ender siyasetçilerden biri.
Yarınlarda bir canlı yayın olacak ve değişmeyen sonuç şu olacak: CHP Milletvekili Gürsel Erol, Ak Partili milletvekillerin söylemlerinin üzerinde bir söylem geliştirecek, “ben sizden daha çok bu şehre hizmet ediyor ve bunun gereğini yapıyorum” diyerek başta şehrin afet kapsamına alınması olmak üzere peşpeşe örnekler sıralayacak, “Ak Partili vekiller Cumhurbaşkanı yardımcısının sekreterinden randevu beklerken ben Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştüm” diyecek ve program sonunda zafer muhtemelen Gürsel Erol’un olacak.
Bu sonuç sadece milletvekilleri açısından çıkacak sonuç. Bir de Ak Parti adına çıkacak sonuç var ki bunun bedeli belki daha ağır olacak.
Gürsel Erol’un karşısına ciddi argümanlarla çıkamayan ve tezlerini, sesini gür ve tok sesle kuracakları cümlelerle ifade etme gayretine düşen Ak Partili vekillerin durumu genel itibarıyla Ak Parti’nin de güven ve oy kaybetmesine sebep olacak ve bunun müsebbibi de olayları siyasi bir düzlem ve sağduyu ile değil, meseleleri kişisel bir yarışa dökme ve üstün gelme gayretiyle öne çıkan milletvekilleri olacak.
Şimdi anlamadığımız konu şu; Madem her güreşten mağlubiyetle çıkıyorsunuz da neden güreşe doymuyorsunuz? Neden?