Ahmet KIZILKAYA

Özlemişiz Elazığspor'u

Ahmet KIZILKAYA

Uzunca bir süredir futbola dair bir yazı yazmıyordum. Nedeni, Türkiye’deki futbolun epey bir zamandır bir spor organizasyonundan çok türlü kötülüklerin, düzenbazlıkların, kentleri ve camiaları birbirine düşman eden bir yapının odak noktası haline gelmesidir.

Bir yandan borç batağında çırpınırken ayakta durmaya çalışan kulüpler, öte yandan kapısına kilit vurup faaliyetlerine son veren asırlık camialar, yetersiz hakemler, her gün televizyon ekranlarında yerli yersiz yorumlarla gündem oluşturmaya çalışan sözüm ona birtakım spor yorumcuları ve daha sayabileceğimiz birçok olumsuz faktör aklı başında futbol seyircisini tribünlerden de kulüplerden de uzaklaştırdı.

Rahatlıkla söyleyebilirim ki sırf gündemi takipten geri kalmamak maksadıyla seyrettiğim her kategorideki futbol maçı çoğu zaman ne seyir zevki veriyor, ne de bende bir heyecan yaratıyor. Bu düşüncem bu sezon başına hatta 2-3 ay öncesine kadar da devam ediyordu.

Ancak çocukluk, gençlik ve olgunluk çağımızın değişmez değeri Elazığspor’un yakaladığı ivme ve kentte filizlenen sportif heyecan eski yıllardaki kadar olmasa da bende de bir düşünce değişiminin başlamasına yol açtı diyebilirim.

Sezona Selahattin DİNÇEL hoca ile başlayan fakat arzu ettiği sonuçları bir türlü alamayan bordo beyazlı takımımız, Bülent YENİHAYAT’ın iş başına gelmesiyle önce başarılı saha içi sonuçlarıyla sonra da bu istikrarlı sürecin taraftarlar ve kent halkı üzerindeki olumlu etkisiyle ilgi odağı haline geldi.

Bülent hocanın 13 maçta 8 galibiyet ve 5 beraberlikle 29 puana ulaşması Elazığspor’u grupta iddialı bir konuma getirdi. Bu 29 puan maç sayısına bölündüğünde ortalama 2 puandır ki bu da şampiyon takım istatistiğidir. Asıl talihsizlik Elazığspor’un lig başında bu ivmeden uzak olmasıdır. Kim bilir lige Bülent YENİHAYAT ile başlasak belki bugün liderlik koltuğunda Elazığspor oturuyor olacaktı. Ama artık öncesinin değil bundan sonrasının hesabını yapıp, stratejisini oluşturmak gerek.

Bir takımın uzun süre yenilmezlik serisini sürdürmesi, bazen takım üzerinde stres yaratsa da Elazığspor’un birbiriyle uyumlu ve inanmış futbolcuları ve teknik heyeti zannediyorum bu stresin üstesinden gelecektir.

Turgutluspor ve Batman TPAO takımları karşısındaki Elazığspor, rakiplerinden hem daha deneyimli hem de daha ne yaptığını bilen bir takım hüviyetindeydi. Arka arkaya iki zor maçtan alnının akıyla ayrılan takımımız, bundan sonrası için de güven verdi hepimize. Aslına bakacak olursak Elazığspor’un bu istikrarlı gidişi, rakip takımlar üzerinde çok daha fazla gerginlik ve stres yaratacak ölçüde bir süreç. Zira sezona iyi başlamayan Elazığspor’u rakipler şampiyonluk denklemine dahil etmemişlerdi büyük olasılıkla.

Lider takımla aramızdaki puan farkı kapatılmayacak bir puan farkı değil. Elbette geçtiğimiz Pazar günü Batman’dan uzatma dakikalarında yenilen gol olmasa Elazığspor ligin kaderini çok daha erken değiştirebilecek bir gücün sahibi olacaktı. Ancak yine de her türlü sonucun alınabileceği bu ligde Elazığspor lige ağırlığını koyacak bir maziye ve güce sahip.

Taraftarın takıma olan inancının gittikçe artması ve Atatürk Stadyumu’nda son yıllarda pek görmeye alışmadığımız taraftar gücü, sezon sonunda bu takımı fiyakalı bir başarının öznesi haline getirebilir.

Batman deplasmanı dönüşü taraftarların takımı karşılama şekli, cadde ve sokaklarda Elazığspor’un yeniden konuşulur hale gelmesi, yönetim-teknik heyet ve futbolcu uyumu ligin kalan bölümünde Elazığspor’un diğer takımlara göre artı yönleri. Uzun zamandır alt liglerde mücadele eden takımın bir an önce bu kategoriden kurtulması yönündeki temenniler ve hamleler, büyük bir sinerjinin oluşması için yeter sebepler.

Üst sırayı oluşturan takımların bu hafta oynayacakları zorlu maçlar hafta sonunda oluşacak puan tablosunda Elazığspor için daha iyi bir görüntünün ortaya çıkmasını sağlayacaktır diye düşünüyorum. Tabi öncelikle bu hafta evimizde oynayacağımız Ergene Velimeşespor maçını kazanmak şart. Muhtemeldir ki Elazığspor istediği kadar taraftar gücünü bu maçta arkasına alıp maçtan iyi bir sonuçla ayrılacaktır. Bu sonuç hem güven ortamını daha güçlendirecek hem de şampiyonluk inancını iyice pekiştirecektir.

14 Şubat Sevgililer Günü vesilesiyle sevenlerin ve sevilenlerin gününü kutluyor, toplumsal bağlarımızın daha da güçlenmesine vesile olmasını diliyorum.

Beni okuyan, beni dinleyen, sözcüklerimin izini süren herkese teşekkür ediyorum. Bir sonraki yazımda buluşuncaya kadar sevgiyle ve huzurla kalın.

Yazarın Diğer Yazıları