İÇİ HASARLI DIŞI MANTOLAMALI
Mehmet DUMAN

Mehmet DUMAN

İÇİ HASARLI DIŞI MANTOLAMALI

24 Haziran 2020 - 12:05

Son altı ay içerisinde yaşadıklarımız bize şunu gösterdi ki yarınlar çok uzaklarda değil artık, dört mevsimi bir günde yaşadığımız nadir günler gibi, dün, bugün ve yarın da bir arada yaşanabiliyormuş. Tıpkı bir filim şeridi gibi, tıpkı yazın ortasında yaşadığımız sel felaketleri gibi. Bugün nefes alabiliyorsak, sağlığımız yerinde olarak düşünebiliyorsak, Yaradan’a ne kadar şükür etsek azdır. İmtihan dediğimiz bu sürecin etki ve tepkilerine dayanma gücümüz bazı kendini aşan davranışlarla her ne kadar yoluna devam ediyor olsa da diğer taraftan yaşadığımız dünyayı, nefes aldığımız şehri yarınlara hazırlamak gibi asli bir görevimizin olduğunu da unutmamamız gerekiyor. İnsanlar artık neyin ne için yapıldığını, hangi hizmetlerin yıllar sonrasına taşınma amacıyla oluşturulmaya çalışıldığını, nerelerin hangi dönemlerde kimlere nasıl peşkeş çekildiğini, kısaca siyasetin akıl dışı fırçalamalarla çığırından çıkan içi hasarlı dışı mantolanmalı bir yapı olduğunu çok iyi bilmektedirler artık. Şehirler gelişimlerini devletin gücüyle olabildiği gibi bazen de yerli yatırımlar, deniz ticaretine yakınlığı, tarihi, turistik ve yörenin mevsim şartlarına göre yönlendirebilmektedirler. Tahılın iç Anadolu ovasında, meyve ve sebzenin Akdeniz ikliminde koca ülkeyi yettiği gibi. Bunların yanında yapıyı sağlam temeller üzerine oturtarak geleceği görme adına çalışan şehir yöneticilerinin şehirlerini bir yerlere taşıma çabaları da ömür boyu alacakları dualar ile manevi dünyalarının en önemli reçetesi olmaktadır bence. Ayrıca şehirlerin yaşanılabilir bir özelliğe gelmesinin dama taşları arasında, ekonomik yapı, insanların kardeşçe, kinsiz, nefretsiz, çıkarsız, hainlikten uzak gibi içsel davranışlardan uzak olmaları ve okuryazar oranının yüksek seviyelerde olması gelişim sürecinin kilometresinde önemli yer tutmaktadır. Seçilmiş ve atanmışların eşit şekilde şehre bakmaları, siyasi gömleğin seçildikten sonra katlanıp kaldırılması yönünde gösterecekleri çaba da bu sürece hiç kuşkusuz artı hız katmaktadır. Şehir içerisindeki büyük bulvarlar, haddini aşmayan binalar, çift taraflı park halinde olmayan sokaklar, şehir içi trafik, yeşil alanlar, bisiklet, yaya yolları, solunabilir hava içilebilir su, doğal güzelliklerin korunması yarınlar için düşünülen güzelliklerin hormonsuz tohumu gibi olacaktır her daim. Yaşadığımız şehre baktığımızda bazı hizmetlerin sunulabilmesi yönünde yapılabilecek çalışmalarda eldeki imkânların yol haritasında önemli yer tuttuğunu görüyoruz. Hamza Bey içme suyunun önümüzdeki yıllara vereceği katkı, bazı şehir içi bulvarların gelecekte raylı sisteme imkân verecek ölçülere göre yeniden oluşturulması, şehir altyapı hattının yenilenme çabaları, sıkıntıları hafifletme adına olumlu gelişmeler olurken, Öğretmen evinden itibaren Hükümet binasına kadar yapılması düşünülen kent meydanı da şehrin nefes alma sorununu bir nebze katkı sağlayacaktır. Konu açılmışken, şehir merkezinin Viroloji parkının bulunduğu alan temel alınarak ileriye doğru çekilmesi gündeme gelmeli bu konuda cesurca alınacak kararlarla Gazi caddesinin araç trafiğine kısmen kapatılmasının önü açılmalı ve yaşadığımız sürecin getirisi olarak da şehir içinin büyük ve açık alan şeklinde bir alış veriş merkezi olarak geleceğe sunulması düşünülmelidir. Zübeyde Hanım Caddesi üzerinde bulunan eski D.S.İ. Bölge Müdürlüğü binasının yıkılması şehir adına bir fırsat olarak görülmeli bu kurumla yapılacak görüşmeler neticesinde, bitişiğinde bulunan Viroloji parkı ve daha sonrasındaki Orman bölge müdürlüğüne bağlı yaşama süreci dolmuş lojmanlarında içerisinde bulunduğu alanın neredeyse çayda çıra kavşağına kadar olan kısmıyla oluşturulacak meydanın hayali bile şehrin geleceği adına muazzam düşlere bizi sürüklemelidir. Buralarda oluşturulacak alanlar şehir içi taşımacılık yapan dolmuş ve belediye otobüslerinin toplanma yeri olmakla kalmayıp şu anda kör düğüm olmuş trafik sorununu da büyük ölçüde çözecektir. Yine hizmet adına yazacak olursak, gerek şehir içerisinde gerekse kenar mahallelerde ki semt pazarlarının sokak ortalarındaki durumu göze ve kulağa hoş gelmeyen bozuk plak gibidir. Bu mahallelerde oluşturulacak kapalı semt pazarları haftanın diğer günlerinde köylü pazarları ya da kadın üretici pazarları gibi etkinliklerin yapılmasında mekân öncülüğü yapmakla kalmayıp aynı zamanda boş günlerde de kapalı otopark görevini üstlenerek sokak ve caddelerin rahatlamasını sağlayacaktır. Katıksız belediye halk ekmeğinin şehrimizde daha önceden olan varlığını az çok herkes biliyordur. Elazığ halkına temiz, sağlıklı ve ucuz ekmek sunmak belediyecilikte üretime katkıda bulunma adına sınırsız hizmetler ekleyecektir. Köyü bahçesi olmayıp bu uğraştan mahrum kalmış halkımız için hazine arazilerinde oluşturulacak ve kiralama yöntemiyle yirmi metrekarelik alanlar şeklinde düzenlenecek hobi bahçeleri de üretme ve sağlıklı beslenme adına milletimize destek olacaktır. Emekliler için çeşitli semtlerde yapılabilecek emekli evleri, kadınlarımız için yapılacak sosyal destek evleri bu insanların bir araya gelme, birlikte bir şeyler başarabilme ve üretebilme adına onlara verilecek değerin erişilmez olduğunu gösterecektir. Şehrimiz adına, bizimle bütünleşen Hazar gölü, Keban baraj gölü ve Fırat nehri uluslararası bir su sporunun ilimizde geleneksel bir hale getirilmesi adına göz kırparken, uluslararası Harput maratonu, Uluslararası bisiklet yarışması ve yine uluslararası çayda çıra festivali ülke sınırları içerisinde sıkışıp kalmamızın çok önüne atacaktır bizi. Park ve bahçelerde oluşturulacak ve işletme sahibinin yine belediye olacağı mini marketler dört mevsim yapılacak sağlıklı süt, yoğurt, peynir vs. satışların halkımıza daha ucuza sunulması imkânı sağlayacağı gibi güven konusunda da önde olmasını sunacaktır. Kısaca, biz bunları yazıp ve söylerken arzu ettiğimiz hizmetlerin şehrimizin gelişmesi ve yarınlara mutlu şehir olma arzusuyla hazırlanması adına kendi fikrimiz olduğunu belirtmek istiyorum. Bu şehir, bu şehri sevenlerin olduğuna göre gelin hep birlikte el ele yarınlara demekten çekinmeyelim, bu işler kuru kuruya gadan alam demekle olmaz, dua almak lazım., hep birlikte alacağımız dualara ortak olalım. Esen kalın.

Bu yazı 2149 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar