SURİYE'DE BÜYÜK RESMİ GÖRMEK
Taha Yusuf SARIGÜL

Taha Yusuf SARIGÜL

SURİYE'DE BÜYÜK RESMİ GÖRMEK

01 Mart 2020 - 10:45 - Güncelleme: 01 Mart 2020 - 12:16

İtiraf edelim ki Suriye bizim için ağır bir imtihan oldu. Olmaya da devam ediyor. Geçtimiz cuma gecesi hain bir saldırı ile 34 askerimiz şehit edildi. Yüreklerimiz dağlandı. Cennete yolladığımız 34 şehidimizin ailelerine sabırlar diliyorum.

   Esad'ın bir kukla olduğu ve iplerinin de İran ile Rusya'nın elinde olduğu aşikar. Askerlerimize saldırı gerçekleştiren rejim güçleri Rusya'nın lojistik desteği olmadan böyle bir saldırıyı gerçekleştiremezlerdi. Şehitlerimizin hesabı elbet sorulmuştur, sorulacaktır. Ordumuza güvenimiz tamdır. Biliyoruz ki orada var olma savaşı veriyoruz.

   Bölgede olmayan devlet yok neredeyse. Bizim de orada olmamız  gerekiyor ki oradayız. Belki de denge siyasetinin bir gereğiydi şu andaki diplomatik ilişkilerimizin geldiği nokta. Amerikası ayrı dert Rusyası ayrı dert. İran'ı ve diğer Arap ülkelerini hiç söylemesek daha iyi. Ama uluslararası hukuk ve diplomasi gereği bu devletlerle diyaloğumuzu sürdürüyoruz.

   Bölgede 'vesayet savaşları' yaşanıyor. Masada söz sahibi olmak için sahada da söz sahibi olmanız gerekir. Bugün 911 km'lik sınırımızın olduğu Suriye'de söz sahibi isek sahadaki varlığımız nedeniyledir. İçimizden yükselen "Ne işimiz var Suriye'de'' diyenlere bundan 100 yıl önce Halep'ten, İdlip'ten gelip de Çanakkale Savaşı'nda şehit olanları hatırlatmak gerekir. Ne işleri vardı onların burada? Çanakkale Şehitliği'ndeki Halep ve İdlip yazılı mezar taşlarını gözlerine sokmak gerek. Ama anlarlarsa. İçimizdeki Baas'cı ve Esed seviciler daha düne kadar Erdoğan'a bu eli kanlı katil ile git görüş diyorlardı. Yine diyecekler.

   Türkiye’nin sahadan çekilmesini isteyenler Türkiye’nin baş aktör olmasından rahatsız olanlardır. Suriye'de ne işimiz var diyenler "Eski Türkiye" özlemi çekenlerdir. Hiçbir diplomasi gücü olmayan ikinci sınıf ülke özlemi çekenlerdir.

   Bugün Arap dünyasında lider ülke Türkiye ise, milyonlarca Müslümanın umudu Recep Tayyip Erdoğan ise bu, sahadaki askeri gücümüz nedeniyledir. Bugün sahadan çekilirsek hiçbir platformda söz sahibi olmamıza izin vermezler. Bölgeyi ABD, Rusya ve AB ülkeleri istedikleri gibi dizayn ederler. Sınırımıza da terör devletini anında kurarlar.

   Küçük resme bakanlar, 34 askerimizin şehit edildiği saldırıyı görür. Büyük resme bakanlar ise Türk ordusunun Cumhuriyet tarihinin en büyük askeri yığınaklarından birini yaparak "Benim coğrafyamda beni yok sayarak plan yapamazsınız" kararlılığını görür. Tarihimizin en büyük sınavlarından birini veriyoruz. Bölgede varolmak ve uzun yıllar söz sahibi olmak istiyorsak sahadan asla çekilmemeliyiz. Varlığımızı daha da hissettirecek gerek askeri gücümüzü gerek ise diplomasi gücümüzü artırarak bölgeyi çıkarlarımız lehine dizayn etmeliyiz. Yoksa bu dizaynı ABD veya Rusya gerçekleştirecektir. Kararlılığımız devam etmelidir.

   Cuma geceki bu saldırı, Türkiye’nin bu kararlılığı  karşısındaki öfke nöbetinin ve çıldırmanın bir yansımasıdır. Türkiye’nin geri adım atacağını ve yıldırılacağını sananlar fena halde yanılıyorlar.

   Bu vesileyle bir kez daha belirtelim ki Türkiye’yi sahalardan çekilmeye zorlayanların ellerindeki en büyük koz kendi güçleri falan değildir. Türkiye içinde, bilerek veya bilmeyerek sûret-i haktan görünerek onların diliyle konuşanlardır.

   Bu kişiler kalkmış Şehitler Tepesi'nin bundan sonra boş kalacağını vaad ediyorlar seçmene.

Aslında vaad ettikleri şey Eski Türkiye’dir. Dışarıdan emir alan, hiçbir alanda söz sahibi olmayan, büyük devletlerin karşısında el pençe divan duran Türkiye'dir.

   Şehitler Tepesi'nin de ne anlama geldiğini bilmiyorlar. Vatan için can verenler yatarlar orada. Bizler yataklarımızda rahat uyuyalım diye o tepe boş kalmıyor. Biliyoruz ki Şehitler Tepesi boş kalırsa sesimizi de soluğumuzu kesmişlerdir. Şehitler tepesinin dolup taşımasını kimse istemez elbette. Ama bu emperyalistlerle savaşımız devam ettiği sürece bu vatan için kendini feda eden, cennet mertebesine ulaşan şehitlerimiz olacaktır. Çünkü bu ordu İslam'ın ordusudur. Çünkü bu savaş hak ile batıl arasındaki savaştır.

   Hak egemen olana kadar da bu savaş devam edecektir.

Bu yazı 2560 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar