ELAZIĞ FUTBOL ŞEHRİ Mİ?
Sinan YURDAGÜL

Sinan YURDAGÜL

ELAZIĞ FUTBOL ŞEHRİ Mİ?

30 Kasım 2017 - 11:09

Hep söyleriz ya Elazığ bir futbol şehri diye, gerçekten de öyle miyiz? Bir futbol şehrinde, futbol bir yaşam tarzıdır. Futbol, sadece keyif için izlenen ve oynanan bir spor dalı değildir. Bir yaşam biçimi, bir tutku, bir ekonomik paradigma, bir sosyal payda, bir kültür, bir sevgi, bir saygı, bir hoşgörü bir muhabbettir.

Bu tür şehirlerde futbol rekabet olduğu kadar keyif, mutluluk, yarışma olduğu kadar huzur ve dostluk, yetenek olduğu kadar çalışma, oyun olduğu kadar mücadele etme ve bir meslektir. Bu tür şehirlerde futbol, sokak aralarında, caddelerde oynanmaz. Parklar, yeşil alanlar ve sahalar da oynanır. Futbol oynamaya teşvik edecek alanlar vardır. Çocuklar ailelerinin teşviki ile küçük yaşlarda futbola buralarda başlar.

Futbol şehirlerinde altyapılar vardır. Gerçek altyapılar. Torpilin, paranın, kişisel gücün geçmediği, sadece yetenekli olmanın yetmediği, çok çalışma ve azmin şart olduğu, futbolcu adaylarının çok küçük yaşlardan itibaren sistem kavramı ile tanıştığı, oynayacağı mevkinin bile genç yaşlarda belirlendiği ve belirlenen bu plan ve programı küçük yaşlardan itibaren spor kültürü, etik, ahlak ve kültürün aşılandığı altyapılar. Futbol şehirlerinde, futbol bir spor, bir eğlence olduğu kadar bir meslektir, ekonomidir, devlet buna o ciddiyetle bakar, kulüplerin gelirlerine göz dikmez, pastayı bölüşmeye değil, büyütmeye çalışır, kulüplere yardımcı olur, yatırımlara destek verir, sporcu gelişimini bilimsel ele alır, ilköğretimde futbolu önemli bir unsur olarak alır. Futbol şehirlerin de yeni yetenekleri keşfetmek, önünü açmak ve bunu da her fırsatta desteklemek bir kültürdür. Amatör liglerden, ana liglere kadar tüm yerli teknik direktörler ve o ülkedeki yabancı teknik direktörler bu kültürü yaşatır, gençlere sıklıkla forma verir, gelişimlerini katkıda bulunarak destekler, altyapıdan futbolcu çıkması bu sistemde kaçınılmaz olduğu için adeta genel kabul gören bir norm haline gelir. Futbol şehirlerinde , tribünler bırakın ana ligi, birinci lig, ikinci lig, üçüncü lig ve hatta mücadele ettiğimiz amatör maçlarda bile doludur. İnsanlar alt liglerde de takım tutar, yanında olur, çabalar, destekler, katkı sağlar.

Renklere tutku vardır ama rakiplere de SAYGI duyulur. Düşmanlık, kin, nefret yoktur olmasına da izin dahi verilmez. Maç biter DOSTUK ve olgunluk içinde takımını ve rakibini alkışlayarak evine geri döner. Futbol şehirlerin de şampiyon olan takım ayakta alkışlanır. Rakipler tarafından kıskançlıkla çekiştirilmez, eleştirilmez, saygısızlık ve hakarete maruz kalmaz. Kazanmak en önemli hedef değildir ancak keyif almak en önemli hedef ve olgudur. Sevgi, tutku ve bağlılık sadece futboladır. Sporadır. Dostluğadır. İnsanlara körü körüne biat edilmez ve bağlanılmaz. Renklere körü körüne bağlı kalınıp, mantık dışı işler yapılmaz yapılamaz. Eleştirele düşünce hakimdir. SAYGISIZLIK değil.

Bizde futbol bir yaşam tarzı mıdır?

Biz bir futbol şehri miyiz?

Yukarıdakilerden sonra bu soruya yanıtım belli. Biz futbol şehri falan değiliz. Herkesin herkesi istemediği, gençlerin yeteneklerinden çok sinir ve agresifliğini kullanan, rakibine saygı yerine hakaret eden ve bunu düzeltmek için bir şeyler yapmayan, elini taşın altına hiç koymayan, hep ben olma olgusunu taşıdığımız sürece bence biz hiç FUTBOL ŞEHRİ OLMAYACAĞIZ...

SAYGILARIMLA

Bu yazı 2951 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar