ELAZIĞ GÖL ARASI, AKAR GİDER OVASI…
Semra BAKIR

Semra BAKIR

ELAZIĞ GÖL ARASI, AKAR GİDER OVASI…

01 Kasım 2017 - 13:19

        Elazığ sahip olduğu coğrafi konum ile ada görünümünde olan bir şehirdir. Bunu, Elazığ’dan havalanan bir uçağa binmiş olan çoğu insan bilir. Çünkü bizzat tecrübe etmiştir gökyüzünden bu güzel şehri süzerek. Fırat ve Dicle Nehirleri, Murat Suyu, Peri Çayı, Keban-Karakaya Barajları bu şehrin denizleri olmuştur adeta. Hazar Gölü ise pek de farkında olmadığımız önemli değeri ile Hazarbaba Dağı’nın altında bir gelin gibi süzülür. Hafif bir sitemle bahsedeceğim bu gölden. Şehir merkezine yirmi iki kilometre uzaklıkta olan bu göl tektonik bir göl. Batıdan gelip Diyarbakır yolu üzerinde devam eden herkes, doğunun kurak coğrafyasında Hazar Gölü boyunca seyahat edince pek şaşırırlar. Hatta lise yıllarında Coğrafya derslerinde bu gölün yerini haritada gösterebilen pek azdır. Parmaklar hep Hazar Denizi’ne kayar.

        Son yıllarda Hazar Gölü’nün değer artmış, çevre şehirlerden çok nüfus almıştır. Her iki yakasında yaz aylarında bir hareketlilik yaşanmakta. Fakat bu canlılık, hareketlilik büyük bir sorun getirmiş ne yazık ki beraberinde; kirlilik. Elazığ- Diyarbakır karayolu üzerinde göl tarafına doğru yer yer kamelyalar konulmuş. Hoş da görünmüyor değil. Arabadan inip o tarafa bir yaklaşayım deseniz, aman Allah’ım geri dönersiniz. Her yer çöp içinde. Çöpe aldırış etmeyip şöyle karşıya bakayım derseniz; harikulade bir manzara. Kendinizi alamazsınız, hele bir de günün etkileyici bir zamanında uğramışsanız değmeyin keyfinize. Yalnız, başınızı öne sağa sola çevirmemek kaydı ile. O an ‘ şu doğa yabancıların elinde olsa, adamlar burayı ne yaparlardı yahu?’ demeden kendini alamıyor insan. İçiniz acıyor. Ne çok böyle talihsiz doğa harikası var ülkemizde. İnsanımız ne yazık ki çok duyarsız. Her yer çöp, her yer pislik içinde. Aslında bu salt doğuya ait bir durum değil. Ege’nin eşsiz yeşillikleri arasında tepeden seyir yapmak isteseniz, yarım saat temizlik yapmalısınız öncesinde. “Bu cennet vatanın uğruna kim olmaz ki feda?” diyor Akif. Ne de güzel diyor! Kime diyor? Karşı taraftan yani Hazarbaba Dağı’nın olduğu taraftaki yoldan gitmek isterseniz hiç tavsiye etmem. Her ne kadar yolu eskiye oranla çok daha iyi olsa da bu taraf daha berbat. Niye mi? Suya girilecek yerler daha fazla olduğu için kirlilik çok daha fazla. Çöp konteynırları da bir o kadar az ve bilmem ne kadar zaman aralıkları ile toplanan ya da toplanmayan çöpler yığınla karşılıyor bizleri ne yazık ki. En büyük kabahatli biz insanlarız elbette. Kendi sonumuzu getireceğimiz aşikar.

 

        Şimdi nerden bu konuya geldiğimi paylaşacağım sizlerle. Son bir yıldır Elazığ’da  kağıt tüketiminin çok olduğu bir çok yerde geri dönüşüm kutularının olmadığını fark ettim. Okullarda, kamuya açık yerlerde, devlete tabii birçok kuruluşta… Bunun içim Tema Vakfı’ nı araştırdım. Vakfın her şehirde bir temsilcisi mevcut. Güzel düşünülmüş açıkçası. Fakat faaliyet yok tabi. Onlarca kitabın çöp kutusuna atıldığına şahit olan biri olarak bir şeyler yapmam gerektiğini biliyordum. Bu sebeple Elazığ Valiliği Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’nün sitesine girdim. Biraz araştırma yapıp bir çözüm bulacaktım elbet. Aksi halde doğa tutkunu ben, kendimle savaşıma yenik düşecektim. Bir şeyler bulurum ümidi ile gezinirken, Tabiat Varlıklarını Koruma Müdürlüğü olduğunu gördüm ve burada okuduğum şeyleri bizzat sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü yukarıda üzülerek bahsettiğim Hazar Gölü hakkında bilinmesi gereken bilgilerdi bunlar. Biraz da şaşkınlıkla açıkçası, aynen aktarıyorum:

 

    “ Elazığ Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Tabiat Varlıkları Koruma Şubesi, Şanlıurfa Tabiat Varlıkları Bölge Komisyonuna bağlı olarak görev yapmaktadır. Bölge komisyonuna  bağlı diğer iller ise Diyarbakır, Mardin, Batman, Adıyaman ve Şanlıurfa illeridir.

Elazığ İli Hazar Gölü ve Çevresine ilişkin Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 11.07.1991 tarih ve 856 sayılı Kararı ile ;

Yılanlı Adanın I. Derecede Doğal sit alanı, Kilise adasının ve Gölün doğu yakasındaki Yarım Adanın I. Derecede Arkeolojik ve Doğal Sit Alanı (11 Hektar)

Gölün çevresini dolaşan mevcut karayolu ile Göl arasında kalan kısmın II. Derecede Doğal Sit Alanı (1.060 Hektar)

Karayolunun üst kısmında kalan alanların III. Derece Doğal Sit Alanı (20.000 Hektar) olarak kabul edilmesi Elazığ İlinin Tabiat Varlıkları ve Doğal Sit Alanı açısından önemini artırmıştır.”

             Şimdi merak ediyorum;  bu müdürlük, sit alanı kabul edilmiş alanların bu kirliliği hakkında ne düşünmekte, ne planlamakta ve ne yapmaktadır? Bu müdürlük neye yaramaktadır? Her gün yığınla çöpe giden kâğıtlar için çözümü belli olduğu halde neden bir adım dahi atmamaktadır? Ya da bizim haberimiz mi yoktur? Sorularım sanırım kabine toplantılarında kürsüden haykırılanlara benzedi biraz. Muhalefet etmezsek yanlışı düzeltme yolunda adım atmamış oluruz. İyiye gidecek yolda muhalefet hayırlıdır. Bu arada şunu da paylaşmak isterim. Elazığ Tabiat Varlıkları:

“Harput

Anıtsal Tabiat Varlığı: Kurşunlu Camii Çınarı, Fatih Ahmet Baba Çınarı, Su Gözü Çınarı

I.Derece Doğal Sit Alanı: Buzluk Mağarası Harput’ un kuzeyinde bulunan mağara Güllübağ mevkiinden yaklaşık 13 km lik bir mesafededir. Kalker kayalıklardan oluşmuştur. Oldukça sarp bir yapıya sahiptir. Mağarada yazın sürekli kar ve buz bulunmaktadır.

Ağın İlçesi

Anıtsal Tabiat Varlığı: Merkezde bulunan Çınar Ağacı, Beyelması Köyündeki 2 Adet Çınar Ağacı ve Pul Köyündeki Çınar Ağacı

 

Keban İlçesi:

Anıtsal Tabiat Varlığı: Koç Mağarası

I.Derece Doğal Sit Alanı: Keban Sarkıt ve Dikit Mağarası ayrıca Keban sarkıt dikik mağarasının doğal sit alanı sınırlarının tespit edilmesine ilişkin hazırlanacak raporlar komisyona sunulacaktır

Palu İlçesi

Anıtsal Tabiat Varlığı: Palu Mahallesi Amaratbahçe Mevkiindeki 4 adet Çınar Ağaçları ve Necip Bey bahçe ‘deki Çınar Ağacı”

                    Görülen o ki; ne şehrimizi tanıyoruz ne de koruyabiliyoruz. Bu gidişle mevsiminde balık yiyemeyeceğiz, altında oturup soluk alacak bir gölge bulamayacağız, avuçla kana kana içecek su bulamayacağız. Şehrin göbeğinde kurulu fabrikadan sebep nefes alamayacağız, çocuklara dalında çiçek gösteremeyeceğiz. Harput’tan bakınca beton, beton balkonlardan bakınca gri göreceğiz çoğu zaman.

            Günümüzün büyük sorunlarından biri olan çevre kirliliği ve yeşilin tükenmemesi konusunda yetkili mercilerin ellerinden gelenin fazlasını yapması gerekli ve acildir. Bu konuda yapılması gerekenlerin alt başlıkları oldukça fazladır elbet. Fakat bu oldukça önemli bir mecra olmuştur ki adına bakanlık açılmıştır (1983).  En azından bir yerden gözle görülür bir şeylerle başlamak gerekir. Tüm gerekli yerlere dönüşüm kutusu, sit alanlarına gerekli önemin verilmesi ve tabi bu konuda halkı bilinçlendirmek için çaba sarf edilmesi şart. Bu memleket bizim.  4000 yıllık kent…  MÖ Urartular, Malazgirt’ten sonra Artukoğulları, Anadolu Selçukluları ve Yavuz Selim tarafından fethedilerek Osmanlı… 19. yüzyılın sonlarına kadar kültür, bayındırlık gibi konularda yurdun en gözde şehirlerinden biri olarak varlığını sürdüren bu şehre nankörlük etmenin hiç kimseye yakışmayacağı konusunda hemfikir olduğumuz açık ve nettir diye düşünüyorum. Hem coğrafi hem de tarihi alanda bir mücevher gibi karşımızda parlayan şehrimiz, hak ettiği değeri bizlerden ve yetkililerden görmelidir.  Geleceğe dair filizlenen yeni nesle, hak ettikleri mirası ancak bu yolla bırakabiliriz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı 3630 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar