AK PARTİ ELAZIĞ'DA DEĞİŞİME GİDER Mİ?
Referandum bitti ama tartışmalar devam ediyor
Referandum bitti ama tartışmalar devam ediyor. Referandumu hukuki zeminde tartışanlara saygı duymakla birlikte milleti sokağa döküp insanları karşı karşıya getirmeye çalışanları onaylamak mümkün değil.
Az bir farkla sonuçlanan referandumu doğru okuyan tarafın gerekli dersleri çıkartacağını düşünüyorum. Aksi takdirde bir dahaki seçimde sürpriz sonuçlar çıkabilecektir.
Referandumu Ak Parti cephesinden değerlendirecek olursak…
Pazar gününden beri Başbakan Binali Yıldırım ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan her vesile ile halkın mesajını aldıklarını söylüyorlar. Çarşamba günü gazetecilerin olduğu kapıdan genel merkeze giriş yapan Binali Yıldırım her kademede yenilenmeye gideceklerini açık açık söyledi.
Ak Parti’nin 15 yıllık tartışmasız başarısının altında birçok sebep yatmakla birlikte, halkın nabzını çok iyi tuttuklarını, krizleri çok iyi analiz ettiklerini ve düzenli olarak kamuoyu yoklamaları yaptıklarını biliyoruz.
Önümüzdeki günlerde kabinede değişikliklerin olacağı, belediyelerin değerlendirileceğini ve birçok yerde teşkilatların yenileceğini hep birlikte göreceğiz. Acaba Elazığ bu değişimden nasıl etkilenecek?
Öncelikle teşkilata bakacak olursak…
Elazığ 1 Kasım 2015 seçimlerine yeni bir teşkilatla girmişti. Her ne kadar Türkiye’nin tamamında Ak Parti’nin oyları artmış olsa da, Elazığ teşkilatının bir disiplin içinde olduğunu gözlemleyebilmiştik. Genel merkezden gelen haberlere baktığımızda teşkilat çalışmalarının nerdeyse tamamında il teşkilatı başarılı sayılan iller arasındaydı.
15 Temmuz gecesi gösterilen performans muhtemelen Türkiye’ye örnek olacak düzeydeydi. Darbede sokağa çıkan ilk teşkilat Elazığ’dı.
Referandumda çalışma yöntemlerini kısmen eleştirsem de alınan sonuçlara baktığımızda Elazığ Türkiye genelinde ilk sıralarda yer aldı. Daha iyi olabilirdi ama referandumda hayır oylarına kayan genel sebeplerin önüne geçmelerini beklemek teşkilata haksızlık olurdu diye düşünüyorum.
Teşkilatta kadroların yenilenmesi yoluna gidilebilir ama genel merkez nezdinde Elazığ il teşkilatının başarılı sayıldığını düşünüyorum…
Vekilleri değerlendirecek olursak…
Yeni bir seçime kadar zaten değiştirmek mümkün değil. Bu sebeple şimdiye kadarki performansları kadar, bundan sonra ne yapacakları da akıbetleri konusunda muhakkak ki etkili olacaktır.
Uluova projesi ihaleye çıkacak. Şorşor Deresi çözüme kavuştu. Yimpaş binası yıkıldı. Bunların basit işler olduğunu düşünenlere on yıllardır çözülmeyen kronik sorunlarımız olduklarını hatırlatmam lazım!
Yeni stadın 2017 bütçesine alındığına dair kararla birlikte mevcut stadın yıkım kararının gelmesi sonucunda bu yılsonuna kadar stat konusunda somut bir adım atılırsa vekillerin eli iyice güçlenecektir. (Tüm bu konularda Sayın Valimizin katkısı elbette ki çok değerlidir. Ancak yazı konum farklı olduğu için Valimizin katkılarını belki başka bir yazıda ele alırız…)
Ömer Beyin Ankara bürokrasisinde etkili olduğunu görüyoruz. Bu açıdan puan topluyor. Metin Bey parti içindeki konumunu muhafaza edebilirse veya daha da etkili görevlere gelebilirse şehre olan katkısı da artacaktır. Ejder Beyin en büyük silahı tevazuu. Halk bu yönünü çok beğeniyor. Çalışmalarda tabii ki O da katkı sağlıyor…
Yeni bir seçime kadar derenin altından çok su geçecektir. Bekleyip görelim…
Belediyede ise durum şöyle…
Üç yıl geçti. Herkesin kafasında belediye için belirli fikirler netleşti. Bu üç yıl içinde Sayın Yanılmaz’ın kurumunu çok iyi tanımış olması gerekiyor. İyi yapılan icraatları yanında nelerin eksik kaldığını aslında en iyi bilen kendisidir diye düşünüyorum.
Bu açıdan, son iki yıl daha fazla ağırlığını htirebilirse başarılı bir dönemi geride bırakmış olacak. Aksi takdirde, ne kadar başarılı olursanız olun maalesef akıllarda son yaptıklarınız kalıyor. Hatanın telafisinin olmadığı bir sürece girmiş durumdalar.
Gösterişten uzak, halka dokunan, halkın taleplerini merkeze alacak olan bu iki yılın sonunda başarının gelmemesi için hiçbir sebep yok aslında.
Belediye 15 Temmuz hain işgal girişiminden sonra süren nöbetlerde gerçekten iyi organize olmuştu. Tüm kadrolarıyla meydanda ağırlıklarını htirmişlerdi.
Referandum günü de belediye çok iyi çalıştı. Tüm gün oy kullanacak ihtiyaç sahiplerine yetişmeye çalıştılar. Bu anlamda teşkilatın elini rahatlattıklarını düşünüyorum.
Referandumdan sonra, yukarıda anlattığım kişi ve kurumlar içinde gözler en fazla belediyenin üzerinde olacak. Teşkilatın neler yapacağı önemli olsa da bir dahaki seçime kadar çok fazla gözler onların üzerinde olmayacak. Yeni sisteme uyum yasalarının bir an önce çıkması gerektiği için vekiller Ankara’da daha fazla zaman harcamak zorunda kalacak…
Belediye direkt halka temas ettiği için herkesin gözü üzerlerinde olacak. Bu ortamı avantaja çevirmekte belediyenin elinde, dezavantaja çevirmekte…
Tekrar edeyim, son iki yıl çok önemli. Gösterişten uzak, halka dokunan, halkın taleplerini merkeze alan iki yıl…
Son olarak hepsine naçizane dost uyarısı olsun…
Demokrasi tarihimizin gördüğü en pragmatik parti belki de Ak Parti’dir. Halkta karşılığı olmayanın partide yeri olmayabilir!
*****
Maalesef “halkta karşılığı olmayanın partide yeri olmaz” diyemiyorum çünkü biz ne örnekler gördük! Aaah ah!
Yazı bitti… Şimdi son andaki çelişkimi toparlamaya çalışsam yazı destana dönecek!
Benim okurum feraset sahibidir. Benim yerime toparlar!
(Yav şu Erhan Dabak yazılarında “giriş, genleşme, dağıtma” şeysilerini var ya, ne güzel yapıyor ama! Öğrenemedim gitti.)