TÜRKİYE OYUNA GELECEK BİR ÜLKE DEĞİLDİR!
Taha Yusuf SARIGÜL

Taha Yusuf SARIGÜL

TÜRKİYE OYUNA GELECEK BİR ÜLKE DEĞİLDİR!

17 Şubat 2018 - 11:47 - Güncelleme: 07 Mart 2018 - 12:14

Afrin operasyonu tüm hızıyla sürerken hem askeri hem de diplomatik alanda çok sıcak gelişmeler yaşanıyor. ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’un Ankara ziyareti ABD-Türkiye ilişkileri açısından kritik bir öneme sahipti. Ziyaret öncesi Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu’nun yapmış olduğu “ABD ile ilişkilerimiz ya tamamen düzelir ya da tamamen bozulur” şeklindeki açıklama çok önemliydi.

   ABD’nin bölge üzerindeki oyunları bitmez. Bir plan işlemez ise yerine başka bir plan hemen devreye girer. A, B, C, D… ABD’nin planları bitmez. ABD bütçesinden PYD için 550 milyon dolar yardım ayrılıyor. PYD=PKK bizim için. Ankara ziyareti esnasında Tillerson’dan buna bir izahat getirmesi istendi. PYD’nin PKK’dan hiçbir farkının olmadığı belirtildi. Gelen bilgilere göre verdiği cevapta Tillerson; PYD’yi, DEAŞ’a karşı mücadelede kullandıkları için desteklediklerini ve bu paraları tüm Suriye için gönderdiklerini belirtmiş. Fırat’ın batısı konusunda Türkiye’nin kararlılığını gören ABD bu durumu kabullenmiş olacak ki hem Afrin operasyonu pazarlık konusu olmamış hem de Menbiç konusunda Türkiye’ye garanti verilmiş. YPG-PYD’nin Fırat’ın batısından tamamen temizlenmesine ABD ses çıkarmıyor yani. ABD bu, terör örgütlerini işine geldiği zaman kullanır işine gelmedi mi kullanılmış bir mendil gibi buruşturup bir kenara atar.

   Esas sıkıntı Fırat’ın doğusunda yaşanacak. Türkiye Fırat’ın batısını terörden temizleme konusundaki kararlılığını Fırat’ın doğusu için de sürdürürse(ki sürdürüyor) büyük bir ABD-Türkiye krizine hazır olmalıyız. ABD’nin Fırat’ın batısında bize gösterdiği hoşgörüyü Fırat’ın doğusunda göstereceğini zannetmiyorum. Çünkü ABD’nin “üs”lerinin çoğu burada ve yine petrol kuyularının çoğu da Fırat’ın doğusunda. Yani esas savaş burada yaşanacak. Afrin’de ve Menbiç’de YPG-PYD güçlerini gözden çıkaran ABD, Fırat’ın doğusunda bu kadar rahat davranmaz.

   Afrin’de sıkışıp kalan YPG son çare olarak Esad’dan yardım istemiş. Güneyden Kuzeye doğru Esad’ın milis güçleri harekete geçmiş. Fakat Türkiye’nin anında müdahalesi ile SİHA’lar tarafından ateş altına alınan Esad’ın milis güçleri geri çekilmiş.

   Esad’ın devreye girmesi gerçekleri daha iyi görmemize neden oldu. Rusya ile de dost olunmayacağını bir kez daha anladık. “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı duyuyoruz” politikası gereği zaten bölge YPG’den temizlendikten sonra ÖSO ve rejimi arasındaki geleceği belli olmayan yeni bir kaos ortamına terk edilecekti. Türkiye’nin Suriye rejimi ile karşı karşıya gelip silahlı bir çatışma yaşaması söz konusu olmamalıdır. Bu olursa iki ülke açıktan savaşa girmiş demektir. Bu açıdan düşünülürse Rusya ve İran destekli Esad Rejimi’nin YPG’ye can simidi olmak istemesi manidardır. Tillerson’un Ankara ziyareti ile bu gelişmenin çok yakın alakası var.

   YPG ile savaşırken aslında ABD ile savaşıyoruz. Yarın Esad ile savaşırsak bu doğrudan Rusya ve İran ile savaşmamız anlamına gelir. Bu tehlikeli girdabı çok iyi görerek bölgede buna göre hamle yapmamız gerekiyor. Afrin’de aşağı tükürsen Rusya ve İran, yukarı tükürsen YPG ve ABD. Aslında Küresel Emperyalizm’in istediği durum tam da budur. Bölge kaos ortamından kurtulmasın ve hep parça parça olsun, hep çatışma hep savaş olsun isteniyor. Küresel güçler de bölgeye silah satsın ve bölgenin petrolünü sömürsün ve bu düzen böyle devam etsin. Oh ne güzel dünya…

   Bölgede savaşanların çoğu paralı asker, geri kalanı da silah zoruyla kaçırılan gençlerden ibarettir. Hilal ile Haç’ın savaşında PYD-YPG saflarında savaşan İngiliz, Alman, Fransız, İsveç’li Japon, Çin’li ve birçok farklı ulustan insanları herkes gördü. Bunlar ne için savaşıyor? Bunların hepsi ABD’nin paralı askerleridir. Hepsi emperyalizmin kölesi birer savaş makineleridir. Hepsi maşadır. ABD’nin, eli yanmasın diye kullandığı maşalardır.

Akif’in dediği gibi;

“Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela…

Hani ta’una da züldür bu rezil istila!”

   Artık tüm dünyanın bildiği bu gerçeği Müslümanların da iyice idrak etmesi gerekiyor. Türk, Kürt, Arap, Türkmen fark etmez. Tüm İslam coğrafyasının bu Küresel şer odaklarına, bu haçlı ittifakına karşı birleşmesi gerekiyor. Bu savaşın İslam ile diğer batıl dinlerin savaşı olduğunu anlaması gerekiyor tüm Müslümanların. Aksi taktirde İslam Coğrafyalarını ve Müslümanları daha çoook sömürürüler…

Allah’a emanet olun.

Bu yazı 2181 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar