EFSANE OLACAK GİBİ
Semra BAKIR

Semra BAKIR

EFSANE OLACAK GİBİ

19 Ekim 2018 - 11:27

                  ‘‘Gölün üzerinde kayıklar ve sandallar. Kayıklar lüks ve salaş mekanlar, Azerin mezarı Hazar baba’da. Beş yıldızlı bir otel hemen yanı başında. Batık şehir meydanda, çıplak dağlar ormanlaştırılmış. Ördekler suda yüzüyor. Resmi kurumların zapt ettiği yerler halka açık…’’

                Sivrice ve Gezin doğal coğrafik yapısı ile güzelliklere kucak açmış bekliyor yıllardır. Dağların arasında keşfedilmeyi bekler durur. Hele ki koynunda efsaneler saklayan göl, her mevsim her ay farklı tonda maviliği ile yılan gibi kıvrılıp giden yol üzerindeki yolcuları, kışın kayak için dağ eteklerine misafir olan gezginleri alıp götürüyor.

               Sık sık o civarlarda dolaşır doğanın güzelliği ile gözlerimi doyurmaya çalışır bir yandan da söylenirdim kendi kendime. Böyle güzel bir yer için uğraş veren biri niye yok diye. Sağ olsun Vali Bey geldiği günden beri Hazar Gölü ile ilgilendi. Onu da etkilemiş olsa gerek ki bir takım girişimlerde bulundu. Bazı yatırımcıları o bölgeye çekmek için uğraşlar verdi durdu.

              Doğal güzelliğinin yanı sıra, efsanevi hikâyesi ve tarihi kalıntıları ile de merak konusu oldu hep. Su altı çalışmaları yapılmasının önü kapalı olduğu için pek fazla bilgiye ulaşılamadı. Bu nedenle Sivrice Belediyesi 2017 yılında alanın Dünya Miras Geçici Listesi’ne kabulü için UNESCO’ya başvuru yaptı. Dört bin yıl öncesine ait kalıntıların bulunduğu düşünülüyor ve bu da gölün dalış ve tarih turizmi açısından ne kadar yenilik getireceğini gösteriyor.

             Hazar Gölü tektonik bir oluşuma sahip ve zamanla su ile dolarak yerleşim yerleri basamak halinde giderek gözden kaybolmuş. İki yüz yıl öncesine kadar sular çok yükselmediğinden yerleşim yerleri rahatlıkla görülebiliyor fakat sonrasında suların hızla yükselmesiyle ortadan kayboluyor bu görüntü. Yeni yerleşim dağ eteklerine doğru çıkmaya başlıyor. İlk olarak kimlerin bu alanda var olduğu bilgisi henüz yok. Tarihi bazı araştırmalarda güzel bilgilere ulaşılıyor. Örneğin; Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde bölgedeki kilisenin Hıristiyanlık dini açısından önemli olduğuna değiniyor. Yine Osmanlı döneminde kilise adasında bir manastırın varlığından ve buraya kayıkla gidip ibadet edildiğinden bahsedilir. Selçuklu döneminde de yerleşim bu manastır etrafında kurulu olduğuna dair tarihi yazılar mevcut. Bu manastır ve bir kale Bizans döneminden geliyor aslında. Suların altında gizemli bir tarih yattığı aşikâr. Hakkıyla yapılacak sualtı çalışmaları sonrası birçok bilgiye ulaşılabilir gibi görünüyor. Keyfi olarak yapılan bazı dalışlarda bile gözle görülür eserler sergilenir gibi yatıyor su altında.

            Son zamanlarda suların epeyce çekilmesi sonrasında surlar ve kale net şekilde görülür hale gelmiştir. Bir buçuk kilometre uzunluğundaki surlar hem yetkilileri hem de ilgilileri yeterince heyecanlandırdı. Bir medeniyete ev sahipliği yaptığı düşünülürse gerçekten heyecan verici. Sadece ülkemiz açısından değil genel tarihi yapısı ve konusuyla çok ilgi çekeceğe benziyor. Fırat Üniversitesi bu konuda Valilik ile çalışmaya başlamış bile. Bu sevindirici haber açıkçası. Drone görüntüleri ile ulusal basında yer alan haberler bu durumun ehemmiyet kazanmasına da yardımcı olacaktır elbet.

        Eşine az rastlanır güzelliklere sahip bu coğrafya yerli yabancı turistlere çokça sofra açacağa benzer. Tarihi ile su altına dalmaya, kışıyla kayak yapmaya, yamaç paraşütü ile uç sporları denemeye, yakın ovaları ile doğal tohumlarını kaybetmemiş ekinlere erişime, her iki yakasında nezih balık mekânları ile vakit geçirmeye ve Ortaköy Camisi ile aynı özelliğe sahip tek cami olan Sivrice Merkez Cami’nde sulara karşı dua etme güzelliğine imkân sağlayacağa benzer. Pierre Loti’de çayını kahvesini yudumlayarak şiir paragraf yazanlar,  belki de Hazarbaba’da Dibek Kahvesi ile destan yazarlar.

                      Önünde bir tarih uzanır da çevresinde renkler dans ederse… Çorak dağlar çam yeşili, göl suları belki nilüfer çiçeklerinin değil ama ördeklerin beyazlığıyla süslenirse, bir de barak nameleri işitilirse yakın köylerden gençlerin yaktığı… Eşsiz yarattığı dağlar, ovalar, sular Mevla’nın, ilham olmaz mı!

 

 

 

 

           

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı 1966 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar