Milletvekili Erol, Mecliste Konuştu, Hükümetin Mülteci Politikasını Eleştirdi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) yaptığı konuşmada, geçtiğimiz günlerde İstiklal Caddesi'nde yaşanan patlamayla ilgili açıklamalarda bulundu.

TAKİP ET

Erol, 6 kişinin hayatını kaybettiği patlamayla ilgili olarak düzensiz göç sorununu eleştirerek aynı zamanda faillerin kısa sürede yakalanmasını sağlayan emniyet güçlerine teşekkür etti.

CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, TBMM'de yaptığı konuşmada düzensiz göç konusunu eleştirdi. Erol, “Düşünün ki yani bütün sahte evraklarla, sahte belgelerle kendine bir geçmiş planlıyor ve bu geçmişle Türkiye'ye geliyor, İstanbul gibi bir ile yerleşiyor, orada çalışma hayatına giriyor ve -çalışma konfeksiyonu da ayrıca Arapların- böyle bir sistem içerisinde yurttaşlarımızın can ve mal güvenliğini tehdit ediyor. Bu nedir? Bu, siyasi otoritenin yanlış politikalarının sonucudur; sorgulamamız gereken bu” dedi. Milletvekili Erol aynı zamanda İstiklal Caddesi'nde gerçekleştirilen bombalı saldırının faillerinin kısa sürede yakalanmasını sağlayan emniyet güçlerine teşekkür etti.


İşte Milletvekili Erol'un konuşmasından öne çıkan başlıklar:

“Bu konuşmayı yaparken AK PARTİ Grubunun özellikle dinlemesini de kendilerinden rica ediyorum çünkü genelde siyasi polemik yaratmak için, CHP'yle ilgili bir algı yaratmak için söyledikleri yalan yanlış bilgiyle ilgili Meclisin Genel Kurul kürsüsünden bu ifadeyi yapmakta da yarar gördüm kendi adıma. PKK bir terör örgütü müdür? Bunu defalarca ben bu kürsüden de ifade ettim ve bulunduğumuz her yerde Cumhuriyet Halk Partili herkes de ifade etti; evet, PKK bir terör örgütüdür. PYD bir terör örgütü müdür? Evet, PYD bir terör örgütüdür. YPG terör örgütü müdür? Evet, YPG de bir terör örgütüdür. IŞİD terör örgütü müdür? Evet, IŞİD de terör örgütüdür. FETÖ terör örgütü müdür? Evet, FETÖ de terör örgütüdür.”

DEVLET HEM SINIR ÖTESİNDE HEM DE SINIR İÇİNDE OPERASYON YAPABİLİR

Devlet, kamu düzenini, kamu otoritesini sağlamak adına sınır içinde de sınır ötesinde de operasyon yapma hakkına da yetkisine de sahiptir. Çünkü devletin birinci sorumluluğu üniter devlet yapısını ve sınırlarını korumak, yurttaşlarının can ve mal güvenliğini korumaktır; bununla ilgili IHA da kullanır, SİHA da kullanılır. Bununla ilgili tereddüdü olan bir AK PARTİ'li milletvekili varsa oturduğu yerden bana müdahale etsin. Ayrıca, bir de kurumlar vardır yani Emniyet teşkilatımız gibi, Jandarma Genel Komutanlığı gibi kolluk kuvvetlerimiz vardır. Bu kolluk kuvvetlerimizin tarihi de ta Osmanlı'ya dayanır, Osmanlı'dan cumhuriyete gelir, bir gelenekle, bir devlet geleneğiyle yönetilen ve orada görev yapılan alanlardır bunlar.

FAİLLER ARAP ÖLENLER TÜRK
Şimdi, geçtiğimiz günlerde İstanbul'da İstiklal Caddesi'nde yine hain terör örgütüne mensup olanlar tarafından bir saldırı olayı yaşandı ve yurttaşlarımızı kaybettik; Allah rahmet eylesin. Burada, gerçekten, İstanbul Emniyet Müdürlüğünü ve emniyet güçlerini kutluyorum; çok kısa bir sürede operasyon yaparak operasyonlar sonrasında hem yardım ve yataklık yapanları hem o eylemi gerçekleştireni gözaltına aldılar ve bürokratik olarak, kurumsal kimlik olarak gereğini yaptılar. Ama olayın bir de siyasi boyutu var. Bu, normal emniyet güçlerinin kendi içerisindeki tedbirlerinden emniyet ve güvenlik politikalarından kaynaklanan bir sonuç. İşin bir de siyasi boyutu var. Nedir siyasi boyutu? Bakınız ki o eylemi gerçekleştiren kişi kaçak yollarla Türkiye'ye geliyor. Evlilik belgesi sahte, pasaportu sahte, taksiyle götürüp o alanı önceden gezdiren kişi Arap, gözaltına alınanların hepsi Arap, kaçanlar Arap ama ölenler Türk.

DÜZENSİZ GÖÇ YANLIŞ POLİTİKALARIN SONUCUDUR
Şimdi, yani bu kadar başıboş, bu kadar sorumsuzca bir anlayış olabilir mi? Düşünün ki yani bütün sahte evraklarla, sahte belgelerle kendine bir geçmiş planlıyor ve bu geçmişle Türkiye'ye geliyor, İstanbul gibi bir ile yerleşiyor, orada çalışma hayatına giriyor ve -çalışma konfeksiyonu da ayrıca Arapların- böyle bir sistem içerisinde yurttaşlarımızın can ve mal güvenliğini tehdit ediyor. Bu nedir? Bu, siyasi otoritenin yanlış politikalarının sonucudur; sorgulamamız gereken bu. Buradan, ayrıca, şunu da belirtmek isterim: Bu ülke hepimizin, bu devlet hepimizin. Biz bu ülkede yaşayan 85 milyon yurttaşız; yurttaşlık hakkımız, seçme ve seçilme hakkımız hepimizin anayasal hakkıdır ama anayasal haklarımızı korurken de bu haklarımızın bir başkasına verildiği, bizim haklarımızın sömürüldüğü bir sürece "Evet." demek doğru değildir.

SURİYELİLER ÜLKELERİNE GÖNDERİLMELİ

Suriyelilerle ilgili partimizin genel politikası da olduğu gibi, iki yıl içerisinde Suriyeliler kendi ülkelerine geri gönderilmeli, asayiş kontrol altına alınmalı, sınırlarımız elini kolunu sallayarak gezenlerin, dolaşanların gezdiği rahat yerler olmamalıdır diyorum ve hepinize saygılar sunuyorum.

Bakmadan Geçme