Bir başka açıdan kar..

Cenap Şahabettin, ELHAN-I ŞİTA (Kış Nağmeleri) isimli şirine şu dizlerle başlar.

Bir başka açıdan kar..
TAKİP ET Google News ile Takip Et

“Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş,
Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi karlar
Geçen eyyâm-ı nevbaharı arar…
Ey kulûbün sürûd-i şeydâsu,
Ey kebûterlerin neşideleri,
O baharın bu işte ferdâsı
Kapladı bir derin sükûta yeri
Karlar
Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar.”

Ve bu enfes şiirini şu mısralarla bitirir.

“Dök kâk-i siyâh üstüne, ey dest-i semâ dök.
Ey dest-i semâ, dest-i kerem, dest-i şitâ dök:
Ezhâr-ı bahârın yerine berf-i sefîdi;
Elhân-ı tuyûrun yerine samt-ı ümîdi…”

Günümüz Türkçesi ile; 
“Ey gökyüzünün eli! Ey kış mevsiminin eli! Ey bolluk ve cömertliğin eli! Kara toprağın üstüne, bahar çiçeklerinin yerine beyaz karları, kuş cıvıltılarının yerine de ümit sessizliğini dök!…)
Yazıya bu güzel şiir ve karın güzelliklerini anlatıp yağması için dua edilen ve yağınca da mutlu olunan dizelerle başladık. Şimdi de bizden duygularla devam edelim.
Birileri için biraz sıkıntı ve sorunlu günler yaşansa da çocuklar ve yüreğinde çocuksu duygular taşıyanlar için güzel ve bereketli günleri yaşıyoruz.

Son haftalarda yağan ve aşırı soğuklar sebebiyle erimeyen karın günlük yaşamı bir miktar sınırlandırdığı doğru. Ancak böylesi olağanüstü dönemlerde hayatın olağan akışını sürdürmek ve rutinleri devam ettirmek çok da mümkün değil.

Teknolojik yeniliklerin hayatın her anını kuşatan Amerika ve Avrupa ülkelerinin bile aciz kalıp altında ezildiği bu tür doğa olayları karşısında tıpkı yaşanan depremlerde olduğu gibi ülkemiz ve ilimiz üstesinden gelmiş ve en az mahrumiyetle çıkma konusunda seferber olunmuştur.

Aslında bütün mesele olağanüstü şartlarda olağan davranma ve yaşam konforunu aynen devam ettirme arzusu. 

Evimiz en yüksek bölgede dahi olsa kapının önüne kadar aracımızla gitmek istiyor, şehrin tüm cadde bulvar ve sokaklarının temizlenmesini, kaldırımların kardan ve buzdan arındırılmasını istiyoruz. Tabi ki bu talepler doğal ve yapılması gereken işler. Ancak son yıllarda doğu-batı ve kuzey-güney aksında oldukça hızlı gelişen ve büyüyen, rezerv alanlarında yapılan TOKİ konutlarıyla sokak sayısında yüzde 20 bir artış yaşanan ve bilim insanlarının verilere dayanarak son 50 yılın en çok yağan karı diye ifade ettiği bu süreçte her tarafa ve anında yetişmek çok kolay olmasa gerek.

Kaldı ki tüm bu olaylardan şikâyetçi olan en küçük olumsuzlukları çok büyük bir eksiklik gibi sunan insanlarımızın, kapısının önünü bırakın aracının üstündeki karı temizleme gibi bir gayretleri dahi olmadı. 

Perşembe ve Cuma günü aracını çıkartamadığı için toplu ulaşım aracıyla işine gitmeye çalışan,  bundan çok da mustarip olmayıp karda yürümenin keyfini yaşayan,  Cumartesi ve Pazar günü de dışarı çıkma ihtiyacı duymayıp bilgisayarımdaki dağınık dosya ve bilgileri tasnif etmekle geçiren biri olarak bu durumdan çok da şevkacı olmadık. 

Aracım yerinden çıkmaz ise ki zor bir ihtimal gözüküyor, yarın işyerine gitmek yerine evden çalışmayı düşünüyorum ve bu ne bana ne de işimi yapmaya engel olmuyor.
Bu süreçte tek şikâyetim ve özlemim  “taş duvarlar sıkar beni gönlüm dağlarda” düzelerinin cezbettiği ve çağırdığı tabiata ve yüksek alanlara çıkamamış olmamız. 
Bu hafta karların erimesi ile tüm yollar açılır ve bizler yine tatil günümüz olan cumartesileri yol arkadaşımız Radyo 7 eşliğinde tabiatın kucağına atarız kendimizi…
Ne diyordu psikologlar ve uzmanlar? “Anı yaşayın anda kalkın ve andan mutlu olun”
Şartları yok sayarak ve görmezden gelerek idealin peşinde koşup heder etmeyin kendinizi dostlar. Anı ve anın güzelliklerini yaşayın.